
Gazze’de 7 Ekim 2023’ten bu yana on binlerce sivilin hayatını kaybettiği soykırım, İsrail’in saldırılarıyla tarihin en kanlı insanlık suçlarından birine dönüştü. Türkiye, bu vahşetin durdurulması ve kalıcı barışın sağlanması için diplomasi, arabuluculuk ve sahadaki insani katkılarıyla sürecin kilit aktörü oldu. Türkiye’nin arabuluculuğuyla masaya oturan taraflar ateşkese razı olurken, Gazze halkı aylar sonra umut ışığı gördü.
Türkiye’nin Gazze’de barışın sağlanması ve soykırımın durdurulması için gösterdiği çaba İsrail’in bölgedeki hesaplarını bozdu. Binyamin Netanyahu liderliğindeki terör devleti İsrail, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze’de 70 binden fazla insanı öldürüp ve 171 binden fazla insanı yaralayarak tarihin en kanlı soykırımlarından birini gerçekleştirdi. Attığı 200 bin tondan fazla bombayla taş taş üstünde bırakmayan, kıyı şeridindeki işgalinin kalıcılaştırmak isteyen Tel Aviv, daha önceki ateşkesleri bozmuş ve bölgeyi kaosa sürüklemişti. Türkiye krizin çözümü için aktif rol oynadı ve ateşkes anlaşmasına varılması için elini taşın altına koydu. Hamas’ın ateşkes görüşmelerine katılması için arabulucu olan Ankara, saldırıların ve soykırımın durmasına ilişkin büyük çaba sarf etti. Ateşkes sonrası bölgeye konuşlandırılacak uluslararası güçte, İsrail’in itirazlarına rağmen Türk askerinin de yer alması muhtemel.
TRUMP ERDOĞAN’DAN RİCA ETTİ
ABD Başkanı Donald Trump’ın planı doğrultusunda taraflar, rehinelerin serbest bırakılması ve İsrail askerinin kademeli olarak Gazze’den çekilmesinde uzlaştı. Gazze, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eylül sonunda New York’a gerçekleştirdiği seyahatin önemli gündem başlıkları arasındaydı. Erdoğan 23 Eylül’de Trump ve Arap ülkelerinin liderleriyle birlikte Gazze konulu toplantıya katıldı. İki gün sonra ise bu kez Washington’da Oval Ofis’te Trump ile yüz yüze geldi. Buluşma sonrası Trump gazetecilere, Erdoğan’dan “kendisi için bir şey yapmasını rica ettiğini” söylemiş ancak bu ricanın ne olduğu konusunda detay vermemişti. Birkaç gün sonra Erdoğan ise “Trump bizden Hamas’ı ateşkes görüşmelerine katılmaya ikna etmemizi rica etti” diye konuştu. İki lider ABD temaslarından sadece günler sonra, 3 Ekim Cuma, ABD’nin ve Trump’ın talebiyle bir telefon görüşmesi de gerçekleştirdi. Amerikan basını bu görüşmede Trump’ın, Erdoğan’dan bir kez daha süreçte rol almasını rica ettiğini yazdı.
HAMAS’I TÜRKİYE’Yİ MASAYA OTURTU
Liderler seviyesindeki bu trafiğin ardından ise Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı İbrahim Kalın, Mısır’daki üçüncü tur görüşmelere katıldı. O toplantıda masada Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ile damadı Jared Kushner de vardı. Kalın, Kahire’deki görüşmeler sırasında arabulucu olarak sürecin ilerlemesine katkı sağladı. İsrail ve ABD basınına göre Türkiye, bugüne kadar temas kurulmayan ve ellerinde rehine bulunan iki Hamas grubu ile de bu süreçte iletişim kurmayı başardı. Söz konusu gruplarla Hamas içinde iletişim zincirinin kopması nedeniyle temasın kesildiği belirtiliyordu.
ÜLKELER VE KURUMLARDAN TÜRKİYE’YE TEŞEKKÜR
Bu toplantıya kadar Türkiye müzakere sürecine doğrudan katılmamıştı. Görüşmelere iki yıldır ABD, Katar ve Mısır aracılık ediyordu. Ancak varılan anlaşmalar kağıt üzerinde kalıyor, süreç ilerlemiyordu. Trump anlaşma haberinden sonra yaptığı açıklamada, sürecin başından beri arabuluculuk üstlenen Katar ve Mısır’ın yanı sıra Türkiye’ye de teşekkür ederek Ankara’nın rolüne dikkat çekti. Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler, Almanya, Fransa, İngiltere, Belçika ve çok sayıda uluslararası aktör/kurum Türkiye’nin sürecin ilerleyişine olanak sağlayan rolünden ötürü şükranlarını sundu.
