28 Şubat’ın gölgesinden milli yükselişe: Vesayetin çöküşü milletin dirilişi

04:00, 27/02/2026, Cuma
Yeni Şafak
28 Şubat’ın gölgesinden milli yükselişe: Vesayetin çöküşü milletin dirilişi
İllustrasyon: Cemile Ağaç Yıldırım.

“Bin yıl sürecek” denilen müdahale çeyrek asrı bulmadan çöktü. Çünkü millet iradesi, organize vesayet ağlarından daha güçlüdür. Bugün ise mesele yalnızca geçmişi mahkûm etmek değildir. Mesele, benzer zihniyetlerin farklı maskelerle yeniden sahneye çıkmasını engellemektir.

Aslan Değirmenci / Gazeteci - Yazar

28Şubat darbe süreci, Türk siyasi tarihinde yalnızca bir MGK toplantısının tarihi değildir. O gün atılan imzalar, seçilmiş bir hükümeti hedef almanın ötesinde, toplumu yeniden dizayn etmeye yönelik kapsamlı bir mühendislik projesinin başlangıcıydı. “Bin yıl sürecek” denilen vesayet düzeniyle milletin inancı, eğitimi, ekonomisi ve siyaseti kontrol altına alınmak istendi.

Kamusal alan daraltıldı. Üniversite kapıları genç kızların yüzüne kapatıldı. Katsayı duvarları Anadolu çocuklarının önüne örüldü. “İrtica” etiketiyle toplumun belirli kesimleri sistemli biçimde dışlandı. Bu bir hükümet krizi değildi. Bu, millet iradesini hizaya çekme operasyonuydu.

BÇG: VESAYETİN OPERASYON MERKEZİ

Bu sürecin en kritik ayaklarından biri, Batı Çalışma Grubu (BÇG) idi. Resmi hiyerarşi içinde görünmeyen ama fiilen devletin birçok kurumuna müdahale eden bu yapı; fişleme faaliyetleri, brifingler, sivil toplum ve medya üzerindeki yönlendirmelerle karanlık süreci yönetti.

BÇG’nin hazırladığı listelerle kamu görevlileri kategorize edildi. Üniversiteler, yargı organları ve bürokrasi üzerinde sistematik baskı kuruldu. Bu yapı, yalnızca güvenlik değerlendirmesi yapan bir birim değil; siyasal alanı dizayn etmeye çalışan bir mekanizma olarak çalıştı. Hukuk devleti ilkesi askıya alındı; devlet içinde paralel bir ağ oluşturuldu. Vesayet, kurumsal bir akla dönüştürülmek istendi.

MEDYA VE ALGI OPERASYONLARI

28 Şubat’ın bir diğer ayağı medya mühendisliğiydi. “İrtica tehdidi” manşetleriyle korku üretildi. Toplum bilinçli biçimde kutuplaştırıldı. Meşru hükümetler kriminalize edilmeye çalışılırken, darbe süreci “rejimi koruma refleksi” olarak sunuldu.

Bu kampanyalar spontane değildi. Siyasi, askeri ve medya aktörleri arasında kurulan eşgüdüm; kamuoyunu belirli bir yöne sevk etmeyi amaçlıyordu. Yıllar içinde ortaya çıkan belgeler ve itiraflar, bu algı operasyonlarının planlı olduğunu gösterdi.

EKONOMİK FATURA: FAİZ, KUR, KRİZ

28 Şubat’ın en ağır bedellerinden biri ekonomide ödendi. Türkiye Büyük Millet Meclisi Darbeleri Araştırma Komisyonu’nun 2012 tarihli raporuna göre 1997–2000 döneminde 34 milyar dolarlık fazladan faiz ödemesi yapıldı. Faiz giderleri birkaç yıl içinde katlanarak arttı. Faizin GSYH içindeki payı yüzde 5’ten yüzde 17’ye çıktı. 20’den fazla banka TMSF’ye devredildi. Finans sistemi çöktü. Yatırımlar durdu. Güven kayboldu.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası verilerine göre 28 Şubat 1997’de 122 lira olan dolar kuru, 2000 sonunda 675 liraya yükseldi. Kur şoku; ithalat maliyetlerini artırdı, özel sektörün borcunu ağırlaştırdı, enflasyonu yeniden yükseltti. 1997’de yüzde 7,5 büyüyen ekonomi birkaç yıl içinde daraldı. 1999’da küçülme yaşandı. 2001’de kriz patladı. İşsizlik arttı; en ağır faturayı gençler ödedi.

