
1925’te Kaçar Hanedanlığı devrilip yerine Pehlevi Hanedanlığı kurulduğunda İran’da yaşanan sadece bir hanedan değişimi değildi. İran’da Türk hanedanları dönemi kapanmış, Fars milliyetçiliği temelinde yükselen bir yönetim ortaya çıkmıştı. Bu değişimi siyasi koşulları içinde değerlendirmek bize sınırlı bir bakış sağlayacaktır. Dolayısıyla dönemin olaylarını İngiltere ve ABD hegemonyası ya da emperyalizmin başarısı açısından da değerlendirmek gerekir. Dönemi içeriden yaşayan aydınların ilk anda olup bitenlere sevindiği ve gelecek adına umutlandığı anlaşılıyor. Büyük bir ihtimalle hanedan değişiminde İngiltere’nin rolünü görememişlerdi. İran’da hanedan değişimine paralel olarak Filistin’de İngiltere manda yönetimi kurulmuş ve İsrail’in inşa süreci başlamıştı. İran’da İngiltere ve ABD yanlısı bir rejim ortaya çıkarken Filistin’de Siyonist Yahudi devletinin temelleri atılmıştı. Kaçar Hanedanlığının yıkılmasıyla İran Türkleri de büyük kayıp yaşadı. Onlar da Pehlevi döneminde ağır bedeller ödedi. 1925’e kadar İran’da İngiltere ve ABD şirketleri, petrol savaşlarının kazanan tarafında yer aldı. Dolayısıyla Türk hanedanlığının devrilmesi ve Pehlevi hanedanlığının kurulmasıyla İran’da İngiltere ve ABD varlığı güvence altına alındı. Böylelikle İngiltere ve ABD açısından üç önemli sütun ortaya çıktı: Pehlevi Hanedanı, Siyonist İsrail devleti ve petrol şirketlerinin kazanımları.
Türkiye’de İran’la ilgili olarak daha çok 1951 ve 1953 arasındaki dönem ilgi uyandırmıştır. Bu dönemde Musaddık, Şah Rıza Pehlevi’nin önüne geçmeyi başarmış ve 1951’de İran petrolleri millileştirilmiştir. Bu hadiseyi de bölgesel ve küresel bağlamları içinde değerlendirmek gerekir. Musaddık’ın petrolü millileştirmesi sömürge karşıtlığı içinde değerlendirilmiştir. Hâlbuki petrolün millileştirilmesi ile İran’ın millileşme süreci başlamıştı. Bunun bölgesel düzeyde çok farklı yansımaları olabilirdi. Nitekim Musaddık devrildikten sonra Siyonist İsrail’in kurucularından David Ben-Gurion, İran-İsrail ilişkilerini stratejik bir kurgu içinde değerlendirmiştir. Ben-Gurion Arap olmayan bölge devletleriyle dengeleyici bir ilişki kurmak istemiştir. İran Şah’ı ile kurulan ilişkiler İsrail’e çok değerli bir zaman kazandırdı. İngiltere ve ABD istihbaratı ve hariciyesi 1953’te Musaddık’ı devirdiğinde asıl kazanan Siyonizm’di. İfade etmeye çalıştığım gibi bu hadiseyi salt petrol savaşına indirgemek büyük bir anlam daralmasına yol açmıştır. 1979 İran devrimine giden süreç bu dönemde başladı. Humeyni devrimi veya İslam devriminde yine Pehlevi hanedanı, Siyonist İsrail ve petrolün öne çıkması tesadüf değildi.
İran İslam devrimi Türkiye’de çokça gündem olmuştur. 1979’da meydana gelen devrimin sağlıklı bir analizinin yapılıp yapılmadığı sorusunu uzmanlar çok daha kapsamlı bir şekilde cevaplayacaktır. Fakat Türkiye’de çok uzun zamandan beri hatta ilk dönemlerden itibaren İran devrimi tiyatro ve oyun kategorisi içine sıkıştırıldı. Kuşkusuz bunda devrim liderlerinin büyük rolü vardı. Daha 1980’lerin ikinci yarısından itibaren millileşme süreci Fars milliyetçiliğine dönüşmüş ve Şiilik baskın bir karakter hâlini almıştı. Buna rağmen Humeyni devrimini Batı merkezli bir kurgunun içine yerleştirmek ciddi yanılgılara yol açtı. Zannımca bu yanılgıya hazırdık. Devrim sonrasında oluşan yapıyı oryantalist bir bakışla değerlendirmek, yanılgılara yol açtı. Sonraki yıllarda Humeyni’yi Paris’ten kim getirdi, arkasında şunlar bunlar namaz kıldı gibi soru ve tespitler İran’la ilgili belirsizliklerin daha da artmasına sebep oldu. İran taraftarlarının tutumu ise üstüne tuz biber ekti. Onlar daha yüzeysel bir tutumda karar kıldılar. Böylelikle devrimden hemen sonra ABD ve İsrail’le ilişkilerin oldukça sert bir karşıtlık üzerine kurulmasının temel sebepleri üzerinde anlayış birliği oluşmadı.
Petrol savaşlarının şöhretli ismi Henry Deterding’in olağanüstü başarısı ABD ve İngiltere açısından tahminimizin ötesinde sonuçlar doğurmuştur. Deterding de bir Yahudi’ydi ve onun şahsında İran’ın ve Filistin’in nasıl kolonize edileceğine dair sorular cevap buluyordu. Ortadoğu coğrafyası Anglosaksonlarla Yahudilerin ve Siyonist düşüncenin birliği ile kolonize edilecekti. Siyonistler ortaya çıkan fırsatlara göre siyaset belirlemiştir. ABD’nin İran’ı vurmasını İsrail etkisi ile açıklamak ciddi bir yanılgıdır.
İran’ı yüz yılı aşan bir dönemde İngiltere-ABD etkisiyle ortaya çıkan bağımlı unsurlarla millileşme arayışı içindeki unsurların mücadelesi içinde değerlendirmek herhâlde bize anlamlı bir çerçeve sunacaktır.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.