Bu semadan bir yıldız daha kaydı ve Kemal Kelleci öldü

Yasin Aktay
Yasin AktayYeni Şafak Gazete Yazarı
04:00, 28/09/2026, Pazartesi • Yeni Şafak Haber Merkezi
Bu semadan bir yıldız daha kaydı ve Kemal Kelleci öldü

Eşkıya filminde Keje, gökyüzünde bir yıldızın kaydığını görünce, hiçbir haber almadan “Eşkıya öldü” der. “Eşkıya” Keje’nin masum dünyasında ve filmi izleyenler açısından belli aslında. Mücrim iktidarların kravatlı, papyonlu, şık giyimli, fötr şapkalı halleriyle dünyaları ele geçirdiği yerde asıl eşkıyanın kim olduğuna dair bir soru kalmamıştır. Ölen eşkıya aslında bu düzenin dışında kalmış, bu dünyanın eşkıya diye yaftaladığı biridir. Yıldız kaymış ve eşkıya ölmüştür veya tersi. Onun ölümü yalnızca yakınlarının hayatında açılan bir boşluk değildir; sanki gökyüzünün düzeninde meydana gelen bir eksilmedir. Bir yıldız kayar, bir devir kapanır, artık kolay kolay yetişmeyecek bir insan türü yeryüzünden çekilir. Ama o ölen eşkıyanın bıraktığı boşluğu doldurmaya artık yüreğinde bir özgürlük arzusu, bir direniş kırıntısı taşıyan herkes talip olur.

Özbekistan’a doğru yola çıktığım gün, değerli dava adamı, Kur’an hâdimi, kendi başına bir âlem olan Kemal Kelleci ağabeyin vefat haberini aldığımda buna benzer duygular yaşamıştım. Vefatına ayrı, cenazesine ve taziyesine katılamadığıma ayrı üzülmüştüm. O gün, Özbekistan’a dair izlenimlerimin ardından kendisi hakkında bir şehadet yazısı kaleme alacağıma söz vermiştim. Şahsı hakkındaki şehadet üzerinden İslami hareketin serencamının bir yanına bir nebze ışık tutmayı deneyecek bir yazı. Şimdi o sözün vaktidir.

Kemal Kelleci ile ODTÜ’de sosyoloji lisans eğitimini gördüğüm yıllarda 1986 veya 1987 yılında tanışmıştım. Aynı bölümde okuduğumuz birçok arkadaşın abisi olarak tanıdım, ben de ona abi dedim. Tanıdığım günlerden itibaren Ankara kitapçılarında, öğrenci evlerinde veya sonradan doksanlı yıllarda artık abonesi olduğum Kur’an üzerine sempozyumlarda, panellerde karşılaşıyor hasbihal ediyorduk. O günlerden zihnimde kalan portre, bugün hakkında anlatılan bütün şahitliklerle büyük ölçüde örtüşüyor: Sıra dışı bir kişilik, dizginlenemeyen bir irade, gem vurulamayan bir dervişlik… Kendine has kelimeleri, keskin hükümleri, hiç beklenmedik anda ortaya çıkan müdahaleleri vardı. Düşüncesinden önce enerjisi, bilgisinden önce samimiyeti, programından önce adanmışlığı insana çarpardı. Yaptığı işlerin makul bir mesai saati, hesaplanmış bir karşılığı veya şahsi menfaati yoktu.

Tek parti döneminin İslam’a karşı oluşturduğu kıyıcı, tasfiyeci politikalarının ardından gelen diriliş kuşağının çılgın Müslümanıydı benim için. Yaptıkları kendi anlatımlarının da ötesinde başkalarının anlattığı anekdotlarla, hikayelerle dilden dile dolaşan bir efsaneydi. Ama aramızda yaşayan, en sıradan, en basit, en ulaşılabilir veya ulaşabilen haliyle, her an aramızda bitebilecek etten kemikten bir efsane. Bir mücadelesi vardı, bu diriliş ırmağını coşturan, ona renk katan. Bir laik-kolonyal rejime karşı bir de eniştelere karşı.

Enişteler, yani Anadolu’nun bağrından kopup gelmiş, kimliğini Kur’an’da, İslam’da, başörtüsünde bulmuş kızlar hep “bizim kızcağızlarımızdı” onun için. Onlarla evlenecek olan aynı sosyolojiden gelmiş erkekler ise “enişteydi”. Hiçbir olumsuzluk yoktu hiçbir nitelemesinde, bir sorumluluk hatırlatan, kendince bir vaaz jargonuydu sözleri.

