Eroğlu ve Anastasiadis ikilisiyle Kıbrıs''ta çözüm mümkün

Doç. Dr. Mehmet Hasgüler
00:003/03/2013, الأحد
G: 2/03/2013, السبت
Yeni Şafak
Eroğlu ve Anastasiadis ikilisiyle  Kıbrıs''ta çözü
Eroğlu ve Anastasiadis ikilisiyle Kıbrıs''ta çözü

Kuzey''de Eroğlu Güney''de Anastasiadis istedikleri takdirde Kıbrıs''ı pek ala birleştirebilirler. Siyasi kültürleri sol gibi ''edebiyat'' üzerinden değil gerçekler üzerinden oluştuğundan ötürü bunu yapmaları daha kolaydır. İki liderin bu yanları Batı''dan da desteklendiği takdirde çözüm kolaylaşabilir.

Kıbrıs mikro bir ülke ama demokrasisi bakımından birçok ülkeye ''makro'' dersler vermeye de aday bir ülkedir. Gerek seçim dönemlerindeki işbirliği ve ittifak ilişkileri gerekse siyasal hayattaki farklı ideolojilerdeki partilerin çeşitliliği açısından zengin bir siyasi kültüre sahiptir. Böyle olmasına rağmen siyasal partilerin bu küçük ve dinamik toplum içerisinde kolaylıkla patronaj bağlantıları kurdukları ve siyaseti bir tür ''vermek-almak'' biçiminde kısır bir paradigmaya indirgendiği de açıktır.

İLKESİZ SİYASET

Kıyaslamalı açıdan siyasal partilerin seçim işbirliğine bakıldığında ''zamana-koşula-çıkara'' göre değişebilmesinin arkasında da bir tür ''ada pragmatizmi''nin rol oynadığı tezi ifade edilmektedir. Bu durumun özellikle patronaj ilişkileri bakımından da inanılmaz örnekleri ve numuneleri de olduğu bir siyasi yozlaşmayı da açık etmektedir. Son finansal ve ekonomik kriz sürecine bakıldığında da patlak veren derin bunalımın sadece küresel kriz ile ilişkisi üzerinden değil siyasi alandaki bu mekanizma üzerinden de düşünülmesi fotoğrafı bütünsel biçimde görmek açısından da faydalıdır.

ANASTASİADİS''İN ZAFERİ

Güney Kıbrıs''a sirayet eden ekonomik krizin siyasi patronaj ve siyaset yapımındaki klasik araçsallıkla da bağlantısına bakmakta yarar vardır. İşte bu tartışmaların ışığında Anastasiadis''in Makarios''tan sonra en yüksek oyla seçilmesi Güney Kıbrıs siyasetinin bu yanlarıyla beraber okunması belki doğru sonuçlar çıkarmak bakımından gereklidir. Bu çerçevede Anastasiadis''in yüksek oyla seçimini sağlayan özel şartlara ve bu şartların nihayetinde Kıbrıs''ın çözüm sürecine yansıması da dikkate değer olabilir.

Özellikle klasik sağ diye nitelenen ve Makarios''un kurucusu olduğu DİKO, daha çok AKEL ile seçim ittifaklarına yönelmiştir. Görevdeki başkan Hristofyas''ın ekonomik alandaki başarısızlığı hem DİKO''yu hem de sosyalist enternasyonal üyesi EDEK''i Anastasiadis''e yakınlaştırmıştır. Her iki partinin de yıllar sonra işbirliğine yönelmesinin tetikleyicisi merkez seçmenin Hristofyas''ın kötü yönetimine duyduğu aşırı tepkidir. Bir tarafta sağın Makarios mirasına sahip DİKO''su öte tarafta Dr. Vasos Lissaridis mirasıyla hareket eden ve sosyal demokratların ulusal çizgisini öne çıkaran EDEK''ten söz ediyoruz.

