
Gitmeden önce eski yazılarıma göz atıp ilgim sebebiyle bana sorsaydı “Hiç zahmet etme” aklını verirdim. Sabah yazarı Mahmut Övür Hollanda''ya kadar gitti, kolay başarılamayacak bir işi kotarıp ülkenin en iyi korunan cezaevine girdi, müebbede mahkum biriyle sohbet etti.
Etti de ne oldu? Gazetesinde üç gün üst üste yayımladığı ve büyük ihtimalle hayli toz kaldırmasını beklediği ifşaatlarla dolu yazıları sessizce geçiştirildi. Kendi gazetesi bile, ünlü uyuşturucu baronu Hüseyin Baybaşin''in Mahmut Övür''e anlattıklarına fazla ehemmiyet vermedi.
Müebbet hapis mahkumu Hüseyin Baybaşin''in kaderi bu. Ne anlatırsa anlatsın kimse umursamıyor: Hollandalı Frank Bovenkerk ile araştırmacı Yücel Yeşilgöz''e anlattıklarından İletişim Yayınları''nın yayımladığı “Türkiye''nin Mafyası” başlıklı bir kitap çıktı. Reha Muhtar''dan Cüneyt Özdemir''e kadar bir düzine televizyoncu izleyenin gözlerini dört açan mülâkatlar yaptı kendisiyle. Mahmut Baksi karşısına oturup günler boyu konuşturdu; “Teyre Baz, ya da Bir Kürt İşadamı: Hüseyin Baybaşin” adıyla kitaplaştırdı.
Bir dönem devreye ben bile girdim ve Teyre Baz''dan can alıcı noktaları ön plana alan bir dizi soru sordum.
Kimseler tınmadı, aldırmadı, üzerine alınan çıkmadı.
Türk siyasi tarihini yeniden yazmayı gerektirecek çarpıcılıkta olaylar anlattığı halde, Hüseyin Baybaşin''in ağzından çıkanları kimse işitmek istemiyor. “Yalan söylüyor” deseler neyse, o tepkiyi veren bile çıkmıyor…
Mahmut Övür''e “Savcılar gelsin, sorgulasın, onlara vereceğim çuvalla belge var” demiş Baybaşin; anlatacakları Ergenekon savcılarının ilgisini çekecektir...
Devletle içiçe bir hayat onunki. İngiltere''de sahte pasaportla yakalandığında devletten bazı isimler kendisini yönlendirmiş: “Gözaltındayken MİT''ten Necdet Küçüktaşkıner ile Emniyet''ten Mete Bozbora bana; ''Burada görüştüğün insanlarla ilgili bir şey söyleme; dava kapanır, Türkiye''de serbest kalırsın'' dediler. Dolayısıyla ben adımı bile söylemedim. Benim kim olduğumu bilmiyordu İngiliz yetkililer. Zaten Türkiye''ye getirdikleri zaman şaşırdılar.
“Mesut Yılmaz dışişleri bakanıydı. Londra''da, Nabi Şensoy bey ile o zamanki ismimle yazıştım. O mektuplar hâlâ duruyor. Rahmi Gümrükçüoğlu bazı yetkililerle görüştü ve Türkiye''de müebbet ceza almış bir İngiliz vatandaşı ile beni değiştirmeyi kabul ettiler. Ve onun için yasal düzenleme zaman aldı. Bittikten sonra da beni Türkiye''ye getiren İngiliz yetkililer o İngiliz vatandaşı da geri götürdüler, Albino Cimini''ydi adı.”
Sabah yazarı, Hüseyin Baybaşin''in ağzından şu olayı da naklediyor: “Korg. Hulusi Sayın''la, Diyarbakırlılar Yardımlaşma Dayanışma Derneği''nin Başkanı Nedim Özer Bey ve Mehmet Ağar ile birlikte Beyti''de yemek yemiştik.
“Hulusi Paşa orada bizzat, ''Kürt sorunu Türkiye''yi bitirir, bu sorunu kendi içimizde çözmenin yolunu bulmamız lazım. İnsanları öldürerek, korucularla çatıştırarak bitiremeyiz. Bunları bizim çözmemiz gerekir'' diyordu. Mehmet Ağar bunları buz gibi dinledi, hiçbir cevap da vermedi. Sadece Nedim Bey ''Paşam biz bunları geçelim'' dedi. O da ''Olur mu, bu konuları geçmek olmaz. Bakın bugün biz burada oturuyoruz, yemek yiyoruz, sohbet ediyoruz. Yarın öyle bir durum gelecek ki, birbirimizi tanıyamayacağız, hiç birimizin güvenliği olmayacak.''
“Bunları Hulusi Sayın söylüyordu. Bundan birkaç gün sonra, onun katledildiğini duyunca çok üzüldüm. Nedim Bey''i aradım, ''Konuşuruz şekerim, konuşuruz'' dedi kapattı.”
Mahmut Övür''ün “Hulusi Paşa''yı bir sol örgüt öldürmedi mi?” sorusuna verdiği cevap da şu: “Sol örgütün Hulusi Paşa ile ne işi var? Her zaman devlet içindeki çeteler birilerini katlederken bir örgüt adı verirler. Onlar da üstlenir. O toplantıya Hulusi Sayın neden gidiyordu? Bunun soruşturulması lâzım. Kim yaptı, kim üstlendi değil, bu niye yapıldı? Buna bir bakmak lazım.”
DYDD Başkanı Nedim Özer ertesi gün bu anlatıma itiraz etmiş. Hulusi Sayın Paşa''yı da Mehmet Ağar''ı da tanıdığını, ama böyle bir özel yemek de, böyle özel bir diyalog da hatırlamadığını söylemiş Sabah yazarına.
O yemeği ''Teyre Baz''da daha ayrıntılı anlatıyor (s. 62-64) Hüseyin Baybaşin. Nedim Özer (Baybaşin soyadını ''Öser'' diye veriyor) Merkez Bankası''ndan emekliymiş. Başkanı olduğu DYDD''ne Baybaşin''in de üyeymiş. Mehmet Ağar o günlerde İstanbul Emniyet Müdürüymüş. Rezervasyonu Baybaşin yaptırmış, Mehmet Ağar''la Hulusi Sayın''ı Nedim Özer davet etmiş. Baybaşin, “Öser ve ben dernekten beraber çıkmış, Beyti Restoran''a benim arabamla gitmiştik” ayrıntısını da veriyor.
Belki bu ayrıntılar Nedim Bey''in hafızasını canlandırır.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.