Bu mücadelelerinde bir yönüyle Don Kişot’a benzettiğim çok olmuştur. Tabi Don Kişot’u, yel değirmenlerini dev sanan gülünç bir hayalperest olarak görmemek şartıyla. Bir Nasrettin Hoca bilgeliğiyle. Saçma görünen davranışlarının ardında mutlaka bilgece bir yaklaşım taşıyan yanıyla. Cervantes’in kahramanının asıl trajedisi, şövalyelik ahlâkına inanmaya devam ettiği hâlde yaşadığı dünyanın adalet, sadakat, fedakârlık ve mazlumu koruma gibi erdemleri artık ciddiye almamasıdır. Bu yüzden Roman ilerledikçe insanın zihnine şu soru düşüyor: Gerçekten deli olan Don Kişot mudur, yoksa çıkarlarından başka ölçüsü kalmamış dünya mı?

Kemal Kelleci de herkesin yenilgiyi kabullendiği bir zamanda yeni bir raund talep eden adamlardandı. Bunu 92 yıllık ömrünün son günlerine kadar her zaman aynı heyecanla, yeniden başlayarak yaptı.

O raunda teknik olarak nasıl hazırlanılacağını her zaman bildiği söylenemezdi. Fakat insanın inandığı yolda yalnız kalsa bile yürümeye devam etmesi gerektiğini biliyordu. Don Kişot benzetmesi, onun bütün hayatını açıklayan bir anahtar değil, samimiyetini, naifliğini, karşısındaki düşmanları kendi kelimeleriyle isimlendirebilmesi ve bu kelimelerle kendi dilini oluşturabilmesi ve daha önemlisi yenilgiyi kabullenmeyen tarafını gösteren bir aynadır. Üstelik önemli bir farkla: Okuduğu şövalye romanları Don Kişot’u gerçeklikten uzaklaştırırken Kur’an ve Fî Zılâli’l-Kur’an, Kelleci’yi hayatın en yakıcı gerçeklerinin içine çekiyordu.

Kemal Kelleci, Cumhuriyet sonrasında bastırılan, tecrit edilen, marjinalleştirilen ve kamusal hayattan silinmek istenen İslami duyarlılığın garip kalmış neferlerinden biriydi. “Gül Yetiştiren Adam”ın temsil ettiği kuşaktandı. Yenilmiş bir medeniyetin sadık evladıydı; fakat medeniyetinin yenilmişliğini kabul etmiyordu. Her şeyin bittiğinin söylendiği yerde yeni insanlar yetiştirilebileceğine, Kur’an’la yeniden buluşan bir neslin tarihin akışını değiştirebileceğine inanıyordu.

Onu “Kur’an dervişi”, “Kur’an hamalı”, “Anadolu’ya tefsir taşıyan adam”, “uzun maraton koşucusu” ve “yeryüzünün son adanmışı” diye nitelendirenler oldu. Bütün bu ifadelerin hakikat payı vardır. Nuri Pakdil’in onu “soyu tükenen örnek insanlardan biri” diye tanımlaması da boşuna değildir. Çünkü Kelleci’nin temsil ettiği insan tipi, yalnızca bir düşünceye inanmakla yetinmiyor, bütün hayatını inandığı, inanmakla kalmayıp aşık olduğu hakikatin hizmetine, divanece veriyordu.

Kelleci büyük bir âlim, sistem kurmuş bir teorisyen veya hiyerarşik bir teşkilatın lideri değildi. Dört başı mamur, sınırları kesin biçimde çizilmiş bir düşünce sistemine sahip olduğu da söylenemez. O yüzden ait olduğu çevre içinde (Kur’an’a yapılan vurgu, bunun Peygamberi ve sünnetini şu veya bu şekilde ihmal edip etmemesi yönünden) yapılan teolojik tartışmaların dışında bir yeri vardı. Onunla o tartışmalar yapılamazdı. Onun baktığı ve gördüğü yerden her zaman yalın bir haklılığı vardı. Çünkü davası kimsenin itiraz edemeyeceği düzeyde çok temel ve çok basitti, zarurat-ı diniye kadar basit ve temel.

Çok temel ve çok basit bir hakikati erkenden kavramıştı: Yeni bir İslami öznenin inşası, Kur’an’a yönelmeden mümkün değildi. Müslümanlar dinlerini kulaktan dolma bilgilerden, hurafelerden ve donmuş alışkanlıklardan değil, doğrudan kaynağından öğrenmeliydi. Kur’an sadece tilavet edilen, ölülere bağışlanan veya yüksek raflarda saklanan bir kitap olmaktan çıkarılmalı; anlaşılmalı ve yaşanmalıydı.

Kelleci’nin İslam’dan ve Kur’an’dan anladığı bu basitlik ve bu temel düzey onun Fizilal’il-Kur’an ile tanışmasında, buluşup beraber onun altında gölgelenmeyi seçmesinde belirleyici olmuştu.

Buradan devam edelim ama yerimizi de fazla zorladık. Demek ki devam edeceğiz.

Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026