İsrail tüm bölgeyi ateşe itiyor

Sernur Yassıkaya
Sernur Yassıkaya
04:0027/02/2026, Cuma
G: 27/02/2026, Cuma
Yeni Şafak
Netanyahu.
Netanyahu.

ABD ile İran arasında müzakereler devam ederken, İsrail, tüm bölgeyi yakacak bir savaş için Washington'a baskı yapıyor. Netanyahu, masadan çıkacak herhangi bir çözümü en kötü senaryo olarak görüyor. Trump yönetimi ise üzerindeki baskıyı "Önce İsrail saldırsın!" stratejisiyle azaltmaya çalışıyor.

İşgalci güç İsrail yönetimi, Ortadoğu'da kaos ve istikrarsızlığı sürdürme stratejisi kapsamında ABD'de Trump yönetimini İran'ı bir kez daha vurmaya zorlamak için her türlü baskıyı sürdürmeye devam ediyor. ABD'nin İran'la herhangi bir diplomatik anlaşmaya varmasını kendisi için tehdit olarak gören işgalci güç, olası bir anlaşma zeminini engellemek için müzakereleri baltalayacak talep ve provokasyonları gündeme getiriyor. Tel-Aviv'in sadece İran'ın nükleer kapasitesini değil, sahip olduğu füze teknolojisinin de tamamen kendisine tehdit olmaktan çıkmasını talep ettiği ve Washington'ı da bu çerçevede geniş çerçeveli ve uzun süreli bir saldırıya zorladığı biliniyor. Politico dergisi de ABD'nin İsrail'den gelen yoğun baskı karşısında İran'a saldırı stratejisi konusunda ilginç bir iddiayı ortaya attı. Buna göre, Beyaz Saray'dan bazı yetkililerin, İran'a yönelik olası bir askeri müdahalede İsrail'in ilk adımı atmasının siyasi açıdan daha avantajlı olacağını söylediği iddia edildi. Ancak İsrail'in beklentisi ABD'nin İran'a geniş çaplı bir saldırı başlatması ve olası bir anlaşma zemininin ortadan kalkması olduğu görülüyor. ABD Başkanı Trump, geçen hafta İran'a anlaşma için 15 gün verdiğini ifade etmişti. Trump'ın verdiği süre gelecek hafta sona eriyor.

TRUMP'TAN ÇEKİNİYORLAR

İsrail gazetesi Maariv, işgalci gücün, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran ile yaşanan gerilimi, Husilerle yapılan anlaşmaya benzer şekilde "yüzeysel ve hızlı bir anlaşmayla" sona erdirebileceğine dair endişeler bulunduğunu yazdı. Gazete, İsrailli güvenlik çevrelerinin, yapılabilecek olası bir anlaşmanın zayıf kalabileceği ve İran’ın balistik füze programı ile Tahran’ın vekil güçlerini kapsam dışı bırakabileceği yönündeki kaygılarını aktardı. Bu durumun, İran rejimine mali kaynak sağlayarak kapasitesini artırmasına imkân tanıyabileceği kaydediliyor.

EN KÖTÜ SENARYO ÇÖZÜM

Haberde, en kötü senaryolardan birinin İran rejimine finansal kaynak sağlayan ve onu güçlendiren kısmi bir anlaşma olduğu ifade edildi. Daha da olumsuz bir ihtimal olarak ise sınırlı bir Amerikan saldırısının ardından kötü bir anlaşma yapılması ve bunun sonucunda İsrail’in İran’ın misilleme amaçlı füze saldırılarına açık hale gelmesi gösterildi. Gazete, Tel Aviv açısından en iyi senaryonun ise nükleer ve füze tesislerine yönelik saldırıları içeren geniş çaplı bir Amerikan askeri harekâtı ve hatta mümkünse rejimin devrilmesi olduğunu belirterek haberini sonlandırdı.

NETANYAHU'NUN BÖLGESEL SAVAŞ HAZIRLIĞI

İsrail'in eli kanlı Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun da tüm Ortadoğu ülkelerini hedef alan ve bölgeyi kuşatmayı amaçlayan "Altıgen" diye anılan bir ittifak sisteminden bahsetmesi, işgalci gücün niyetleri konusunda soru işaretlerini artırdı. İsrail ana muhalefet lideri Yair Lapid'in de "Arzı Mevud" hedefini desteklediğine yönelik ifadeleri, işgalci gücün büyük bir bölgesel savaşın zeminini meşrulaştırmaya yönelik adımlar attığı değerlendirmesine sebep oldu.

