Lamartine, Ihlamur Kasrı"nda Sultan Abdülmecid"e hayran olmuştu...

00:0022/05/2010, Cumartesi
G: 3/09/2019, Salı
Osman Tanburacı - Cumartesi

Ünlü Fransız sanatçı; artık ona sanatçı mı, siyasetçi mi yoksa aşk adamı mı demek daha doğru olur bilemiyorum ama lirik şiirleriyle dünya edebiyatına damgasını vuran, romantik akımın duygusunu romanlarına aktaran akıcı üslup eşliğinde insanı mest eden bir nesir üstadıdır Lamartine.Geçen hafta mevsim bahar ya ben de İstanbul''un kasırlarını geziyorum gezdikçe de içim açılıyor. Tarihi, güne taşıyıp o sıradışı mekanlarda Osmanlı''yı yaşıyorum…Düşünebiliyor musunuz, Ihlamur Kasrı''nda… Hani Beşiktaş

Ünlü Fransız sanatçı; artık ona sanatçı mı, siyasetçi mi yoksa aşk adamı mı demek daha doğru olur bilemiyorum ama lirik şiirleriyle dünya edebiyatına damgasını vuran, romantik akımın duygusunu romanlarına aktaran akıcı üslup eşliğinde insanı mest eden bir nesir üstadıdır Lamartine.

Geçen hafta mevsim bahar ya ben de İstanbul''un kasırlarını geziyorum gezdikçe de içim açılıyor. Tarihi, güne taşıyıp o sıradışı mekanlarda Osmanlı''yı yaşıyorum…

Düşünebiliyor musunuz, Ihlamur Kasrı''nda… Hani Beşiktaş Evlendirme Dairesi''nin tam karşısındaki yüksek duvarlı ve demir kapıları olan bir bahçenin içindeyim… Sabah tazeliğinde güller, çiçekler, mavi gök yüzü ve de yemyeşil çimler gözümü, gönlümü okşuyor… Pırıl pırıl bir hava ve tarihi bir doku… Kendimi Osmanlı Sultanı sanıyorum…

Ihlamur Kasrı, diğer öteki kasırlar gibi avlak. Osmanlı Padişahları oraya avlanmaya geliyorlar dinlenmek için de ağaçların içinde küçük saraycıklar olan taş binalarda bir soluk alıp, kahve yudumluyorlar…

Koyu bir Katolik olan Alphonse de Lamartine aynı zamanda İslam dünyasının yakından tanıdığı bir seyyah. İki kez doğuyu gezerek İslamı ve Müslümanları incelemiş bir duygu adamı… O da bayılırmış buralara…

Lamartine aslında bir dünya vatandaşı ve de ince ruhlu bir insan. Önce Kudüs''e gider orada aradığını bulamayınca İstanbul''a gelir ve Mustafa Reşit Paşa ile Ali Paşa''nın himayesinde Ihlamur Kasrı''nda padişah Abdülmecid Han''la tanışır. Dolmabahçe Sarayı''nı dolaşır. Bir süre Fransız Elçiliği''nin Tarabya''daki yazlığında kalır ve Beyoğlu''ndaki binaların çatılarından İstanbul''u seyrederek günlerini geçirir. Abdülmecid Han onu hoş tutar, ona İzmir Tire''de nefis bir konak ve toprak bağışlar. Lamartine bu şirin Ege kasabasında geçirdiği günleri unutamaz.

69 yaşında ülkesine döndüğünde Paris''te ''Histoire de la Turquie'' adlı eseri yayınlanır.

Lamartine ''Osmanlı Tarihi''ni yazmadan önce İstanbul Büyükdere''de de bir süre yaşamış, Osmanlı kaynaklarını yerinde incelemiş, o yıllarda İstanbul''u gezerek öğrenmiş. Yıl 1850…

İlginç adammış Lamartine, Boğaz''ı sahilden seyreder Büyükdere''den Beşiktaş''a doğru gelirmiş sabahları… Kah denizden kah karadan… Günlerden bir gün Beşiktaş''a vardığında sırtını denize verip Ihlamur kasrına doğru ilerlemiş… Onun notlarından anladığımıza göre; Beşiktaş sahilinden Ihlamur Kasrı''na giden yol bir dere yatağı. İki tarafı ağaçlıklı ve de kuşların cıvıldadığı cennet mekan. Tatlı esen rüzgarın yalayıp geçtiği bir vadi şimdiki Şair Nedim caddesi ve Barbaros Bulvarı…

Lamartine, eski Beşiktaş Evlendirme Dairesi''nin bulunduğu, Boğaz Köprüsü''ne bağlanan yokuşun üzerindeki ağaçlık alan için şöyle diyor; ''suyu serin, el değdiğinde parmakları donduran ve hiç durmadan gürül gürül akan bir kaynak vardı orada…'' Sonraları yapılan incelemelerde Lamartine''in söylediği yerde yan yatmış bir koca testi figüründen akan sular olduğu saptanmış. Bunlar tarihçilerden aktarılan bilgiler… Ne yazık ki bugün kurumuş o kaynak…

Lamartine, Osmanlı Padişahı Abdülmecit''le görüşmek üzere bir gün Ihlamur Kasrı''na gelir ve avlanmakta olan Sultan''ı bekler. Beklerken de kasrı gezer. İçeri davet ederler girmez. Tam o sırada atının üzerinde Sultan Abdülmecit belirir…. Lamartine o sahneyi şöyle anlatır;

''İnsan güzeli yeşil gözlü iri bir adam indi atından… Heybetine heybetliydi ama yılların yorgunluğunu taşıyor gibiydi omuzlarında… Bir Osmanlı Sultanı''nın ne derdi olabilirdi ki… Anladığım o ki koca imparatorlukta işler iyi gitmiyor…''

Bir dönem Fransa Dışişleri Bakanlığı da yapan yazar Türkiye ve iki kıtayı kucaklayan dünyanın incisi İstanbul için "Orada Tanrı ve insan, doğa ve sanat hep birlikte, yeryüzünde öylesine mükemmel bir yer yarattılar ki görülmeğe değer" diyerek Osmanlıyı ve Türk''ü dünyaya tanıtmıştı.

İslam dini ve peygamberi hakkındaki görüşlerini eserlerinde sıkça dile getirerek onlardan övgüyle söz eden Lamartine, İslamın yaşam tarzından ve bilhassa tevekkül fikrinden çok etkilenmiş, İstanbul''un doğal güzelliklerini neredeyse iki asır önce yazmış. Boğazın kıyılarını, Yedi Tepeli İstanbul''un yemyeşil tepelerini ve oralardaki Osmanlı yaşamını kitaplara dökmüş. Bizlerin arasında ise İstanbul''un gizli kalmış bu mekanlarını hala bilmeyenler var. Bu sebeple ben de her fırsatta buraları geziyor ve sizlere tavsiye ediyorum.

Bir sabah mutlaka Ihlamur Kasrı''na kahvaltıya gidin. İstanbul''un göbeğinde bu kadar güzel bir mekanda olmanın huzurunu yaşayın. Halka açık yerler buralar. Aslına TBMM''nin kontrolunda ama halka açık. Ya sabah ya akşamüzeri gönül mutluluğu yaşamak istiyorsanız bir nefes sıhhat için gidin kasırlara… Ihlamur Kasrı ve Maslak Kasrı''na yakın olanlar mutlaka oraları bir ziyaret etsin.

Osmanlıyı da Türk''ü de bir tanısın…

Laf aramızda herkes de gitsin ki Lamartine karşı ayıp olmasın.