Tarih soygununa seyirci kalmadık

Sevda Dursun
Sevda Dursun
04:005/01/2026, Pazartesi
G: 4/01/2026, Pazar
Yeni Şafak
Mehmet Nuri Ersoy.
Mehmet Nuri Ersoy.

Türkiye, tarihi eser kaçakçılığına artık sessiz kalmayan güçlü bir politika izliyor. Son bir yılın kültür ve sanat vizyonuyla ilgili değerlendirmede bulunan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, son beş yıl içinde bir milyon kültür varlığının ele geçirildiğini ve yurt dışına kaçırılan eserlerin tek tek geri alındığını vurguladı.

Türkiye, kültür ve sanat alanında son yılların en kapsamlı dönüşüm süreçlerinden birini yaşıyor. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, hem kültür-sanatın toplumun tüm kesimlerine yayılmasını hem de Türkiye’nin binlerce yıllık mirasının korunarak dünyaya tanıtılmasını hedefleyen çalışmaları Yeni Şafak Vizyon Eki için anlattı.

Kültür ve sanat alanında bu yıl öne çıkan ve önümüzdeki yıllarda da yankıları sürecek olan vizyon projeleriniz neler?

Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak kültür ve sanat alanında oluşturduğumuz yeni anlayışın bir gereği olarak çalışmaların kalıcı ve sürdürülebilir olmasının yanında yaygınlaşmasına da dikkat ediyoruz. Bu çerçevede hem yurt içinde hem de yurt dışında kapsamlı birçok etkinliğe imza attık. Bunların başında Türkiye Kültür Yolu Festivali geliyor. 2021 yılında yalnızca bir şehirde, İstanbul’da başlattığımız bu yolculuk, 2025 yılında 20 şehre ulaştı. İstanbul Beyoğlu’nda, başta Atatürk Kültür Merkezi (AKM) olmak üzere yenilediğimiz ve ihya ettiğimiz tarihi mekânları halkımızla buluşturmak amacıyla başlattığımız bu çalışma; 2022 ve sonrasında farklı şehirlere taşındı.

Türkiye Kültür Yolu Festivali şu anda kaç şehirde yapılıyor? Festivallerin hayatımıza girdiği bu 4 yılı değerlendirebilir misiniz?

2025 yılında, 20 şehirde, 180 günlük bir takvim içinde; 873 mekânda, bin 224 etkinlik noktasında, 50 binden fazla sanatçının katılımıyla toplam 9 bin 645 etkinlik düzenlendi. Bu etkinliklerde yaklaşık 22 milyon sanatseveri ağırladık. Festivalin 5. yılı, başarılarla ve güzel anılarla dolu bir şekilde 9 Kasım’da sona erdi. “Kültür ve sanatla bütünleşmiş bir turizm” vizyonuyla ilerleyen Türkiye Kültür Yolu Festivali yolculuğu, 2026 yılında 26 şehirde, 2027 yılında ise 32 şehirde devam edecek. Bizim hedefimiz; 85 milyon vatandaşımızın kültür ve sanata erişimini artırmak, ülkemize gelen ziyaretçileri kültürümüzle buluşturmak, sanatçılarımızı destekleyerek onların dünyaya açılmasını sağlamak ve aynı zamanda dünyaca ünlü sanatçı ve sanat topluluklarını ülkemizde ağırlayarak Türkiye’nin tanıtımına katkı sunmak. Başarılı olduk mu? Evet, olduk. Ancak hedefimiz, bundan çok daha fazlasını başarmak ve daha nitelikli, daha ses getiren projelere imza atmak.

YAŞAYAN MİRAS ŞÖLENİ

Kültür Yolları haricinde başka kültür sanat projeleriniz neler?

“Bir Anadolu Şenliği” adıyla yeni bir kültür projesini daha hayata geçirdik. Bu yıl Hakkâri, Tunceli, Bitlis, Bingöl ve Şırnak’ta vatandaşlarımızı Bakanlığımızın sanat kurumlarının sahnelediği konserlerle, tiyatro oyunlarıyla ve sahne gösterileriyle buluşturduk. Önümüzdeki yıl bu şenlikler dokuz şehirde devam edecek.

Geleneğin geleceğe aktarılması da en temel önceliklerimiz arasındadır. Bu çerçevede, “Yaşayan Miras Şöleni” etkinliklerini halkımızla buluşturuyoruz. Bu etkinliklerle; kültürel ve sanatsal birikimimizin aynası olan Somut Olmayan Kültürel Mirasımıza ve bu mirası yaşatan meslek gruplarına yönelik toplumsal bilinci artırmayı, duyarlılığı güçlendirmeyi, sürdürülebilirliği sağlamayı ve sanatçılarımızı desteklemeyi amaçlıyoruz. Ayrıca, “Opera ve Bale Her Yerde” mottosuyla birinci Anadolu Opera ve Bale Festivalini” de hayata geçirmiş bulunuyoruz.