TARİHİ İTTİFAKLAR

Bu iki partinin ''liberal, yüzü Batı''ya dönük'' ve ''zihni açık'' Anastasiadis''in desteklemesi ''yeni'' bir işbirliğine örnektir. Özellikle her iki küçük partinin son 40 yıllık tarihte dış siyaset olarak Kıbrıs meselesinde ''katı ve uzlaşmaz'' tutumları varken, iç siyaset de ise patronajın ''anahtar'' oyuncularıydılar. Her iki partinin ''tutucu ve statükocu'' Kıbrıs politikalarına bakıldığında yüksek oyla seçilmiş Anastasiadis''i negatif anlamda etkilememeleri beklentisini de vurgulamak lazım.

Malas''ın siyasi figür olarak ortalama seçmen üzerinde çizdiği görüntü de pek parlak değildir. Özellikle ekonomik kriz ve ona bağlı AB ve Kıbrıs sorunu üzerinden geçen seçim kampanyasında iki adayın tanınırlığı da rol oynamıştır. İkinci turun son 3 gününde Kıbrıs meselesi üzerinden tansiyon artmış ve adaylar arasında çekişme derinleşmişti.

''EVET''Çİ BAŞKAN

Bilindiği gibi Anastasiadis 2004''deki evet kampanyasında öncü rol oynamıştı. Bu rolü üzerinden Malas kurmayları bir bloklaşmayı hedefliyorlardı. Bunun seçmen üzerindeki etkisinin fazla olduğunu seçim sonuçları üzerinden söylemek mümkün değildir.

Anastasiadis zaten ilk turda merkez seçmende ciddi bir beklenti oluşturmuş ve onları arkasına almıştır. Temelde ekonomik kriz üzerinden kurgulanan ve Kıbrıs sorununa da vehmedilen bu beklenti kendisinin reel düzeyde başarabileceği bir rol olup olmadığını zaman içerisinde göreceğiz. Bu arada Rum seçmeninde Anastasiadis''deki değişim vurgusu ne kadar önemlidir?

Anastasiadis''in hem Batı algısı hem de NATO algısı diğer adaya göre farklılıklar taşımaktadır. Yaklaşık 10 yıl kadar önce Anastasiadis geleceği iyi gören bir yaklaşımla yürüttüğü evet kampanyasıyla aslında Anglo-Saksonları Kıbrıs''ta yalnız bırakmamıştı. Şimdi onların güçlü desteğini arkasında görmektedir. Bir tarafta Makarios''un aldığı destekten sonra en yüksek destek ile seçilen Anastasiadis''in Batı''dan gelen moral üstünlük durumu da kendisine kayda değer bir meşruiyet sağladığını söylemek gerekmektedir.

Bunlara rağmen Anastasiadis''in destekçisi Kilisenin ''papaz-devlet'' olgusundan sıyrılması ve Kıbrıslı Türklerle çok kültürlü Kıbrıs''ı hazırlayıp, hazaırlayamayacağı en kritik soruyu oluşturmaktadır. Kilisenin Kıbrıs meselesinde çözümsüzlük yönünde tarihsel bir rolü olmuştur. Bir dönem Türkiye''deki ''güvenlikçi'' devlet refleksiyle okunan Kıbrıs ile Kilisenin ''güvenlikçi'' yaklaşımı arasında paralellikler vardır. Anastasiadis''in aldığı bu güçle bir dönem AK Parti liderliğinin yaptığını yapmaya yeter mi? AK Parti halkın güçlü desteğini arkasına almıştı. Anastasiadis''in durumu ise doğal koşulların Türkiye''dekinin bir biçimde tam tersidir. Bir dönem Kürt ve Kıbrıs meselesini ele almaktan kaçınan Türk kamuoyundaki ''örtük'' yasağın bir benzerinin Güney Kıbrıs''taki ''papaz devlet'' olgusu ile kıyaslamak mümkündür. Bu noktada Erdoğan''ın güçlü bir vurgu ile Kıbrıs''ta çözüm söylemi askeri ve militarizmi geriletmesinin bir mahreci haline getirmiş ve bu konuda hatta darbe taslağı bile ona karşı hazırlanabilmişti.

