Yazarlar Fiîlî işgale izin vermedik ama zihnî işgal millî güvenlik meselesine dönüşmek üzere

Fiîlî işgale izin vermedik ama zihnî işgal millî güvenlik meselesine dönüşmek üzere!

Yusuf Kaplan
Yusuf Kaplan Gazete Yazarı

Yazıya sarsıcı bir aforizmayla giriş yapayım: Bu ülke fiilen işgal edilmedi ama zihnen işgal edildi. Bu işgal, bütün hızıyla, bütün yıkıcılığıyla sürüyor hâlâ! 15 Temmuz fiilî bir işgal girişimiydi; millet bu saldırıyı püskürttü ama zihnî işgal’in pençesinde kıvranıyor ürpertici bir şekilde.

Toplumun bütün müşterekleri, ortak değerleri hızla yok oluyor... Toplum, toplumun geleceği demek olan genç kuşaklarımız, bu toplumu bin yıl ayakta tutan ve bu toprakları bize vatan yapan ruhunu yani İslâmî iddialarını ve rüyalarını yitiriyor. Ve kimliksiz, kişiliksiz, ruhsuz, ülkesiz, idealsiz bir kuşakla tam bir çıkmaz sokağa doğru sürükleniyor…

Cumhurbaşkanı Erdoğan, eğitimde istenilen başarılı adımların atılamadığını, AK Parti’nin fikrî bakımdan iktidar olamadığını söylemişti.

Geç kalındı ama bundan sonra köklü, kucaklayıcı adımlar atılırsa, geleceğimizi kurtaracak ve kuracak bir yola girmiş oluruz yine de. Bu toprakların kurucu ve koruyucu ruhunu inşa eden öncüler, yeni Gazâlî’ler, Yunus’lar, Sinan’lar, Itrî’ler yetiştirecek, yok edici değil diriltici, dışlayıcı değil kucaklayıcı medeniyet dinamiklerimizden beslenecek köklü bir eğitim, kültür ve medya sistemi fikri, bu zihnî işgali püskürtecek bir meydan okuma geliştirmemize imkân tanıyabilir.

RUH VERECEK BİR EĞİTİM VE KÜLTÜR...

Tek kanatlı kuş uçamaz...

Kanadı kırık bir kuşun uçmasını beklemek de hayaldir.

Türkiye hem tek kanatlı kuş hem de kanadı kırık kuş gibi.

Dünyanın sömürgeleştirilemeyen tek ülkesiyiz ama üzerimizden yüzlerce yıllık bir sömürge silindiri geçmiş, her şeyimizi tarumar etmiş bir müstemleke ülkesini andırıyoruz!

Eğitim sistemimiz, bizim medeniyet iddialarımız, ruhumuz ve dinamiklerimiz ekseninde işlemiyor.

Kültür dünyamız, müstemlekeci kafaların, metamorfoz yemiş, celladına âşık tasmalı çekirgelerin işgali altında!

Fikir hayatımız, yok bile.

Bir ülkenin eğitim sistemi, çocuklarına, sadece kuru bilgi vermez.

Bir ülkenin eğitim sistemi, çocuklarına ruh vermekle, ideal, kişilik ve ahlâk kazandırmakla yükümlüdür.

Unutmayalım: Başkalarının kavramlarıyla, bakış açılarıyla kendi dünyanızı kuramazsınız!

Kültür, sanat ve fikir hayatı, yalnızca Batı’da üretilenleri buraya aktarmakla ya da burada tepe tepe tüketmekle, bu ülkenin önünü açamaz; bu ülkenin çocuklarının ufkunu genişletemez; aksine, bu ülkenin çocuklarını hem zihnen felçleştirir hem de fiilen köleleştirir.

ÇOCUKLARIMIZI KAYBEDİYORUZ...

Bu ülkede hâkim olan sığ pozitivist / seküler eğitim sistemi, çocuklarımızın zihnini, ruhunu ve aklını körleştiriyor, yok ediyor!