CESETLERİN BULUNMASINDA YARDIMCI OLDU
Anlaşmaya varıldıktan sonra süreç başladı ve karşılıklı esir takasları gerçekleşti. Hamaselinde kalan 20 canlı rehineyi İsrail’e teslim etti. Karşılığında İsrail de yaklaşık 2 bin Filistinli mahkûmu salıverdi. İsrail saldırılarında ölen 28 rehinenin cansız bedenini arama çalışmalarında ise Türkiye yine aktif rol aldı. Kızılay, AFAD ve yardım ekipleri bölgeye gitti, tahsis edilen inşaat makinaları ile yıkılan binaların arasında rehineleri aradı. Bulunamayan tek bir İsrailli rehinenin cesedinin kaldığı duyuruldu.
“ULUSLARARASI GÜÇTE TÜRKİYE OLSUN” TALEBİ
Anlaşma kapsamında Gazze’de uluslararası bir görev gücünün konuşlandırılması kıyı şeridinin güvenliğinin sağlanması kararlaştırıldı. Pentagon bölgeye 200 asker gönderdi ve oluşacak gücün planlaması için çalışmalara başladı. Söz konusu görev gücünde hangi ülkelerin bulunacağı belirsizliğini korurken, Washington, Türk askerinin bölgede bulunmasının istikrar ve sulh açısından çok değerli olduğunu düşünüyor. Ancak Tel Aviv, Türk varlığının işgal planlarını baltalayacağının farkında. Bu nedenle Türk askerinin görev gücünde yer almasına karşı. Geçtiğimiz günlerde Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Filistin meselesinin çözümü ve barışın sağlanmasında Türkiye’nin her türlü sorumluluğu almaya hazır olduğunu vurguladı. Fidan, İsrail’in maksimalist taleplerinden vazgeçmesi gerektiğini ve Gazze barış sürecinin ilerlemesi için uluslararası iş birliğinin önemini dile getirdi.
SAHAYA ETKİ EDECEK AKTÖR
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, ABD Başkanı Trump’ın Gazze için hazırladığı yirmi maddelik planı onayladı. Söz konusu plan, Gazze’de güvenliği sağlamak ve silahsızlanma çabalarını desteklemek için bir geçiş otoritesi ile Uluslararası İstikrar Gücü’nün (ISF) kurulmasını öngörüyor. BM kararı, silahsızlanma mekanizmalarını Gazze’de geçiş döneminde rol alacak organlara bırakıyor. Gazze’deki acil ihtiyaçlar arasında patlamamış mühimmatın temizlenmesi, enkaz kaldırma, elektrik ve su temini, köprü inşası ve tıbbi tahliye hizmetlerinin iyileştirilmesi yer alıyor. Türk birliklerinin bu alanlarda deneyim sahibi olması nedeniyle, başta ABD olmak üzere çok sayıda uluslararası aktör, “Gazze’de Türk gücü yer almalı” görüşünü paylaşıyor. Türkiye’nin bir diğer önemli siyasi avantajı ise Hamas ile bağları olması. Zira Hamas’a göre bölgenin silahsızlandırılması, İsrail’in yayılmacı politikalarını ve uluslararası hukuku hiçe sayan tutumunu baskılayabilecek bir aktörün varlığıyla mümkün.
TEL AVİV TÜRK ASKERİNİ İSTEMİYOR
İşgalin başladığı 7 Ekim 2023’ten bu yana soykırım emeliyle Gazze’ye tonlarca bomba yağdıran terör devleti İsrail, Türkiye’nin müdahil olduğu ateşkes anlaşması neticesinde saldırılarını büyük oranda kesti. ISF’nin varlığıyla işgal planları aksayacak olan terör devletinin planlarını Türkiye bozdu. Bölgenin istikrara kavuşması adına Ankara daha fazla sorumluluk alabileceğini bildirirken, Türk varlığının yayılmacı emellerini baltalayacağından emin olan Tel Aviv, “Türkiye bölgede bize en büyük tehdit” söyleminin altını doldurmaya başladı.






