
TUSAŞ Genel Müdürü Dr. Mehmet Demiroğlu, 2025’te 1 milyar doları aşan ihracatla küresel savunma sahnesinde güçlü bir konuma ulaştıklarını belirterek, 2026’da seri üretim ve ihracat odaklı büyümeyi hızlandıracaklarını vurguladı. Demiroğlu, KAAN, HÜRJET ve diğer özgün platformlarıyla TUSAŞ’ın artık ‘hasat’ dönemine girdiğini ifade etti.
TUSAŞ Genel Müdürü Dr. Mehmet Demiroğlu, TUSAŞ’ın 2025 performansını ve 2026 hedeflerini Yeni Şafak Gazetesi 2026 Vizyon Eki’nde değerlendirdi. TUSAŞ’ın geliştirdiği teknolojilerle küresel sahnede söz sahibi bir aktör olarak konumlandığını dile getiren Demiroğlu, kendisine yönelttiğimizi soruları şöyle cevapladı;
Savunma ve havacılık sektörünün her geçen yıl artan başarı grafiğinin temelini, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın vizyonuyla 2004 yılında oluşturulan Savunma Sanayii İcra Komitesi’nde alınan kararlar atmıştır. 2004 yılı, özgün projelerimizin temelinin atıldığı, alt yüklenicilikten ana yükleniciliğe geçiş yaptığımız bir yıl olması nedeniyle sektör açısından bir kilometre taşı olarak nitelendirilebilir.
2004 yılında alınan kararlara binaen, ürettiğimiz yerli ve millî ürünlerle kendi savunma ihtiyaçlarımızı karşılama hedefiyle çıktığımız bu yolda, günümüz itibarıyla ülkemizi uluslararası pazarlarda ve küresel rekabette söz sahibi bir aktör konumuna taşımış bulunuyoruz.
Savunma Sanayii Başkanlığımızın açıkladığı verilere göre, sektörümüzün 2025 yılında elde ettiği 8,5 milyar dolarlık ihracat gelirinin 1 milyar doları aşkın kısmı şirketimize ait. Bugün 15 farklı ülkeyle 22 ihracat anlaşmamız bulunuyor. Cumhuriyet tarihinin rekor ihracat anlaşması olarak tarihe adımızı yazdıran 48 adet KAAN’ın Endonezya’ya ihracatına ilişkin imzaladığımız anlaşma ve özgün ürünlerimizin kapısını Avrupa pazarına açacak olan Jet Eğitim Uçağımız HÜRJET’in İspanya anlaşması şu anda gündemde yer alanlar.
TUSAŞ, sabit kanat (KAAN, HÜRJET, HÜRKUŞ), döner kanat (ATAK, T925, GÖKBEY) platformları ile insansız hava araçlarının (AKSUNGUR, ANKA, ANKA III) tasarım ve üretimini tek bir çatı altında toplayan ve uzay teknolojisini de kapsamak üzere birçok alanda ileri teknoloji projeleri geliştiren bir kurum olarak dünyada özgün ve çok özel bir konumda bulunmaktadır. Şirketimiz, dünyada henüz tam olarak tanımlanmamış 6. nesil savaş konseptinin ürün ailesini oluşturarak bunların birbirleriyle koordineli bir biçimde çalışmasına yönelik Ar-Ge ve mühendislik faaliyetlerini kesintisiz sürdürmektedir. Bütün bunların yanı sıra TUSAŞ, Airbus, Boeing gibi dünyanın en büyük havacılık firmalarına birçok önemli parça üreterek gökyüzünde süzülen her uçağa, Türk mühendisliğinin imzasını atmaktadır.
Ekosisteme sunduğu katkıyı ürünleriyle sınırlandırmayan TUSAŞ, 100 bine yakın sektör çalışanının 16 binine istihdam olanağı sağlamaktadır. “Defence News Top 100”de bu sene 47. sıraya yerleşerek dünyanın en büyük 47. savunma sanayii şirketi olan TUSAŞ, 10 yıllık stratejik planı kapsamında hedeflediği 1450’yi aşkın platform teslimatı ve 10,5 milyar dolarlık cirosuyla bu listede ilk 30 şirketten biri olarak yer almayı öngörmektedir.
‘Hasat’. Günümüz itibarıyla tasarlayıp ürettiği- yakın gelecekte ilk uçuşunu yapacak olan T925 hariç -tüm özgün ürünlerini gökyüzüyle buluşturan TUSAŞ, kaliteden ödün vermeden, rekabetçi ve maliyet etkin bir şekilde seri üretime geçerek envanterine kattığı ürünlerini dost ve müttefik ülkelere ihraç etme aşamasına gelmiştir. Tohumları ektik, fidanlarımız büyüdü, meyve verdi; artık bunları hasat edeceğiz.
Beklenti ve hedefleri belirleyen aslında mevcut konumunuzdur. Her geçen yıl hedeflerimizin büyümesi bu nedenle elbette ki bir rastlantı değil.
2026 senesi için öncelikli hedefimiz biraz önce de belirttiğim gibi, kaliteden ödün vermeden, maliyet etkin ve seri bir şekilde üretim gerçekleştirmek. Envanterimize kattığımız yerli ve millî ürünlerimizi ihraç ederek ülkemize ve ekonomimize katkı sağlamak. Bu üretimi gerçekleştirirken ekosistemdeki payımızı nitelik ve niceliksel olarak daha da artırmayı önemsiyoruz.
Her yıl olduğu gibi, 2026 senesinde de büyüttüğümüz hedeflerimize emin adımlarla koşarken; Türkiye Yüzyılı’na yaraşır şekilde, aziz milletimizin duası, inancı ve desteğiyle Türk mühendisliğinin gücünü bir araya getireceğimizi, havacılık tarihine Türkiye’nin adını altın harflerle yazmaya devam edeceğimizi söyleyebilirim.






