Kim suçlu? Çalışan mı, çalışmayan mı, parasını faize yatıran mı?

Özgür Bayram Soylu
Özgür Bayram SoyluYeni Şafak Gazete Yazarı
04:00, 23/09/2026, Çarşamba • Yeni Şafak Haber Merkezi
Kim suçlu? Çalışan mı, çalışmayan mı, parasını faize yatıran mı?

Cebinizde 10 milyon lira olduğunu düşünün.

Babanızdan kalmamış. Piyangodan çıkmamış. Yıllardır ticaret yapmış, mal almış satmış, vergi ödemiş, bazen kazanmış bazen kaybetmişsiniz. Sonunda şirketinizin kasasında yatırıma ayırabileceğiniz 10 milyon lira birikmiş.

Önünüzde iki seçenek var.

Birincisi, üretmek.

10 milyon lirayı yeni bir makineye, küçük bir üretim hattına ya da yeni bir işletmeye yatıracaksınız. Yer kiralayacaksınız. Elektrik yakacaksınız. Mal taşıyacaksınız. İşçi çalıştıracaksınız. Hammadde alacaksınız. Muhasebecisi, sigortası, bakımı, vergisi, tahsilat riski derken daha kapıyı açmadan bir maliyet listesi önünüze gelecek.

Üstelik müşterinin altı ay sonra aynı iştahla alışveriş yapıp yapmayacağını bilmiyorsunuz.

İkinci seçenek çok daha basit. Bankaya gidiyorsunuz.

Eylül 2026 itibarıyla üç aya kadar vadeli TL mevduatın ağırlıklı ortalama faizi yaklaşık %43,9.

Makine yok.

Fabrika yok.

Stok yok.

Tahsilat yok.

Elektrik faturası yok.

Müşteri "çek 90 gün sonra" demiyor. İşletme sermayesi yetmediğinde %49'lara yaklaşan faizle bankanın kapısını çalmak zorunda da değilsiniz.

Yani üretime tek kuruş yatırmadan, müşteri aramadan, mal satmaya çalışmadan, tahsilat kovalamadan, makine bozuldu derdi yaşamadan, işyeri kiralamadan ve stok taşımadan paranızın nominal getirisi milyonlarla ifade ediliyor.

Bu durumda üretim ile finansal getiri arasındaki rasyonel bağı koparanlar mı suçlu, sermaye sahipleri mi?

SATIŞLAR ARTMIYOR MU?

Perakende satış hacmi Temmuz 2026’da yıllık %10,4 artsa da madalyonun diğer yüzü farklı. Merkez Bankası verileri talebin hız kestiğini, altın hariç perakende büyümesinin yavaşladığını ve kart harcamalarının zayıflayarak dezenflasyonist seviyelere gerilediğini gösteriyor. Bu tabloda iş insanının asıl sorusu "Satabilir miyim?" olmaktan çıkıp "Tüm bu yüke katlandıktan sonra elime ne kalacak?" sorusuna dönüşüyor.

Bir yıl boyunca onlarca çalışanın sorumluluğu, hammadde tedariki, bozulan makineler, zamlanan elektrik, artan lojistik giderleri, tahsilat stresi ve çalışanın haklı ücret talepleriyle uğraşacaksınız. Likidite sıkışıklığında bankaya gittiğinizde ise karşınıza hem erişmekte zorlanacağınız hem de maliyeti oldukça yüksek bir ticari kredi çıkacak.

Böyle bir denklemde yatırımcı artık "Bu iş kâr ediyor mu?" diye değil, "Bu getiri mevduatı aşıyor mu?" diye soruyor. Kağıt üzerinde %20, %30, hatta %40 nominal kâr sağlayan bir işletme başarılı sayılabilir. Ancak hiçbir operasyonel risk almadan ulaşılan mevduat getirisi hepsisnin üzerinde ise rasyonel bir aklın "Ben bu riski neden alıyorum?" demesi kaçınılmaz değil mi sizce de?

O halde kim suçlu?

• Hayat pahalılığı karşısında haklı olarak zam isteyen çalışan mı?

• Artan maliyetlerle baş edemeyen üretici mi?

• Yoksa sermayesini risksiz faizde tutmayı seçen iş insanı mı?

ÇALIŞAN MI, ÇALIŞMAYAN MI?

Çelişkinin diğer cephesinde çalışan var. Barınma ve enerji gibi temel giderler yılda yaklaşık %40 zamlanırken, işçinin tek derdi maaşının erimemesi. İşveren ise bu haklı talebi kaçınılmaz bir maliyet artışı olarak görüyor. Aslında mesele bir ücret pazarlığından çıkıp küresel bir çelişkiye dönüşmüş haberimiz yok.

Dünyada şirketlerin çalışanı yalnızca bir maliyet kalemi olarak görmesinin sürdürülebilirliği de tartışılıyor. Deloitte'un 89 ülkede 9 binden fazla iş ve insan kaynakları liderini kapsayan 2026 Global Human Capital Trends araştırması, şirketlerin karşı karşıya olduğu temel dönüşümlerden birini maliyet etkinliğinden değer yaratmaya geçiş olarak tanımlıyor. Sürekli maliyet baskısının şirketleri ne pahasına olursa olsun verimlilik arayışına ittiğini belirten rapor, insan kapasitesinin giderek kıt bir kaynağa dönüştüğüne ve insanların benzersiz değer yarattığı alanlara yatırım yapılmasının önemine dikkat çekiyor. Üstelik araştırmaya katılan her 10 liderden 7'si, önümüzdeki üç yıldaki temel rekabet stratejilerinin değişen piyasa koşullarına hızlı ve çevik biçimde uyum sağlamak olduğunu söylüyor.

Yani mesele çalışanın maliyetini azaltmaktan ibaret değil. Aynı çalışanın ne kadar değer üretebildiği, yeni teknolojiye ne kadar uyum sağlayabildiği ve verimliliğinin ne ölçüde artırılabildiği de şirketin rekabet gücünü belirliyor. İşçinin ücretini yalnızca azaltılması gereken bir maliyet olarak görmek, kısa vadede şirketin bilançosunu rahatlatırken uzun vadede değer yaratma kapasitesini zayıflatma riskini beraberinde getiriyor.

BU DENKLEMİ KİM KURDU?

Bu sıkışmışlıkta denklem kilitleniyor maalesef. Biri "Bu parayla nasıl yaşarım?", diğeri "Bu masrafla nasıl üretirim?" derken, kenarda oturan tasarruf sahibi "Bu hengâmeye girmeden paramı faizde tutarım" diyor. Bu üç kesimi birbirine düşürüp ahlaki bir suçlu aramanın iktisadi karşılığı yok maalesef.

Dolayısıyla ne çalışanı, ne işvereni, ne de tasarruf sahibini suçlamak doğru.

Asıl sorulması gereken soru:

Çalışmayı, üretmeyi ve risk almayı; parayı hiçbir çaba göstermeden faizde tutmaktan daha cazip kılan bir ekonomik zemin inşa edebildik mi?

Mevcut ekonomi yönetiminin bugüne kadar ortaya koyduğu ezberlerle, üretimi değil parayı faizde tutmayı ödüllendiren bu çarpık teşvik yapısıyla ve günü kurtarmaya odaklanan anlayışla böyle bir zemini inşa etmek mümkün görünmüyor.

Bizde
insanoğlu insanoğlunun cehennemidir.
Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026