
Küresel belirsizliklerin ve sıkı finansal koşulların damga vurduğu 2025’in ardından Ankara iş dünyası, 2026’ya temkinli bir iyimserlikle adım attı. ATO Başkanı Gürsel Baran, enflasyonda kalıcı düşüş, finansman maliyetlerinde gerileme ve yüksek katma değerli üretim odaklı büyümenin önümüzdeki dönemin temel hedefleri olduğunu vurguladı.
Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, dünya ekonomisinin son yıllarda alışık olunmayan ölçekte bir belirsizlik döneminden geçtiğini belirtti. Pandemiyle başlayan küresel kırılganlıkların, jeopolitik gerilimlerin, yüksek enflasyon ve sıkı para politikalarıyla birleşerek ekonomilerin manevra alanını daralttığını dile getiren Baran, “2025 yılı küresel ekonomide, büyümenin olduğu ancak güven ve öngörülebilirliğin sınırlı kaldığı bir yıl oldu” dedi.
FİYAT İSTİKRARI HENÜZ YAKALANAMADI
Uluslararası kuruluşların tahminlerinin, küresel büyümenin 2025’te ve 2026’da yüzde 3 civarında seyredeceğine işaret ettiğinin altını çizen Gürsel Baran, bu oranın, ekonomide durgunluk yoksa da yeterli ölçüde büyümenin yaşanmayacağına işaret ettiğini belirtti. Enflasyonla mücadelenin birçok ülkede devam ettiğini ancak fiyat istikrarı hedeflerine henüz tam olarak ulaşılamadığını vurgulayan Baran, küresel ticaretin, büyümeye kıyasla daha zayıf bir seyir izlediğini söyledi. Baran, korumacılık eğilimleri ve jeopolitik risklerin, mal ticaretini baskılarken hizmet ticaretinin görece daha iyi durumda olduğunu kaydetti.
HEM RİSK HEM DE FIRSATLAR DÖNEMİ
Yaşanan küresel gelişmelerin, Türkiye gibi gelişmekte olan ve dış finansman ihtiyacı yüksek ülkeler açısından hem riskleri hem de fırsatları beraberinde getirdiğini ifade eden Gürsel Baran, şunları söyledi: “Türkiye ekonomisi 2025 yılında, enflasyonla mücadele ve makroekonomik dengelenme çabalarının ön planda olduğu bir süreç geçirdi. Sıkı para politikası devam ederken, büyümenin pozitif seyretmesi Türkiye ekonomisinin dayanıklılığını ortaya koydu. Yıl genelinde büyüme hızının yüzde 3–3,5 bandında gerçekleşmesi, resesyon riskini bertaraf ettiğimizi ancak temkinliliği de elden bırakmamamız gerektiğini işaret ediyor.”
ENFLASYON HALA BEKLENEN SEVİYEYE İNMEDİ
Enflasyonla mücadelenin yavaş da olsa etkisini göstermesinin büyük önem taşıdığını vurgulayan Gürsel Baran, “Hala beklenen düzeye inmemesi ekonomideki sıkı para politikasının devam edeceğini gösteriyor. Tüm gelişmelere rağmen işsizlik oranının tek hanede kalması, özellikle hizmetler sektörünün ve KOBİ’lerin istihdamı koruma yönündeki çabasını gösteriyor. Bununla birlikte, genç işsizlik ve nitelikli işgücü ihtiyacının, önümüzdeki dönemin de en önemli konuları arasında yer almaya devam edeceğini söylemek mümkün” dedi.
Enflasyonda kalıcı düşüş temel hedef
Küresel talebin zayıf olduğu bir dönemde dahi ihracatta artış yaşanmasının, üretim altyapısı ve pazar çeşitliliğinde elde edilen başarının somut göstergesi olduğunun altını çizen ATO Başkanı Gürsel Baran, şu ifadeleri kullandı: “Enerji ve ara malı ithalatına bağımlılık, dış ticaret açığı ve cari denge üzerinde baskı oluşturmaya devam ediyor. 2025 yılı, iş dünyasının hareket kabiliyetinin kısıtlı kaldığı bir yıl oldu. Yüksek finansman maliyetleri, işletme sermayesi ihtiyacını artırırken, yatırım kararları daha temkinli bir yaklaşımla ele alındı. Buna rağmen üretimini, ihracatını ve istihdamını korumaya çalışan işletmeler, ekonominin omurgasını ayakta tuttu. 2026 yılında enflasyondaki düşüş eğiliminin kalıcı hâle gelmesini, finansman maliyetlerinin gerilemesini ve yatırımların yeniden hız kazanmasını bekliyoruz. Büyümenin daha sağlıklı bir kompozisyonla sürmesi, sürdürülebilirlik için önem taşıyor.”
Yüksek katma değer odaklı büyüme önceliğimiz
2026 yılı için temkinli iyimserlik içinde olduklarını belirten Gürsel Baran, “Dijitalleşme, yeşil dönüşüm, yüksek katma değerli üretim ve ihracat odaklı büyüme, Ankara iş dünyasının önümüzdeki dönemdeki temel yönelimleri olacak. Finansmana erişimin kolaylaştırılması, KOBİ’lerin yüklerinin hafifletilmesi, istihdam üzerindeki maliyetlerin gözden geçirilmesi iş dünyasının beklentileri arasında ilk sıralarda yer alıyor. Nitelikli insan kaynağının geliştirilmesi ve üniversitesanayi iş birliğinin güçlendirilmesi, rekabet gücümüzü belirleyecek unsurlar arasında. Türkiye üretmeye, ihracata ve istihdam oluşturmaya devam ediyor. 2026 yılının, Türkiye ekonomisinin daha sağlam temeller üzerine oturduğu bir yıl olacağı ümidi içindeyiz” dedi.