DOĞU VE BATI SANATININ EV SAHİBİ GARLAR

Kültür ve sanata katkı sunan mekân merkezli çalışmalarınız da var. Sirkeci ve Haydarpaşa Garlarında çalışmalar ne durumda?

Asırlardır kıtaları ve kültürleri birbirine bağlayan, insanları buluşturan İstanbul’un en önemli simgelerinden Sirkeci ve Haydarpaşa Garları, günümüzde doğu ve batı sanatını bir araya getirerek kültürel etkinliklere ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Sirkeci Gar sahasında bulunan her bir tarihi yapı, mimari ve kültürel değerleri korunarak, kent yaşamına yeniden kazandırılacak. “Kültür Adası” temasıyla tasarlanan gar sahasındaki yapılar; müze, kütüphane, sanatsal etkinlik alanları ve peyzaj düzenlemeleriyle toplumun her kesimine hitap eden nitelikli bir kamusal çekim merkezine dönüşecek.

Haydarpaşa Gar sahasında kütüphaneler, sergi alanları ve Anadolu Yakası’nın uzun süredir ihtiyaç duyduğu Arkeoloji Müzesi ile gar sahasında ortaya çıkarılan arkeolojik buluntular “Arkeopark” olarak düzenleniyor. Ayrıca etkinlikler ve açık hava programlarıyla İstanbul’da yeni bir kamusal kültür-sanat işlevi üstlenecek.

BEŞ YILDA BİR MİLYON KÜLTÜR VARLIĞI ELE GEÇİRİLDİ

Dünyanın dört bir yanından getirilen tarihi eserlerimiz artık gurur kaynağımız. Tarihi eser kaçakçılığıyla mücadelenizden biraz bahsedebilir misiniz?

Kültür varlığı kaçakçılığıyla mücadele ve yasadışı olarak yurtdışına kaçırılmış eserlerin iadelerinin sağlanması Bakanlığımızın önceliklerinin başında geliyor. 2020 yılında, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü bünyesinde yer alan Kaçakçılıkla Mücadele Şube Müdürlüğü, üç şube müdürlüğünün bağlı bulunduğu bir Daire Başkanlığı statüsüne yükseltilmiş ve ilave uzman personel görevlendirilmiştir. Bu sayede, yurtiçi ve yurtdışı konularının ayrı Şube Müdürlüklerince yürütülmesi sağlanmış ve ayrıca eğitim ve farkındalık çalışmaları için bir Şube Müdürlüğü kurularak mücadelenin bütün boyutlarıyla, etkin bir şekilde ve farklı uzmanlık alanları çerçevesinde gerçekleştirilebilmesine katkıda bulunulmuştur. Bu kapsamda 2025 yılı içerisinde 158 bin 619 adet, 2020 ile 2025 yılları arasında ise toplam 1 milyon civarında kültür varlığı ele geçirildi.

Yurt dışına kaçırılan kültür varlıklarının iadesiyle ilgili neler yapılıyor?

Bakanlığımızın girişimleri neticesinde iadeler gerçekleştikçe ülkemiz kökenli kültür varlıklarına talebin azaldığı gözlemleniyor. Uzmanlarımızca müzayedeler, müzeler, koleksiyonlar ve diğer satış kanallarında yapılan düzenli takipler yurt dışına çıkarılmış eserlerin tespit edilmesini sağlıyor. Adalet, Dışişleri, İçişleri ve Ticaret Bakanlıkları ile koordineli olarak gerçekleştirilen girişimler de düzenli olarak Bakanlığımızca takip ediliyor. Kültürümüze, tarihimize, medeniyetimize dair hangi eser kaçırılıp yurt dışına çıkarıldıysa, mutlaka izini sürüyor ve o eserin yeniden topraklarımıza getirilmesi için çalışma gerçekleştiriyoruz. Geldiğimiz noktada uluslararası çevreler de artık bunun farkında ve Türkiye’nin gücünü hissetmektedirler. Maalesef tarihimizde çok özel yeri olan çokça eser zamanında ülkemizden kaçırılmıştı. Ama artık bu yaşanan soyguna seyirci kalan bir Türkiye yok. 2002-2025 yılları arasında toplam 13 bin 376 adet, 2025 yılı içerisindeyse 109 adet eserin ülkemize iadesi sağlandı.

65 İLDE 255 KAZI ALANI

Son yıllarda arkeolojik kazılarda da çok hızlı sonuç alınıyor ve önemli çalışmalar yapılıyor. Arkeolojik kazılardaki bu hızı değerlendirebilir misiniz?

