
Gazze’ye yönelik ablukayı hem sembolik hem de fiili olarak delmeyi hedefleyen Küresel Sumud Filosu, 2025’in en dikkat çekici uluslararası sivil dayanışma girişimi olarak tarihe geçti. Dünyanın farklı ülkelerinden yüzlerce aktivistin bir araya gelerek oluşturduğu bu konvoy, küresel vicdanın sesi olmayı başardı.
Gazze’ye uygulanan abluka, yıllardır milyonlarca insanı gıda, temiz su, ilaç, barınma ve hareket özgürlüğü gibi en temel insani haklardan mahrum bırakan sistematik bir kuşatma niteliği taşıyor. Diplomatik girişimler, protestolar ve yardım çağrılarına rağmen ablukanın sona erdirilmesine yönelik somut bir sonuç elde edilemedi. Kara, deniz ve hava yoluyla Gazze’ye insani yardım ulaştırma çabalarının İsrail tarafından defalarca engellenmesi, sivil toplum örgütlerini daha güçlü ve uluslararası bir dayanışma mekanizması kurmaya yöneltti. Bu çabaların son halkası olan Küresel Sumud Filosu, The Global Movement to Gaza, Freedom Flotilla, Sumud Nusantara ve Kuzey Afrika Filistin Dayanışma Örgütü’nün güçlerini birleştirmesiyle oluşturuldu. Filo, farklı coğrafyalardaki dayanışma pratiklerini tek bir hedefte buluşturarak tarihin en büyük sivil deniz konvoylarından biri olarak değerlendirildi.
DAYANIŞMA SINIR TANIMADI
Gazze’ye deniz yoluyla yardım girişimleri 2008’den bu yana sürüyor. Free Gaza ve Liberty gemileriyle başlayan süreç, 2010’daki Mavi Marmara saldırısıyla uluslararası hafızaya kazındı. 2016’da Zaytouna-Oliva, 2018’de al-Awda ve 2025 yazında Madleen ile Hanzala gemilerinin durdurulması, bu girişimlerin karşılaştığı riskleri bir kez daha ortaya koydu. Buna rağmen sivil inisiyatiflerin kararlılığı, Gazze’deki insani trajediyi görünür kılma çabasını güçlendirdi. Küresel Sumud Filosu, ölçeği ve kapsayıcılığıyla önceki girişimlerden ayrılıyor. Kırktan fazla ülkeden doktorlar, gazeteciler, sanatçılar, hukukçular, akademisyenler ve siyasetçiler filoda yer aldı. Canlı yayınlar ve gemi takip sistemleri sayesinde olası müdahalelerin gizlenmesi neredeyse imkânsız hale geldi.Uluslararası Adalet Divanı’nın 2024’te aldığı kararlara rağmen insani yardımın sahada engellenmeye devam etmesi, filoyu sivil toplumun hukuksuzluğa verdiği bir tepkiye dönüştürdü. Hukukçulara göre abluka, toplu cezalandırma niteliği taşıyor ve aç bırakma politikaları savaş suçu kapsamına giriyor Türkiye’den katılım da dikkat çekti. Gazeteciler, akademisyenler, doktorlar ve bazı milletvekilleri filoda yer aldı. Müdahaleler sırasında çeşitli Türk vatandaşlarının alıkonulması üzerine diplomatik girişimlerde bulunuldu. Sumud Filosu’nun en çarpıcı yönü ise taşıdığı ahlaki anlam oldu. Küçük sivil teknelerin devasa savaş gemileriyle karşı karşıya gelişi, küresel vicdana güçlü bir mesaj verdi. Bu girişim, Gazze halkının yalnız olmadığını göstermek ve uluslararası kamuoyunu sorumluluk almaya davet etmek açısından önemli bir sembol haline geldi.