YIKIMLA TEHDİT ETTİ

İşgalci güç bölgede gerilimi artırmak için adımlar atmaya devam ediyor. Lübnan Dışişleri Bakanı Yusuf Recci, ülkesinin, Hizbullah’ın ABD ile İran arasında çıkabilecek olası bir savaşa katılması halinde İsrail’in Lübnan’ın altyapısını hedef alabileceği yönünde tehdit ettiğini belirtti. Bakan Recci, "Hizbullah’ın yeni bir maceraya atılmamasını ve Lübnan’ı ilave bir yıkımdan uzak tutmasını temenni ediyorum" ifadelerini kullandı. Recci, açıklamasında, uyarının kim tarafından yapıldığına ilişkin herhangi bir detaya yer vermedi. Bu açıklama ve uyarıların, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım’ın, İran’ın ABD veya İsrail tarafından saldırıya uğraması halinde örgütün “tarafsız kalmayacağı” yönündeki açıklamasının ardından gelmesi dikkati çekti.

ÖNCE SİZ VURUN ÇIKIŞI

ABD Başkanı Donald Trump'ın kıdemli danışmanları, İsrail'in öncü bir saldırı gerçekleştirmesi halinde İran'ın misilleme yapacağı ve bu durumun Amerikan kamuoyunun ABD operasyonuna olan desteğini artıracağını öngörüyor. Bu stratejiyle, müttefik bir ülkenin saldırıya uğraması senaryosu üzerinden savaşın Amerikan seçmenleri için daha kabul edilebilir hale getirilmesi hedefleniyor. Bu stratejinin kökeninde Amerikan kamuouyunun savaşa karşı isteksizliği yer alırken, anketlerin Amerikalıların rejim değişikliğini desteklediğini ancak ABD kayıpları konusunda isteksiz olduğunu gösterdiği kaydediliyor.

Hava savunmasız kalabiliriz endişesi

Bazı Amerikalı askeri yetkililerin, İsrail adına İran'a düzenlenecek bir saldırı sonucunda ABD'nin yeterli hava savunma füzesi olmadığı konusunda uyarılarda bulunduğu da belirtiliyor. Özellikle son dönemde “Standard-3” ve “Patriot” gibi sistemlerin yoğun şekilde kullanılması bu kaygıları artırdığı belirtiliyor. Yetkililer, İran’dan gelebilecek olası karşılıkların, çatışmanın uzun süre devam etmesi halinde bölgede konuşlu on binlerce ABD askerini yeterli korumadan yoksun bırakabileceğini belirtti. Yine bazı ABD Kongresi üyeleri, Washington’ın Tahran’la uzun süreli bir çatışmaya girmesinin, Çin’e karşı askeri caydırıcılık kapasitesini olumsuz etkileyebileceğini işaret etti.

BATAKLIĞA SAPLANABİLİRİZ

Öte yandan Washington merkezli düşünce kuruluşu Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi (CSIS), ABD’nin İran’a yönelik olası askeri seçeneklerine ilişkin yayımladığı analizde, mevcut kuvvet yapısının sınırlı ve kısa süreli bir operasyon için yeterli olabileceğini ancak daha geniş kapsamlı bir müdahalenin ciddi riskler barındırdığını belirtti. Analize göre, halihazırdaki ABD kuvvet seviyesi, 1998’deki Operation Desert Fox benzeri dört günlük uzun menzilli cezalandırıcı hava saldırılarıyla kıyaslanabilir düzeyde. Ancak söz konusu gücün İran'da rejim değişikliği ya da İran liderliğini ele geçirme hedefleri gerçekleştirmekten uzak olduğu kaydedilerek, ABD'nin uzun soluklu bir mücadeleye hazır olmadığını kaydedildi. İfadeler, Washington içinde İran'a bir saldırının sonuçlarına ilişkin kaygının yüksek olduğu değerlendirmesini güçlendirdi.



#İsrail
#ortadoğu
#Savaş
#Politika