
Türkiye, teknolojiden savunma sanayiine kadar birçok kritik alanda kullanılan nadir toprak elementlerinde küresel bir üretici olma yolunda hızla ilerliyor. Eskişehir Beylikova’da 694 milyon tonluk kaynak tespit edilmesi, Türkiye’yi Çin’in ardından dünyanın en büyük ikinci sahasına taşıdı. Pilot tesisin yıllık 220 milyon dolarlık ekonomik katkı sağlaması beklenirken, bu yatırımlar küresel tedarik zincirinde Çin’in tekelini kırabilecek alternatif bir kaynak oluşturma potansiyeli taşıyor.
Teknoloji geliştikçe enerjiye ihtiyaç arttığı gibi, düne kadar pek kıymet biçilmeyen nadir toprak elementlerine olan ihtiyaç da zirve yaptı. Adından da anlaşılacağı üzere dünyanın pek az bölgesinde keşfedilen bu elementlere ulaşmak önemli bir rekabet alanı haline geldi.
3,5 trilyon dolarlık maden potansiyeliyle dünyada öne çıkan Türkiye, nadir toprak elementlerinde de (NTE) küresel stratejik üretici konumuna yükseliyor. Savunma sanayiinden yeşil enerjiye, teknolojiden otomotiv sektörüne kadar birçok alanda kritik öneme sahip nadir toprak elementlerinde Türkiye, Eskişehir Beylikova yatırımıyla dikkat çekiyor.
694 MİLYON TONLUK KAYNAK BELİRLENDİ
2023’te devreye alınan ve bugüne kadar 125 bin metre sondaj yapılan Beylikova Pilot Tesisi’nde toplam 694 milyon tonluk kaynak belirlendi. Tespit edilen kaynak içinde 12,5 milyon ton nadir element oksidi yer alıyor. Rezerv büyüklüğü açısından Beylikova, Çin’deki Bayan Obo’nun ardından dünyanın ikinci büyük sahası konumunda bulunuyor. Pilot tesis, ilk etapta 7 elementin oksit üretimine odaklanacak. Florit, barit, lantan, seryum, praseodimyum, samaryum, gadolinyum, evropiyum, neodimyum gibi elementlerin yanı sıra diğer 17 NTE de tesiste işlenecek.
Ayrıca nükleer yakıt ham maddesi toryumun da burada üretilmesi planlanıyor.
YILLIK 220 MİLYON DOLAR GELİR SAĞLAYACAK
Beylikova Pilot Tesisi ile Türkiye, yılda 1.200 ton cevher işleyerek ekonomiye kazandırmayı amaçlıyor. Pilot tesisten sonra 2026 itibarıyla endüstriyel fabrikaya geçilerek yıllık 570 bin ton üretim hedefleniyor. Elde edilecek üretim sayesinde, yaklaşık 220 milyon dolar gelir sağlanması öngörülüyor. Dünyanın en büyük 5 NTE üreticisinden biri olma hedefi doğrultusunda, pilot tesisin endüstriyel fabrikaya dönüştürülmesi için saflaştırma teknolojilerini geliştirmeye yönelik çalışmalar devam ediyor.
ÇİN’İN TEKELİNE ALTERNATİF KAYNAK
Türkiye’nin Beylikova hamlesi Çin’in uzun yıllardır NTE pazarında sürdürdüğü tekelleşmiş yapıya alternatif bir kaynak oluşturma ve tedarik güvenliğini artırma potansiyeli barındırıyor. Savunma sanayiindeki rolü açısından ele alındığında; füzeler, lazerler, radar sistemleri ve gece görüş ekipmanları gibi çeşitli teknolojilerde kullanılan NTE’ler, Türkiye’nin askeri gücü için de ne kadar stratejik olduğunu gösteriyor. Nadir toprak elementlerinin yerli üretimi, dışa bağımlılığı azaltarak savunma kabiliyetini doğrudan destekleyecek.
TORYUM İLE NÜKLEER BAĞIMSIZLIK YOLUNDA
Beylikova’da nükleer yakıt ham maddesi toryumun da üretilmesi planı, Türkiye’nin gelecekteki enerji stratejileri açısından hayati önem taşıyor. Zira toryum, daha güvenli ve çevre dostu yeni nesil nükleer reaktör teknolojilerinde potansiyel bir yakıt olarak kabul ediliyor. Toryum, uranyuma göre doğada dört kat daha fazla bulunması ve nükleer atık süresini önemli ölçüde kısaltması nedeniyle uzun vadeli enerji güvenliği için kritik bir element olarak değerlendiriliyor.
21. yüzyılın en stratejik ham maddesi
Nadir toprak elementleri, 21. yüzyılın jeopolitik ve ekonomik dengelerini belirleyen en kritik stratejik kaynaklardan biri haline geldi. ABD ve Çin başta olmak üzere büyük güçler arasındaki rekabet, bu elementlerin küresel ticarette gerilim yaratacak düzeye ulaşmasına yol açtı. Dünya üretiminde açık ara önde olan Çin, nadir element madenciliğinin yaklaşık yüzde 70’ini, işlenmiş ürünlerin ise yüzde 90’ını kontrol ederek bu alanda belirleyici bir güce sahip bulunuyor.
Pekin yönetimi, bu üstünlüğünü stratejik bir politika aracına dönüştürerek, içinde çok düşük miktarlarda dahi Çin menşeli nadir element veya Çin teknolojisi kullanılan ürünlerin ihracatını hükümet iznine tabi tuttu. Uluslararası Enerji Ajansı’nın raporlarına göre bu uygulama; otomotiv, savunma sanayi ve yapay zeka gibi kritik sektörlerde küresel tedarik zincirlerini kesintilere karşı daha kırılgan hale getiriyor. Nadir toprak elementleri, özgün fiziksel ve kimyasal özellikleri sayesinde modern teknolojilerin vazgeçilmez girdileri arasında yer alıyor. Enerji gerektirmeden kalıcı manyetik özellik gösteren mıknatısların üretiminde kullanılan bu elementler; akıllı telefonlardan dizüstü bilgisayarlara, hibrit motorlu araçlardan rüzgâr türbinlerine kadar pek çok yüksek teknoloji ürününde kritik rol üstleniyor. Savunma teknolojilerinde ise jet motorları, füze yönlendirme sistemleri, füze savunma altyapıları ve uzay tabanlı uydu iletişim sistemlerinde geniş kullanım alanı bulunuyor.
Her ne kadar “nadir” olarak adlandırılsalar da, bu elementler yerkabuğunda sanıldığından daha bol bulunuyor. Ancak ekonomik olarak işletilebilir yoğunlukta rezervlere az rastlanması, onları stratejik öneme sahip kılıyor. Çin’in ardından Kanada, Avustralya, ABD, Brezilya, Hindistan, Güney Afrika, Rusya ve Türkiye de önemli bu kaynaklara sahip ülkeler arasında yer alıyor.







