
Türkiye, İsrail aleyhine UAD’de süren davaya 2024’te sunduğu müdahillik beyanının ardından süreci 2026 takvimine kadar yakından izleyerek uluslararası hukuk temelinde devlet sorumluluğu vurgusunu güçlendirdi.
İsrail’in Gazze’de yol açtığı soykırımı durdurmak için diplomasi ve insani yardım sahasında aktif rol üstlenen Türkiye, uluslararası hukuk alanında da sürece dahil oldu. Bu kapsamda Türkiye, İsrail aleyhine Uluslararası Adalet Divanı’nda (UAD) Güney Afrika tarafından açılan davaya “müdahillik” yoluyla katıldı. Dışişleri Bakanlığı, 7 Ağustos 2024’te müdahillik beyanının Lahey’de Divan’a sunulduğunu duyurdu. Davanın delil boyutunda Türkiye kaynaklı önemli bir katkı da öne çıktı. Anadolu Ajansı’nın Gazze’de çektiği fotoğraflarla hazırladığı “Kanıt” çalışması, Güney Afrika’yı temsil eden hukukçuların yararlandığı referanslardan biri oldu. Güney Afrika, İsrail’in Soykırımın Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’ni ihlal ettiğini savunuyor. UAD, 26 Ocak 2024’te aldığı ilk geçici tedbir kararının ardından 28 Mart ve 24 Mayıs’ta yeni tedbirler açıkladı. Kararlarda insani yardımın sağlanması, sivillerin korunması ve askeri faaliyetlerin sınırlandırılması vurgulandı. Davanın yazılı aşamasında İsrail’in karşı beyanını sunması için son tarih, ek süre talepleri sonrası 12 Mart 2026 olarak belirlendi. Bu aşamanın tamamlanmasının ardından sözlü duruşma takvimi ilan edilecek. Türkiye’nin müdahilliği, davanın tarafı olmasa da Soykırım Sözleşmesi’nin yorumuna dair hukuki çerçevede söz hakkı tanıyarak sürecin seyrini etkileyecek önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.