Sanıldığı gibi Batılı bir eğitim sistemi filan yok bu ülkede: Sömürgeci bir eğitim sistemi hükümferma her bakımdan.

Eğitim sistemi de, kültür-sanat hayatı da, medya rejimi de çocuklarımızı mankurtlaştırıyor; kendi değerlerimize yabancılaşmış, metamorfoz yemiş kimliksiz, ruhsuz, entelektüel melekeleri donmuş, Batı’ya aşağılık kompleksiyle bakan, zihni felçleşmiş, ruhunu yitirmiş, kaygan zeminlerde patinaj yapan, dekadansla dans eden şizofren kuşaklar yetiştiriyor sadece.

Posası çıkmış Batılı değerlerin misyonerliğini yapıyor, bizim değerlerimizin altını oymaktan başka bir şey yapmıyor sömürgeci eğitim sistemi de, yoz ve yozlaştırıcı kültür, sanat ve medya rejimi de!

İnsanlığın ekmek kadar su kadar ihtiyaç hissettiği, aşılamamış ve anlaşılmamış, aksine sürgit aşınan, aşındırılan evrensel değerlerimizi yok sayıyor, su gibi harcıyor!

Çocuklarımızı kaybediyoruz...

Genç kuşaklar, gözümüzün içine baka baka yok oluyor... Elimizden kayıp gidiyor...

Genç kuşaklarımızın da, ailelerinin de, yöneticilerimizin de şu soruları sormaları gerekiyor kendilerine:

Hangi kültürü yaşıyoruz?

Hangi rüyaları görüyoruz?

Hangi idealleri taşıyoruz?

Hangi iddiaları hayata geçirme mücadelesi veriyoruz?

Bu sorular üzerinde düşününce, kendi kültürümüzü, kendi zamanımızı, kendi dünyamızı yaşamadığımız gerçeğini görünce uykularınız kaçmıyorsa, bu ülke bitmiştir, diye hükmedebiliriz!

RUHUNU KORUYAMAYAN BİR ÜLKENİN VARLIĞINI KORUYABİLMESİ HAYALDİR!

Her zaman söylediğim gibi, gençlerini ihmal edenler, geleceklerini imha ederler.

Hayalleri olmayanlar başkalarının hayalleriyle yaşarlar!

Bu toplum, eğitim sistemini, kültür, sanat ve medya hayatını, insanlığın şiddetle ihtiyaç hissettiği bizim evrensel medeniyet değerlerimiz, ruhköklerimiz ekseninde silbaştan yeniden inşa edemezse, bırakınız insanlığa bir şeyler sunabilmeyi, varlığımızı sürdürebilmemiz bile tehlikeye girer. (Bu cümleyi her yazıda tekrarlayasım var!)

Bu ülkenin en temel sorunu, medeniyet sorunu, dolayısıyla hâdiselere kendi medeniyet perspektiflerimizle bakabilme, yorumlayabilme meselesidir; özlü bir ifadeyle, zihinsel işgaldir, zihinlerimizin işgal edilerek bizim celladımıza âşık edilmemizdir.

Medeniyet fikrimizi, perspektifimizi, ruhumuzu, dinamiklerimizi, zihin setlerimizi, eğitim, düşünce, kültür, sanat, medya hayatımıza nakşetmenin, gergef gibi işlemenin yollarını bulamazsak, yok olmaktan kurtulamayız.

Ruhunu koruyamayan bir ülkenin, varlığını korumasını beklemek olmayacak duaya âmin demektir.

Ruh, köklerde gizlidir, göklere yönlendirir. Köklere inemezseniz, göklere yükselemezsiniz.

Eğitimde, kültürde kazanılamayan bir istiklal ve istikbal mücadelesi, kaybedilmeye mahkûmdur.

O yüzden, bu ülkenin eğitim, kültür, gençlik sorunu, terörden de, ekonomik krizlerden de önemlidir ve millî güvenlik meselesi hâline gelmiştir!

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.