Emeği merkeze alan yeni nesil sendikacılık

04:005/01/2026, الإثنين
G: 4/01/2026, الأحد
Yeni Şafak
Mahmud Altunsoy
Mahmud Altunsoy

Enerji sektöründe dönüşen çalışma koşulları, sendikal anlayışta da yeni bir dönemi beraberinde getiriyor. Enerji İşçileri Sendikası, emeği merkeze alan, sosyal destek ve uzlaşıyı önceleyen modeliyle çalışanların hayatının her alanına dokunan güçlü bir sendikal yapı ortaya koyuyor.

Enerji sektörü, Türkiye ekonomisinin lokomotif alanlarından biri olarak sanayi üretiminden altyapı yatırımlarına, hane halkı tüketiminden kamu hizmetlerine kadar geniş bir etki alanı yaratıyor. Elektrik, doğal gaz, yenilenebilir enerji ve enerji altyapı projelerinde görev yapan on binlerce emekçi, bu stratejik sektörün görünmeyen ama en kritik gücünü oluşturuyor. Sektördeki hızlı büyüme, özelleştirmeler, taşeronlaşma ve yeni çalışma modelleri ise sendikal yapıları daha kapsayıcı, daha esnek ve daha çözüm odaklı olmaya zorluyor. Bu dönüşüm sürecinde Enerji İşçileri Sendikası, klasik sendikacılık anlayışının ötesine geçen yaklaşımıyla öne çıkıyor.

SEKTÖRDE DEĞİŞEN DİNAMİKLER

Türkiye’de enerji sektörü uzun yıllar boyunca tekil bir sendikal yapı üzerinden temsil ediliyor. Ancak sektörün büyümesi, özel sektör yatırımlarının artması ve iş gücü profilinin çeşitlenmesi, bu yapının sahadaki sorunlara yanıt verme kapasitesini zamanla sınırlıyor. İşçiler; ücret, sosyal haklar ve iş güvenliği kadar psikolojik destek, hukuki danışmanlık ve aile odaklı sosyal politikalar talep ediyor. Bu noktada Enerji İşçileri Sendikası, yalnızca toplu sözleşme süreçlerine odaklanan bir yapıdan ziyade, işçinin hayatının tüm alanlarına dokunan bir sendikal model geliştiriyor. Sendika, emeğin korunmasını ekonomik kazanımların ötesine taşıyarak sosyal refah, aidiyet ve sürdürülebilir çalışma barışı hedefiyle faaliyet yürütüyor.

KURULUŞ HİKÂYESİ: SAHADAN DOĞAN BİR SENDİKA

Enerji İşçileri Sendikası’nın temelleri 2013 yılında atılıyor. Genel Başkan Mahmud Altunsoy öncülüğünde, enerji iş kolunda çalışan 14 emekçi; sahada yaşanan sorunlara doğrudan tanıklık eden bir anlayışla yeni bir sendikal yapı kurma kararı alıyor. Kuruluş sürecinde temel motivasyon, mevcut sendikal pratiklerin işçiye yeterince temas edememesi ve sendikaların zamanla kendi iç dinamiklerine hapsolması oluyor. “Sendikanın işçisi değil, işçilerin sendikası” anlayışı, kuruluş felsefesinin özünü oluşturuyor. Bu ilke, sendikanın kurumsal çıkarları değil, doğrudan işçinin hak ve refahını önceleyen bir çizgide konumlanmasını sağlıyor.

2015 YILINDA TEKEL KIRILDI

Enerji İşçileri Sendikası için en kritik eşiklerden biri 2015 yılı oluyor. Sendika, iş kolu barajını aşarak yetkili sendika statüsünü kazanıyor ve enerji sektöründe 52 yıldır süren tek sendikal yapı hâkimiyetini sona erdiriyor. Bu gelişme, yalnızca sendika açısından değil, Türkiye sendikal hareketi açısından da önemli bir kırılma noktası olarak değerlendiriliyor. Yetkinin kazanılmasıyla birlikte sektörde sendikal rekabet artıyor, işçilerin alternatiflere erişimi genişliyor ve toplu iş sözleşmesi süreçlerinde daha dengeli bir yapı oluşuyor. İşçiler, farklı sendikal anlayışları karşılaştırma imkânı buluyor.

