İkinci el domates devri!"

00:0024/10/2010, Pazar
G: 4/09/2019, Çarşamba
Sema Karabıyık - Pazar

Çocukken Ayşen Gruda''ya görünmeyen güzelliğine atfen domates güzeli dendiğini sanırdım. Bir salça reklamında oynadıktan sonra rolün üzerine yapışmasından dolayı mı; akılda kalmanın daha kolay oluşundan mı bilmiyorum; oynadığı tüm skeçlerde domates güzeli lakabı isminin önüne geçmişti.***Konya''da bir alışveriş merkezi, genelde tekstil ürünlerinde görülen, fabrika çıkışı satış olarak adlandırılan ''outlet'' uygulamasını sebze reyonunda uygulamaya başladı. Normal reyonda kilosu 7 liraya satılan domates,

Çocukken Ayşen Gruda''ya görünmeyen güzelliğine atfen domates güzeli dendiğini sanırdım. Bir salça reklamında oynadıktan sonra rolün üzerine yapışmasından dolayı mı; akılda kalmanın daha kolay oluşundan mı bilmiyorum; oynadığı tüm skeçlerde domates güzeli lakabı isminin önüne geçmişti.

***

Konya''da bir alışveriş merkezi, genelde tekstil ürünlerinde görülen, fabrika çıkışı satış olarak adlandırılan ''outlet'' uygulamasını sebze reyonunda uygulamaya başladı. Normal reyonda kilosu 7 liraya satılan domates, ''outlet'' reyonunda 3.5 liradan satılıyor.

***

Kilo kilo domates almak, aldığı domateslerle magazin sayfalarında boy göstermek. Magazin basınının son gözdesi ''domates alan şöhretler''.

***

İki yıl önce Rusya''nın pinpon topu muamelesi yapmasıyla gündemde yerini alan, tarlada fiyatı 25 kuruşlara düşen domates, bu yıl cep yakıyor. Devir ikinci el domates devri! Her akşam haberlerde domatesle ilgili bir habere rastlamak mümkün. Bazen semt pazarından görüntülerle. Bazen vatandaşın ''et alamıyorduk artık domates de alamıyoruz'' isyanıyla. Bazen porsiyonu altı liraya çıkan menemenle. Sofralardan ışık hızıyla uzaklaşan domates, beyaz camda yerini alıyor her akşam.

Fiyatı yükselen, yok satan domates; cazibesine kapılanların tarlalarına domates ekmesinden dolayı, önümüzdeki sene sudan ucuz olacak. Tarlada kalan, yollara dökülen domatesler haber bültenlerini süslerken; cep yakan sebze kürsüsünde başka bir sebze oturuyor olacak!

Arz talep dengesinden çok da haberdar olmayan, geçimini çiftçilikle sağlamaya çalışanlar; domatesin şu anki fiyatının cazibesiyle, önümüzdeki sene köşeyi dönme hayalleri kuruyorlar. Ama olmayacak, daha önce olduğu gibi. Domates kadar olmasa da daha önce de yaşandı benzer vakalar. Plansız üretim, talebin arzdan fazla olmasından dolayı yukarı çıkan fiyat; arz fazlalığında aşağı gelmekte gecikmedi. En Türkçesi bu sene hangi ürün bolsa seneye onu ekmek mantıklıyken; ne yazık ki bu sene üretimi düşük/fiyatı yüksek ürünü ekmeyi tercih ediyor köylü/çiftçi. Herkesin kendisiyle aynı şekilde hareket edeceği gerçeğini göz ardı ederek.

Talep fazlası, ürün kıtlığı yaşandığında çözümü ithalatta aramak yerine ürün planlaması yapılsa halbuki, hem çiftçi/köylü kazanacak, hem tüketici uygun fiyattan tüketecek. Domatesin tezgahlardaki fiyatı 10 liraya çıktığında üretici kazanmıyor ki aradaki tüccar kazanıyor. %92''si tüccarın cebine girerken sadece %8''i çiftçiye kalıyor.

Girmeye can attığımız, bütçesinin %45''ini tarıma destek olarak ayıran AB ülkelerinde olduğu gibi tüccarı aradan kaldırmayı başarabilsek. Kurulacak kooperatifler vasıtasıyla etiketleme, ambalajlama yaparak, çiftçi ürününü direkt tüketiciye ulaştırabilse. Çiftçiler daha iyi fiyatla satabilecek tüketici daha makul bir fiyatla satın alabilecek. Ne yazık ki tarıma destek bütçenin %2''siyle sınırlı. Planlama yok. Üretici değil aradaki tüccar kazanıyor. Sonra da gelecek tarımda nutukları atıyoruz. Gelecek tarımda da. Tarım nerede? Büyük sermaye hem hayvancılık hem gıda işine el atıyor hızla. Köylü üretimden çekiliyor, çareyi şehre göç etmekte bularak işsizlik oranlarının yükselmesine katkıda bulunuyor.

IMF''nin verilerine göre dünyada gıda fiyatları 2000 yılından bu yana dolar bazında ikiye katlanmış. Bu veriler ''gelecek tarımda'' tezini güçlendiriyor. Gelecek tarımda güzel bir cümle. Dünyanın üçüncü domates üreticisi Türkiye, ithalatçı konuma düştükten sonra gerçekten çok güzel bir cümle!

Kurban bayramı yaklaşırken et ithalatı ile hayvan fiyatları aşağı çekilmeye çalışılıyor. Canlısı giriş yaptı, cansızı geldi ama milim oynamadı et fiyatları. Bu da ispat ediyor ki et fiyatları söz konusu olduğunda da üretici değil aradaki tüccarlar vuruyor voleyi. İthalat serbest bırakıldı hala vurmaya devam ediyorlar. Üretici, canlı hayvanın kilosunu 15 liradan kestirirken; marketlerde kasaplarda 30 lira fiyat. İthalat öncesi ile sonrası arasında değişen hiçbir şey yok. Yıllarca gözü gibi baktığı, yüksek yem fiyatlarından dolayı kilosu onbeş liraya kar değil zarar eden üretici de şikayetçi durumdan. Kilosu otuz liradan et alamayan tüketici de. Aradan aracıları kaldıran bir sistem kuramadıkça tarım ve hayvancılık yapmaktan vazgeçecek köylü/çiftçi.

Sıklıkla köşelerde yazılır çizilir, kazanamayan, yoksulluk sınırında yaşayan halka mutlu musun diye sorulduğu ve evet cevabı alındığı. Sorulan mutlu musun sorusuna alınan evet mutluyum cevabının verilmesini de memnuniyet olarak algılayıp nasıl mutlu olabiliyorlar diye isyan eder köşe yazarları. Mutlu olmak başka memnun olmak başka.

Son günlerin ''sokak yazarlığı'' çerçevesinde tarla/ bahçe/köy manzaralı odamdan değil; içerden, tam içinden yazıyorum bu satırları. Hem tarım hem hayvancılık mevzu bahis olduğunda, maliyetlerin ne kadar yüksek, emeğin ne kadar fazla ama kazancın ne kadar düşük olduğunu, yaklaşık dört aydır yakından gözlemlediğim köylünün/çiftçinin sözlerine tercüman olabilmek için.