KİLİSE VESAYETİ BİTECEK Mİ

Bu açıdan dışarıda Kıbrıs''ta çözümü tartışmak askerin bu sorun üzerindeki etkisini azaltacağı gibi paralel olarak içerde Erdoğan hükümetinin meşrulaşmasına bu yaklaşım katkı verecekti. Anastasiadis''in elini, krizin ülkeyi kuşatması ve kilise gibi ekonomik boyutu olan dini bir kurumu da etkisi altına alması güçlendirmektedir. Anastasiadis seçilir seçilmez pozitif mesajlar vermiş ve ''çok kültürlü Kıbrıs''ı kurmak istediğini ifade etmişti. Bu sözler Güney Kıbrıs''ın standart siyaset insanlarının pek kolay kolay ifade edebileceği şeyler değildi. Doğrusu Kıbrıs''ı yakından takip edenler güzel ve alangirli söylemlerin sorunu çözmeye yetmeyebileceğini de hemen sözlerine eklemektedirler. Elbette Anastasiadis''in pozitif mesajlarının ardından sorunun çözümünde nasıl bir yol izleyeceğine dönük somut önerileri de masaya koyması beklenmektedir. Nesnel tespitlerden birisi Makarios''la beraber seçilen 6 başkana göre açık bir biçimde daha liberal ve yüzü daha Batı''ya açık söylemlere sahip olduğu gerçeğidir. Bu yönelimlerin de Kıbrıs konusunda belli bir esneklik ve yaklaşım farkı yaratma marjı taşıdığı aşikardır. Yine de müzakere masasında görüşmeci olmak ile entelektüel söylemler arasında dramatik bir fark olduğunu da bilmekteyiz.

ÇÖZÜM MÜMKÜN

Son olarak Kıbrıs bir biçimde yeniden uluslar arası toplumun gündemine taşınacak ve kısa süre içinde de uyuşmazlık konusu olmaktan çıkarılmak istenecektir. Kıbrıs uyuşmazlığının artık bir biçimde doğal evrimini tamamladığı algısı başta BM olmak üzere birçok uluslararası camiada da yerleşmektedir. Özellikle BM''nin kalıplaşmış yaklaşımlar yerine daha yeni ve teknik işbirliğine açık bir dinamik yönteme yönelmesi hayati önemdedir. Öbür türlü Kıbrıs üzerinden BM diplomatlarının kariyerlerini parlak maaşlarla süsleyen ve bundan da fazla rahatsız olmayan bir görüntüyü devam ettireceklerdir. Son söz Kuzey''de Eroğlu Güney''de Anastasiadis istedikleri takdirde Kıbrıs''ı pek ala birleştirebilirler. Siyasi kültürleri sol gibi ''edebiyat'' üzerinden değil gerçekler üzerinden oluştuğundan ötürü bunu yapmaları daha kolaydır. Sol zaten işin edebiyatıyla ilgili olduğundan pratiğe dönecek yaklaşımlardan hep uzak durmuşlardır. İki liderin bu yanları Batı''dan da desteklendiği takdirde çözüm kolaylaşabilir. Özellikle önceki görüşmecilerin ortaya attığı ''çarpraz oy'' gibi bir öneriye iki toplumun seçilmiş müzakerecisi iki sağ gelenekteki liderin pek sıcak bakmaması iyi bir başlangıç noktası oluşturabilir. Eroğlu ile Anastasiadis arkalarındaki geniş merkez seçmenin arzu ve düşüncelerini temsil eden iki liderdir. İki liderin istedikleri ve imzaladıkları bir antlaşma hem kabul görme bakımından ciddi bir desteği arkasına alır hem de çözümün yaşatılması açısından da ikisinin ''hususi'' rolleri çok önemli olur.