İllâ hû!

04:0010/03/2026, Salı
G: 10/03/2026, Salı
Serdar Tuncer

Seven sevdiğine sevdiğini söylesin, buyrulmuş. Zira sevginin gıdası izhardır. Tuğrul Efendi’ye rahmet olsun, o böyle derdi. İzhar, açıklamak, ortaya çıkarmak, zahir etmek demek. Sevginin en ulvisinden en süflisine varana kadar her derecesinde sevilen sevenden sevildiğini duymak ister. Sevginin süflisi olur mu? Olur. Nefsin için seversin, ölçüleri hiç eyleyecek ahval içre seversin, sevgi süfli olur. Sahte bir mücevheri almak için harcanan para gibi, boşa gitmiştir ama yine de kıymeti vardır. Sevmelerin

Seven sevdiğine sevdiğini söylesin, buyrulmuş. Zira sevginin gıdası izhardır. Tuğrul Efendi’ye rahmet olsun, o böyle derdi. İzhar, açıklamak, ortaya çıkarmak, zahir etmek demek.

Sevginin en ulvisinden en süflisine varana kadar her derecesinde sevilen sevenden sevildiğini duymak ister. Sevginin süflisi olur mu? Olur. Nefsin için seversin, ölçüleri hiç eyleyecek ahval içre seversin, sevgi süfli olur. Sahte bir mücevheri almak için harcanan para gibi, boşa gitmiştir ama yine de kıymeti vardır.

Sevmelerin en güzeli Allah rızası için olandır. Birbirini böyle sevebilenlere çok müjdeler verilmiş. Bir de Allah için olanı var sevmenin; daha muteber ama o ayrı bahis. Sahabi efendilerimizden birisi ‘seni Allah için seviyorum’ dediği vakit, bunu duyan zat hemen mukabele edermiş: Beni rızası için sevdiğin Allah da seni sevsin.

İzhar sevginin gıdasıdır fakat tek başına yeterli değildir. Sevgili seveninden delil bekler. Sevmenin delili nedir? Say sayabildiğin kadar. Sevdiğini mutlu etmek, üzmemek, cefasını nimet bilmek, sözünü dinlemek, sevdiğine benzemek, derdiyle dertlenmek, mutluluğunu kendi mutluluğunun önüne koymak, canından aziz bilmek.

Yeri geldi, yazmasam olmaz. Hazreti Fuzûli diyor ki:

“Cânı kim cânânı için sevse cânânın sever

Cânı için kim ki cânânın sever cânın sever”

Açalım mı biraz? Sevgiliyi kendisi için seven aslında kendisini sevmektedir. Canını sevgilisi için sevebilen, işte o sevgiliyi sevendir. Bizde böyle, aşk davasında racon bu! İnsan sadece sevdiğini sevmez. Sevgilinin sevdiği de sevgilidir, buyrulmuş. Bastığı toprak, su içtiği kap, gölgesinde oturduğu ağaç, dinlediği türkü, sokağından geçen köpek; hepsi birden sevilmeye layık.

Önce can sonra cânân diye bir lakırdı var hani, yanlıştır. Önce cânan sonra can, derler bir de; bu da doğru değildir. Önce de cânân sonra da cânân, yakışanı budur. Hatta aşık ve maşuğun olduğu yerde aşk yoktur, derler. Hâlâ ikilik var, iki kişi var, bir seven bir de sevilen varsa orada aşk yoktur. Ne zaman ki seven kendisinden vazgeçti, canını cânânın yolunda, uğrunda, aşkında hiç eyledi, kendisinde kendinden eser kalmadı o zaman kapısı aralanır hakiki aşkın.

“Mansur ene’l-Hak söyledi Mansur değil can söyledi

Can içre cânân söyledi keşif eyleyip esrarını”

Mecnun’a çölde rastlamışlar ve sormuşlar hani. Nerden gelirsin? Cevap: Leyla. Nereye gidersin? Leyla. Sen kimsin? Leyla. Başka bir şey bilmez misin? Leyla. Bütün soruların cevabını Leyla eyleyemeyene Mecnun’luk iddiası haramdır. Hz. Pir ve Şems-i Tebrîzî de bu bâbda anılmalı. Kim kimin mürşidi idi diye sorarlar ve pek çok cevap verilir. Ama irfan ehlinin bakışı şudur: “Hz. Mevlana fitili ve yağı hazır bir kandil gibiydi, Şems o kandili tutuşturdu, çıkan yangında kendisi de yandı.”

“Aşk odu evvel düşer mâşuka andan aşığa

Şemi gör kim yanmadan yandırmadı pervaneyi”

Kim pervane kim ateş hâlâ ayırt edilebiliyorsa aşk kemale ermemiş demektir. Sevgilinin kapısını çalan aşığa kim o diye sordukları vakit, ben geldim diyemez aşık, yasaktır. Zira sevgilinin ‘ben’ diye bir seveni yahut tanıdığı yoktur. Sen geldin deyince aralanır kapılar.

Aşk hiç olma sanatıdır. Sevgili bizimle bir kumar oynadı her şeyimizi kaybettik, diyor aşık. Yeniden kumar oynama arzusundan başka hiçbir şeyimiz kalmadı. Kazanmak için değil; kaybetmenin, yok olmanın, hiç olmanın tadını bir kez daha tatmak için. Şehit misali. Dünyaya gelip tekrar ölmeyi, tekrar ölmeyi istermiş şüheda, o hesap. Ben nefsimi katlettim, hem şehidim hem gazi! Fethi ağabeye de rahmet olsun. Aşk meydanında sadece aşık ve maşuk değil, katil ve maktul de birdir. Damla denize düşünce varlığından eser kalır mı?

Sevginin gıdası izhardır. Dil ile söylemek mübtediler harcıdır, yolun sonuna gelenlerin ise dili susar hâli haykırır sevgisini ve kimi sevdiğini. Aşık odur ki onu görenler kimi sevdiğinden haber alsınlar. Sen aynada kendini görüyorsan aşk iddiasını terk et, sana bakan sende onu görüyorsa haline şükret ve anla aşk dergahına kabul edildiğini. Yolun sonuna gelmek, bak bu da yanlış. Sevmenin sonu yoktur zira. Bizim Yunus ne güzel söyler:

“Arar idim Allah’ı buldum ise ne oldu

Ağlar idim dün ü gün güldüm ise ne oldu”

Onu buldum da bulmayı kaybettim diyor, Yusuf’u buldum da Kenan’ı yitirdim. Ne ki O zannedersin o da O’na perdedir, buyrulmuş. Bulduğunun verâsındadır o, sandığının verâsında. Ka’be kavseyn ev ednâ sırrınca yakınlık lutfedilen, gönlü gözünün gördüğünü yalanlamayan o güzeller güzeli ‘Hakkıyla bilemedim’ derken, buldum diyenin alnını karışlarlar bu yolda.

Seven sevdiğinin hüznüyle mahzun olur, seven sevdiğini mahzun etmez. Kadir Gecesi işte bu hikmetin şerhi gibidir. Bir daha ki yazıda açalım bu konuyu, nasipse…

#aktüel
#hayat
#toplum
#Serdar Tuncer