Özgürlükler askıya alındığında sadece siyaset değil, ekonomi de çöker. 28 Şubat bunun tarihsel kanıtıdır.

28 ŞUBATÇILAR VE FETÖ: SÜREKLİLİK GÖSTEREN DİRSEK TEMASI

FETÖ, 28 Şubat sürecinin oluşturduğu iklimden faydalandı. Vesayetçi odaklarla kurulan temas, yalnızca konjonktürel bir çıkar birlikteliği değildi. Devlet içindeki kadrolaşma stratejisi ile vesayet mekanizmasının baskı araçları birbirini besledi. Sonraki yıllarda açık ve örtülü operasyonlarda bu dirsek temasının devam ettiği görüldü. Farklı dönemlerde farklı pozisyonlarda görünseler de hedef aynıydı; milli iradenin sınırlandırılması.

15 Temmuz darbe girişimi, bu ortak zihniyetin en kanlı tezahürü oldu. O gece ortaya çıkan tablo, vesayetçi aklın farklı fraksiyonlarının aynı stratejik hedefte buluştuğunu gösterdi. Son süreçte yapılan ağ analizleri ve söylem incelemeleri, 28 Şubatçı zihniyet ile FETÖ unsurlarının benzer kavram setleriyle devleti hedef aldığını ortaya koyuyor. “rejim tehlikede”, “otoriterleşme”, “uluslararası müdahale gerekliliği” gibi söylemler, farklı aktörler tarafından eşzamanlı biçimde dolaşıma sokuluyor. Bu, tesadüf değil; zihinsel sürekliliğin göstergesidir.

Aktörler değişebilir. Zihniyet devam edebilir. Asıl mücadele zihniyetledir.

VESAYETTEN MİLLİ EGEMENLİĞE

2000’li yıllar, vesayet düzeninin çözülmeye başladığı dönem oldu. Sayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde başörtüsü yasağı kaldırıldı, katsayı uygulaması sona erdi, MGK sivilleştirildi. Kamusal alan genişledi. Yasakçı paradigma geriledi.

Bu yalnızca reform değil; sistemsel dönüşümdü.

Yasaklar kalktıkça Anadolu ayağa kalktı. Eğitimde fırsat eşitliği arttı. Anadolu sermayesi üretime ve ihracata yöneldi. Savunma sanayinde yerlilik oranının yükselmesi, stratejik özerklik vizyonunun sonucu oldu. Bağımlılık üreten model yerine, bağımsızlık hedefleyen model benimsendi.

STRATEJİK DERS

28 Şubat’ı anlamak, geçmişi hatırlamak değildir sadece. Devlet içinde illegal yapılanmaların, medya manipülasyonlarının ve ekonomik mühendisliğin nasıl birlikte çalıştığını görmek demektir.

Özgürlükler askıya alındığında ekonomi küçülür.

Vesayet güçlendiğinde gençler işsiz kalır.

Algı operasyonları yoğunlaştığında özgürlükler zayıflar.

“Bin yıl sürecek” denilen müdahale çeyrek asrı bulmadan çöktü. Çünkü millet iradesi, organize vesayet ağlarından daha güçlüdür.

Bugün mesele yalnızca geçmişi mahkûm etmek değildir. Mesele, benzer zihniyetlerin farklı maskelerle yeniden sahneye çıkmasını engellemektir.

Vesayet çöktü.

Yasaklar kalktı.

Anadolu ayağa kalktı.

Şimdi yapılması gereken; demokratik meşruiyeti korumak, ekonomik direnci ve milli egemenliği kalıcı kurumsal güvenceye kavuşturmak için omuz omuza mücadele etmektir.

Güçlü Türkiye’nin temeli budur…


Nesne: İNSAN
Düşünce Günlüğü
Nesne: İNSAN
İsminde temizlik bulunan kir dolu bir suç: Kara para aklama
Düşünce Günlüğü
İsminde temizlik bulunan kir dolu bir suç: Kara para aklama
Türkiye’nin jeopolitik güç projeksiyonları
Düşünce Günlüğü
Türkiye’nin jeopolitik güç projeksiyonları

Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026