Bizim üzerinde en fazla durduğumuz alanlardan biri de hiç şüphesiz kültürel miras konusudur. Bu alanda büyük bir devrim gerçekleştirdiğimizi gönül rahatlığıyla ifade edebilirim. 2023 yılında başlatılan “Geleceğe Miras Projesi”, ülkemizdeki arkeolojik kazı, koruma ve restorasyon süreçlerinde yeni bir dönemin kapılarını açmış, uluslararası

bir arkeoloji seferberliğini mümkün kılmıştır.

2025 yılı itibarıyla 65 ilde 255 kazı alanına ulaşılmış, yabancı heyetlerce yürütülen 29 kazı da 12 aylık kazı programına dahil edilerek her birine birer Türk Koordinatör Kazı Başkanı atanmıştır. Böylece ülkemizde arkeoloji alanında hem süreklilik sağlanmış hem de bilimsel koordinasyon en üst düzeye çıkarılmıştır. Projenin 2025 yılı ilk 11 ayında bin 200’den fazla uzman, 3 binden fazla çalışan istihdam edilerek, 15 bini aşkın envanterlik buluntu bilim dünyasının hizmetine sunulmak üzere gün yüzüne çıkarıldı.

Şu anda dünya arkeoloji camiası Türkiye’deki çalışmaları yakından takip ediyor.

Karahantepe tarihi değiştirebilir

En önemli kazılarımızdan Göbeklitepe ve Karahantepe’de son durum nedir? Dünyaya yansımaları nasıl oluyor?

Bakanlığımız tarafından 2021 yılında başlatılan Şanlıurfa Neolitik Çağ Araştırmaları–Taş Tepeler Projesi, dünya kültür mirası açısından benzeri bulunmayan bir kapsam ve derinlikte yürütülüyor. Projenin beşinci yılı itibariyle Ayanlar Höyüğü’nün de çalışmalara dahil edilmesiyle araştırma alanı 12 ayrı noktaya ulaştı. Bugün gelinen noktada Göbeklitepe ve Karahantepe’de sürdürülen çalışmalar yalnızca bilimsel bulgularla değil, Neolitik toplumların beklenenden çok daha ileri bir toplumsal organizasyona ve sanatsal tasarım gücüne sahip olduklarını gösteren kanıtlarıyla da dünya literatürüne yön veriyor. Bilim insanları tarihin, kültür ve sosyal yaşamının yeniden ve farklı biçimlerde değerlendirileceğine dair çok ciddi yorumlar yapıyor. Bu açıdan kazılar, tarihin yeniden yazımını zorunlu kılabilir.

TAŞ TEPELER REFERANS NOKTASI

Proje sonuçları yalnızca akademik dünyada değil, uluslararası kamuoyunda da derin etkiler uyandırdı. 5. Şangay Arkeoloji Forumu’nda Karahantepe Projesi’nin dünyanın en iyi projelerinden biri seçilmesi ve 2024 yılında 63 ülkeden yaklaşık bin bilim insanının katılımıyla Şanlıurfa’da gerçekleştirilen Dünya Neolitik Kongresi, Taş Tepeler Projesi’nin artık dünya ölçeğinde bir referans noktası haline geldiğinin en somut göstergeleridir. Biliyorsunuz İtalya’nın kalbinde Kolezyum’da özel bir sergi düzenleyerek Göbeklitepe’yi tanıtmıştık. O sergiyi 6 milyon kişi ziyaret etti. 2026 yılında da Berlin, Londra ve Tokyo’da Taş Tepeler Projemizi tüm dünyaya tanıtmaya devam edeceğiz.

Türkiye’yi dünyaya tanıtıyoruz

Ülkemizin kültür ve sanatını uluslararası alanda tanıtmak adına atılan adımlardan bahsedebilir misiniz?

Türkiye’nin küresel tanıtım platformu olarak konumladığımız Go Türkiye çatısı altında yürüttüğümüz iletişim çalışmaları doğrultusunda, ülkemizin kültürel ve tarihi zenginliklerini bütüncül bir pazarlama yaklaşımıyla ele almaya çok önemsiyoruz. UNESCO Dünya Mirası eserlerinden uluslararası festivallere kadar uzanan değerlerimizi hem dijital platformlarda hem de televizyon gibi geleneksel mecralarda yayınlanan özel prodüksiyonlarla hedef kitlelere ulaştırıyoruz. Go Türkiye’nin web sitesinde tarihi mekânlar, el sanatları, İslam Sanatı, mimari harikalar gibi çok sayıda konuda, sahip olduğumuz kültürel mirası yansıtan içerikler yer alıyor. Dünyanın dört bir yanında, en çok takip edilen, izlenen mecralarda Türkiye’nin şehirlerini, doğasını, kültürünü, yaylalarını, turizm potansiyelini anlatan içeriklerin yayınlanmasını sağlıyoruz.

#Tarihi eser
#vizyon eki
#tarih