Almanya-Danimarka ‘seferi’: Avrupa’nın kalbinde kutlu bir direniş, diriliş, varoluş yolculuğu…

04:0015/05/2026, Cuma
G: 15/05/2026, Cuma
Yusuf Kaplan

Bir hafta sürecek bir Almanya-Danimarka seferimizin son günlerindeyiz… Stuttgart’ta başlayan Kopenhag’da sona erecek leziz, dolu dolu geçen, ruh dolu bir yolculuk yapıyoruz… Avrupa’nın üzerinde kara bulutlar dolaşıyor… Bu üçüncüsü mü, dördüncüsü mü, artık sayamaz olduk. 1830’larda başlayan 1848’lerde bütün Avrupa’yı kasıp kavuran devrimler dalgası, hiç bitmedi... 1945’ten itibaren iki büyük dünya savaşıyla Avrupa’yı cehennemin eşiğine sürükleyen kara bulutlar bir asır dolmadan 21. yüzyılın eşiğinde

Bir hafta sürecek bir Almanya-Danimarka seferimizin son günlerindeyiz… Stuttgart’ta başlayan Kopenhag’da sona erecek leziz, dolu dolu geçen, ruh dolu bir yolculuk yapıyoruz…

Avrupa’nın üzerinde kara bulutlar dolaşıyor… Bu üçüncüsü mü, dördüncüsü mü, artık sayamaz olduk.

1830’larda başlayan 1848’lerde bütün Avrupa’yı kasıp kavuran devrimler dalgası, hiç bitmedi...

1945’ten itibaren iki büyük dünya savaşıyla Avrupa’yı cehennemin eşiğine sürükleyen kara bulutlar bir asır dolmadan 21. yüzyılın eşiğinde bir kez daha hortladı: Rusya’nin Ukrayna’yı işgal etmesiyle başlayan savaşın ardından Gazze’de tarihin tanık olduğu çocukları, masum kadınları ve sivil halkı gözlerini kırpmadan katletmekten çekinmeyen İsrail askerlerimin işlediği Gazze soykırımı ve Avrupa’nın kremasını oluşturan en önde gelen düşünür, bilimadamı, entelektüel ve elitlerinin Epstein Adası’nda 500 bin çocuğa tecavüz edip, katledip kanlarını emmeleri ve ardında yamyamca yemeleri barbarlığının ifşası olan Epstein dosyaları rezaletiyle birlikte Batı uygarlığının anlam ve değer üretme kabiliyetini kaybetmesi, Avrupa’nın üzerinde yeni bir kara bulutun dolaşmasına yetti: Trump Amerika’sının Avrupa’yı hırpalaması, itip kakması, Avrupa’nın, kendisini koruyamayacak kadar zavallı, acıklı bir duruma düşmesi, paniklemesine yetti. Ve Türkiye’nin Avrupa’yu kurtarması çağrılarında bulunmalarına da yetti.

Nereden nereye…

Bu son Avrupa seferimizi, Muharrem Kartancı Hoca yazdı. İlk yazısı, giriş mahiyetinde bir yazı oldu. Lezzetli bir giriş yazısı…

Zihin açıcı okumalar…

***

Modern dünya, insanlık tarihinin en büyük teknik uygarlığını kurdu. Ama aynı zamanda insanlık tarihinin en büyük ruh krizini de doğurdu..

Bugün Batı şehirleri, aklın zaferini temsil ediyor olabilir; fakat aynı şehirler, ruhun yenilgisinin de sessiz tanıkları artık.

Zamana hükmeden, çağrısı çağını kuran batı uygarlığını tanımadan; çağı tanıyamayız; tanıyamadığımız bir çağı değiştirme iddiasında da bulunamayız..

Yusuf Kaplan hocamızın Hazır mısınız?

Mesajı ile başladı yeni bir seyahatin heyecanı; hangi ülke, hangi şehirler, gurbette kendini dinleyecek, anlayacak bir dertli yürek arayan hangi kardeşlerimiz bu seyahatte yolculuğumuzu zenginleştirecek..

Avrupa seyahatlerimizin sayısını artık saymıyoruz! Ülke ülke, eyalet eyalet, şehir şehir dolaşıyoruz.. Artık bir yol açıldı, bir iz belirdi, tohumlar saçıldı, tomurcuklanıyor çiçekler..

9-15 Mayıs tarihleri arasında Almanya-Danimarka seferi ve dönüşte İstanbul üzerinden hemen gerçekleştireceğimiz Azerbaycan seyahati sadece şehirler arasında, ülkeler arasında yapılan bir yolculuk, gezi değil.

Bu yolculuk, modern dünyanın ruh haritasını okuma, batı uygarlığının kurduğu büyük mekanizmayı yerinde gözlemleme mekanın, mimarinin toplum üzerindeki etkilerini anlama anlamlandırma ve bütün bu kuşatılmışlığa rağmen İslâm medeniyetinin hâlâ insanlığa nefes aldıracak tek umut olduğunu anlatma yolculuğuydu.

Stuttgart’tan Mannheim’a… Mainz’den Dortmund’a…Hamburg’a, Kopenhag’a kadar geçtiğimiz her şehirde aynı soruyla yüzleşeceğiz..

İnsanlık, büyük bir teknik ilerleme yaşarken, neden aynı ölçüde derinleşemiyor? Anlamı yitiriyor. İnsan niçin yok oluşa, kayboluşa, anlamsızlığa doğru sürükleniyor?

Batı şehirlerinin mimarisi bozulsaydı; taşıdığı olağanüstü bir düzen dağılsaydı Avrupa ayakta kalabilir miydi?

Yusuf Kaplan hocamız böyle bir soru soruyor ve cevabını da veriyor hemen Stuttgart sokaklarında dolaşırken: “Mekânı kaybederseniz, zamanın kölesi olmaktan kurtulamazsınız.”

Sokaklar disiplinli…

Ulaşım kusursuz…

Mimari hesaplı…

Kamusal alanlar estetik bir denge içerisinde…

Ama bütün bu düzenin ortasında insanı derinden sarsan bir eksiklik hissediliyor:

Ruh eksikliği…

Bugün Avrupa’nın yaşadığı en büyük kriz ekonomik değil; metafizik krizdir.

İnsan artık nasıl yaşayacağını biliyor; ama niçin yaşayacağını bilmiyor.

Tam da bu yüzden modern şehirler büyüyor ama insan küçülüyor..!

Kalabalıklar artıyor ama yalnızlık derinleşiyor. Bir Osmanlı şehrine baktığınızda merkezde daima mabedi görürüz. Cami sadece ibadet mekânı değildir; hayatın kalbidir. Mektep onun yanındadır. Çarşı onun etrafındadır.

Mezarlık bile hayatın içindedir.

İslâm medeniyeti ölümü hayatın dışına çıkarmaz, yok saymaz, insana sürekli faniliği hatırlatır. Bu yüzden modern insan, ölümü düşünmeden yaşayan; ama yaşamayı da beceremeyen trajik bir varlığa dönüşüyor.

Bu düşüncelerle uçak tekerleklerini Stutgart havalimanının zeminine vurdu, sert bir şekilde.

#Almanya
#Danimarka
#Yusuf Kaplan