KAZAN-KAZAN ODAKLI SENDİKAL YAKLAŞIM

Genel Başkan Mahmud Altunsoy, sendikanın temel başarısını dengeli ve rasyonel bir sendikacılık anlayışına bağlıyor. Altunsoy, işçi haklarının savunulmasının işverenle sürekli bir çatışma üzerinden yürütülmesinin uzun vadede sürdürülebilir olmadığını vurguluyor.

“Bizim anlayışımızda kazanan yalnızca işçi ya da yalnızca işveren değildir. Kalıcı kazanımlar, iki tarafın da sürecin parçası olduğu bir dengeyle mümkündür” diyen Altunsoy, diyalog ve müzakerenin sendikal faaliyetlerin merkezinde yer aldığını ifade ediyor. Bu yaklaşımın, iş barışını güçlendirdiği ve üretim süreçlerine olumlu yansıdığı belirtiliyor.

SADECE İŞ YERİNDE DEĞİL, HAYATIN İÇİNDE

Enerji İşçileri Sendikasını benzer yapılardan ayıran en önemli unsurlardan biri “sosyal sendikacılık” modeli oluyor. Sendika, üyelerini yalnızca iş yerindeki hak mücadelesiyle sınırlı görmüyor; onların bireysel, ailevi ve psikolojik ihtiyaçlarını da sendikal sorumluluğun bir parçası olarak ele alıyor. Üyelere ücretsiz hukuki danışmanlık sağlanıyor, alanında uzman psikologlar aracılığıyla psikolojik destek hizmetleri sunuluyor. Bu hizmetler, özellikle yoğun ve riskli çalışma koşullarına sahip enerji sektöründe çalışan işçiler için önemli bir destek mekanizması oluşturuyor.

ÖZEL SEKTÖRDE YETKİ VE GÜÇLÜ TEMSİL

Enerji İşçileri Sendikası, yalnızca kamu işletmelerinde değil, özel sektörde de güçlü bir yetki alanına sahip bulunuyor. Kalyon, Cengiz, Kolin, Kazancı, Eksim, Güriş ve Doğanlar Holding gibi Türkiye’nin önde gelen enerji ve altyapı şirketlerinde yetkili sendika olarak faaliyet yürütülüyor. Bu tablo, sendikanın hem işçi nezdinde hem de işverenler açısından güvenilir bir muhatap olarak kabul gördüğünü ortaya koyuyor. Altunsoy, özel sektördeki bu yetkiyi “sorun üreten değil, çözüm geliştiren sendika” yaklaşımının doğal sonucu olarak değerlendiriyor.

RAKAMLARLA SENDİKAL FAALİYETLER

Enerji İşçileri Sendikasının 2025 Aralık ayına kadar yürüttüğü çalışmalar, rakamlara da yansıyor. Üyelere toplam 39 milyon 438 bin TL’yi aşan sosyal yardım ödemesi gerçekleştiriliyor. Vefat eden üyelerin ailelerine 1 milyon 80 bin TL tutarında ölüm yardımı sağlanıyor. Yıl boyunca 1.626 saha ziyareti yapılıyor, yaklaşık 30 bin işçiyle birebir temas kuruluyor. 48 bini aşkın telefon görüşmesiyle üyelere doğrudan destek sunuluyor. 579 üyeye hukuki destek verilirken, 1.455 seans ücretsiz psikolojik danışmanlık hizmeti sağlanıyor. Ayrıca sosyal sorumluluk kapsamında 4.369 zeytin fidanı toprakla buluşturuluyor.

GELECEĞE DÖNÜK PROJELER VE DİJİTAL ADIMLAR

Enerji İşçileri Sendikası, önümüzdeki dönemde üyelerin alım gücünü desteklemeye yönelik yeni projeleri hayata geçirmeyi hedefliyor. “Pazarım” adı verilen dijital platform ile kaliteli ve uygun fiyatlı ürünlerin doğrudan üyelere ulaştırılması planlanıyor.


#Vizyon eki
#Sendika
#Emekli
#Toplum