
Dünya yazımda CHP ve MHP''nin Başbakan Erdoğan''ın 12 Eylül idamlarıyla ilgili sözlerine yönelik eleştirilerine değinmiştim. "Ben de 12 Eylül mağduruyum, ama hayırcıyım" diyenler arasında bazı BDP''liler de bulunuyor. CHP ve MHP''liler 12 Eylül''den çok şikayetçiler ama bu anayasada gerçekleşecek önemli değişikliklere karşı çıkıyorlar. Bir nevi statükoyu farklı bir şekilde devam ettirmenin gayretindeler. CHP''nin askeri vesayete karşı bir konum aldığını son 15 yılda görmedik. CHP, özellikle birkaç yıldır açıkça darbeci zihniyete sahip çıkıyor. Ergenokoncular da siyasi temsilcisi olarak CHP''yi görüyorlar.
12 Eylül''ün ciddi mağdurlarından olan MHP''liler ise AK Parti karşıtlığı sebebiyle statükonun sağ cephesinde yer almayı tercih ediyorlar. Bu iki sistem partisinin köklü bir eleştiriye ve uygulama değişikliğine gitmesini beklemek pek mümkün olmayabilir. Ancak sistem muhalifi gibi görünen BDP''nin takındığı tavır daha ironiktir. Son dönemdeki tavırlar, BDP''yi ciddi şekilde statükonun ekmeğine yağ süren bir noktaya itiyor. Nasıl PKK''nın Ergenekon''la bağlantısına yönelik yorumlar arttıysa ve son dönemde yükselen şiddetin AK Parti''yi ve referandumu hedef aldığı değerlendiriliyorsa, BDP''nin statükoya hizmet eden tutumları da gözden kaçmıyor.
BDP eş başkanı Kışanak, Erdoğan''ın 12 Eylül''ü eleştiren sözleri üzerine, 12 Eylül döneminde cezaevinde olduğunu, işkence gördüğünü, bunların "timsah gözyaşı" olduğunu söylüyor. 12 Eylül mağdurlarının, Erdoğan''ın çıkışına bu kadar bozulmaları çok ilginç. Demek ki, herkes meseleyi siyasi getiri-götürü meselesi olarak değerlendiriyor. Eğer bir doğruyu muhalifi söylüyorsa bundan fayda sağlayacağı düşüncesiyle bu doğruya destek vermemek bir siyaset tarzı olarak görülüyor. Erdoğan''ın ağlamasının samimi olup olmadığını tartışanlar, kendi tavırlarının ne kadar vahim olduğunu da görmeliler. Kışanak, "evet" oyunun, 12 Eylül anayasasının devamını sağlamak olduğunu söylüyor. Anayasa değişikliğini yetersiz, eksik görmek "hayır" için yeterli bir gerekçe sunmaz. Neticede takınılan tavır, açıkça statükoya hizmet etmek olur. BDP''nin MHP ile aynı safa düşmekten çekinmemesi çok manidardır. İki parti de "hayır" cephesinde buluşmuştur. Peki kazanan kim oluyor? Statükocu çevreler, askeri vesayet özlemcileri, parti kapatmayı büyük bir erdem gibi görenler, Anayasa Mahkemesi''ni milli iradenin üzerinde görenler, ileri demokrasi yerine kendine özgü demokrasiyi isteyenler…
Kışanak''a göre AK Parti, 12 Eylül anayasasını onararak ömrünü uzatıyor. Peki Anayasayı bir bütün olarak değiştirmeye çalışan ve hakkında kapatma davası açılan parti AK Parti değil mi? Hala, yeni anayasa vurgusu yapan ve samimi olarak bu mücadeleyi veren parti de AK Parti değil mi? Asıl, bu gerekçeyle "hayır" verenler 12 Eylül anayasasının ömrünü uzatıyor, değişimci kanadın kolunu kanadını kırıyor. BDP''nin bu tavrının, kendi bünyesinde bir travmaya sebep olmama ihtimali yoktur. Hiçbir BDP''li böyle bir kandırmacayla vicdanının sesini susturamaz.
Bu yüzden diyorum ki, BDP "hayır" politikasını sürdüremez, boykot kararında ısrar edemez. Parti yönetimindeki küçük bir grup vicdanının sesini belki bastırabilir, ama büyük bir kitle bunu aynı davranışı sergileyemez.
AK Parti''ye zarar vermek için bu anayasa değişikliklerine karşı çıkmak, partilerin siyasi tasavvurlarında ciddi bir kırılma meydana getirecek, ömür boyu karşılarına çıkan bir huzursuzluk kaynağı olacaktır.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.