Rabin kâbusu

Taha Kılınç
Taha KılınçYeni Şafak Gazete Yazarı
04:00, 23/04/2022, Cumartesi • Yeni Şafak Haber Merkezi
Rabin kâbusu
“Birinci İntifada” adıyla tarihe geçen kapsamlı Filistin ayaklanmasının (1987) en keskin neticelerinden biri, örgütlü ve ideolojik olarak “demir leblebi” sayılabilecek bir yapının ortaya çıkmasıydı: İslâmî
Direniş Hareketi veya meşhur kısaltma adıyla Hamas.
Bu yeni yapı, hem 1960’lardan beri Filistinlileri temsil iddiasındaki sosyalist ve seküler fraksiyonlara “İslâmî” bir alternatif olmaya soyunuyor hem de İsrail işgaline karşı netice odaklı bir direniş vaat ediyordu.
Hamas’ın Filistin sokağında bulduğu güçlü karşılık,
o zamana kadar zıt kutuplarda duran işgal yönetimiyle Filistin Kurtuluş Örgütü’nü (FKÖ) aynı safa doğru sürükledi. Bu garip “düşmanımın düşmanı dostumdur” ittifakı, önce Oslo Anlaşması’nı, buna bağlı olarak da Filistin Yönetimi’nin kurulmasını doğurdu.
13 Eylül 1993 günü Beyaz Saray’ın bahçesinde İsrail Başbakanı Yitzhak Rabin ve FKÖ lideri Yâser Arafat anlaşma için imzaları atarken,
ABD Başkanı Bill Clinton da “Ortadoğu’ya barışı getiren adam” pozlarında gülümsüyordu.

Ne var ki, Ortadoğu’ya barışın geldiği falan yoktu:

Filistinlilere “yönetim” bahşedilmek suretiyle sokaklardaki gerilimin düşürülmesi,
Hamas’a karşı FKÖ’nün desteklenerek Filistin’in uluslararası arenada sadece Arafat tarafından temsil edilmesinin sağlanması, b
öylece işgalin meydana getirdiği tahribat azaltılarak, İsrail’in güvenliğinin sağlanmasıydı olan-biten.
FKÖ liderliği ise, Hamas karşısında kaybettiği mevzileri bu şekilde kazanabileceğini düşünüyordu.
Askerî ve siyasî kariyeri boyunca Filistinlilere karşı sergilediği gaddarlıkla ünlenen Yitzhak Rabin’in gayet stratejik hesaplarla attığı bu adım,
İsrail içinde
sarsıcı bir muhalefet dalgasının patlamasına neden oldu
. İsrail şehirleri, aşırı sağcı Likud Partisi’nin oportünist lideri Benyamin Netanyahu tarafından organize edilen protesto gösterileriyle inlerken, Rabin’e “Siyonist ideallerden sapmak”, “Yahudilerin kazanımlarını yok etmek”, “İsrail’i tehlikeye atmak”, “Teröristleri cesaretlendirmek” gibi suçlamalar yöneltiliyordu.
R
abin ayrıca Adolf Hitler’e benzetiliyor, FKÖ ile anlaşmak Holokost’la
kıyaslanıyordu. İş o noktaya vardı ki, yine Netanyahu’nun bizzat katıldığı bir protestoda, ellerinde tabut taşıyan kalabalıklar
“Rabin’e ölüm!”
sloganları attı. Tam bu noktada, İsrail İç Güvenlik Servisi Şin-Bet, Netanyahu’yu uyarmak zorunda kaldı:
“Rabin’in hayatı tehlikede. Dilinizi biraz yumuşatın!”
Netanyahu, bunu elbette kabul etmedi ve aynı zamanda bir tür seçim kampanyasına da dönüştürdüğü protestoları sürdürdü.
Derken,
4 Kasım 1995 akşamı, İsrail Başbakanı Yitzhak Rabin, Tel Aviv’in göbeğinde bir Yahudi tarafından vurularak öldürüldü.
Rabin’in katili Yigal Amir’in suikast gerekçesi olarak öne sürdüğü ifadeler, Benyamin Netanyahu’nun ağzından çıkanların aynısıydı. Şin-Bet’in
korktuğu olmuş, protesto dalgasının meydana getirdiği öfke ve nefret atmosferi, Rabin’in sonunu hazırlamıştı.
Netanyahu, Rabin’in öldürülmesinden sonra düzenlenen ilk genel seçimde başbakanlık koltuğuna oturdu, 1996-1999 arasında görevde kaldı.
Kudüs’te, genel olarak da Filistin ve İsrail’de son aylarda yaşanan gerilimlere bakınca,
arka planda bütün gücüyle yeniden iktidara gelmeye hazırlanan bir Benyamin Netanyahu portresi görmemek mümkün değil.
“Netanyahu nefreti” ortak paydasında buluşan ama neredeyse hiçbir konuda aynı düşünmeyen sekiz partili bir koalisyonun devirdiği Netanyahu, siyasî çizgisi ve karakteri gereği kaostan besleniyor.
Netanyahu ve müttefikleri için, Kudüs’te ve işgal altında bulunan
bütün topraklardaki her karmaşa,
mevcut İsrail hükümetinin
yetersizliğinin ispatı. Dolayısıyla, ortalık ne kadar karışırsa, Netanyahu’nun iktidar hayalleri de o kadar canlanıyor. Bu nedenle,
Yahudi yerleşimcilerin Mescid-i Aksa’ya baskın girişimlerini
sadece Müslümanlara yönelik bir tahrik olarak değil, aynı zamanda İsrail hükümetini baltalama ve zayıflatma çabası olarak da görmek gerekiyor.
Cumhurbaşkanlığı makamının sembolik ve etkisiz düzeyde olduğu, kabinenin de yamalı bohçaya benzediği İsrail’de, gerilimi yönetebilecek bir siyasî irade görünmüyor.
Yitzhak Rabin’in trajik akıbeti,
İsrailli siyasetçilerin zihninde bir kâbus şeklinde yaşamaya devam ediyor çünkü.
Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026