Düşünce Günlüğü Rusya-Türkiye ilişkilerinin geleceği Soçi Zirvesi

Rusya-Türkiye ilişkilerinin geleceği: Soçi Zirvesi

Günümüzde Batı dünyasının uluslararası sistemde Rusya’yı tecrit etme politikalarının dışında kalarak gıda krizi, enerji krizi ve Moskova-Kiev arasında askeri sorunun çözümünde arabuluculuk misyonunu üstlenmesi de Türkiye’nin son yıllarda artan hem bölgesel hem de küresel ölçekte güvenilir bir aktör olduğunu göstermektedir.

Abone Ol Google News
Haber Merkezi Yeni Şafak
Rusya-Türkiye ilişkilerinin geleceği: Soçi Zirvesi
İLLUSTRASYON: CEMİLE AĞAÇ YILDIRIM

Dr. Elnur İsmayıl

İstanbul Medeniyet Üniversitesi Öğretim Üyesi - BİLGESAM Başkanı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Soçi ziyareti ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’le gerçekleştirdiği görüşme ikili ilişkiler açısından yeni bir dönemin başlangıcı olarak değerlendirilebilir. Temmuz ayında İran’ın başkenti Tahran’daki zirvede iki ülke liderinin görüşmesinden hemen sonra yapılan bu ziyaret son yıllarda birçok alanda artan ilişkilerin de bir kanıtıdır. Tabii, bu ziyaret ve her iki tarafın devlet yetkilileri tarafından yapılan açıklamalar Moskova-Ankara ilişkilerinde tüm sorunlar çözüldü anlamına gelmemelidir. Çünkü, her iki devletin siyasi kültür ve bölgesel sorunlara yaklaşımlarındaki kolay değiştirilemeyecek sorunların gerçek çözüme kavuşması mevcut uluslararası sistemde gerçeklikten uzaktır. Fakat, Türkiye’nin Rusya-Ukrayna krizi sonrasında Moskova ile ilişkilerinde aldığı kararların doğru olduğunu da ortaya koymaktadır. Günümüzde Batı dünyasının uluslararası sistemde Rusya’yı tecrit etme politikalarının dışında kalarak gıda krizi, enerji krizi ve Moskova-Kiev arasında askeri sorunun çözümünde arabuluculuk misyonunu üstlenmesi de Türkiye’nin son yıllarda artan hem bölgesel hem de küresel ölçekte güvenilir bir aktör olduğunu göstermektedir.

KREMLİN’İN OLASI SURİYE OPERASYONUNA YAKLAŞIMI

Soçi görüşmesi de baz alınarak, Ankara-Moskova arasındaki ikili ilişkileri, ekonomik ve enerji alanında ilişkiler ve bölgesel sorunlara yaklaşımlar alt başlıklarında değerlendirecek olursak öncelikli olarak, ilişkilerin dikkat merkezinde Türkiye’nin terörle mücadelesi kapsamında Suriye’ye olası bir operasyonuna Kremlin’in yaklaşımında bir değişiklik olabileceği ihtimali varsayımıdır. Fakat, Suriye konusunda Moskova-Ankara arasında son yıllarda bir yandan iş birliği diğer yandan artan sorunlar bugün için de değişmemiştir diyebiliriz. Genel olarak terör örgütleriyle mücadele kavramı üzerinde ortak bir görüşü paylaştıkları her görüşme sonrası beyan edilse de, Türkiye ve Rusya için terör örgütü kavramının farklı anlam ifade ettiği bir gerçektir. PKK ve Suriye uzantısı YPG terör örgütlerini Rusya’nın da aynı şekilde terör kategorisinde değerlendirebilmesi için öncelikli olarak yukarıda belirtilmiş terör örgütlerinin Rusya’daki faaliyetlerinin sonlandırılması gerekiyor. Fakat, Rusya’dan böyle bir adım beklemek için henüz erken.

İLLUSTRASYON: CEMİLE AĞAÇ YILDIRIM
İLLUSTRASYON: CEMİLE AĞAÇ YILDIRIM

Türkiye’nin Suriye’ye ulusal güvenlik amaçlı yeni bir operasyon konusu Rusya tarafından her zaman karşı çıkılmış bir meseledir. Sayın Erdoğan’ın Soçi ziyaretinin hemen öncesinde Kremlin Sözcüsü Peskov tarafından yapılan açıklamalar aslında bu konuda Rusya’nın yaklaşımında bir değişikliğin olmayacağını da ortaya koymuştu. Türkiye’nin Suriye’nin toprak bütünlüğüne yaklaşımının uluslararası hukuk ilkeleri çerçevesinde olduğunu Rusya iyi anlamaktadır, fakat devamlı bu konuya dikkat çekerek Türkiye’nin terörle mücadelesini Suriye’nin toprak bütünlüğüne bir saldırı olduğu şeklinde ima etmektedir. Kendisinin Ukrayna gibi bir ülkenin toprak bütünlüğüne saldırı hakkı olduğunu düşünen Rusya’nın, Türkiye’nin terörle mücadelesini Suriye’nin ve bölgenin istikrarsızlaşmasına neden olduğunu söylemesi de ayrı bir tartışma konusudur.

Türkiye’nin terörle mücadelesi ve güvenli bölgeye ilişkin girişimleri sonrasında Rusya’nın bölgede askeri varlığını artırması ve YPG terör örgütüne desteğini sürdürmesi de bu konuda Rusya’nın Türkiye için güvenilir ve itibar edilmesi zor bir aktör olduğunu göstermektedir.

Dikkat çeken bir başka gelişme, Rusya tarafından beyan edilmiş ve Sayın Erdoğan’ın da açıkladığı gibi Türkiye ve Esed rejiminin istihbaratları arasında sorunun çözümüne ilişkin görüşmelerin olduğu gerçeğidir. Böyle bir durumda Ankara ve Şam arasında 1998 tarihli anlaşmanın yeniden gündeme gelebileceği düşünülebilir.

Rusya yıllardır Ankara-Şam arasında direk ilişkiler kurulmasından yana olsa da, kendi halkına soykırım uygulamış Esed ile diyalog Ankara için kabul edilmemektedir. Buna rağmen, Türkiye’nin oluşturmak istediği güvenli bölge sınırlarında son haftalarda Esed rejimi ve YPG terör örgütü arasındaki ilişkiler, Ankara-Şam ilişkileri ile ulusal güvenliğimize tehdit oluşturan terör örgütlerinin faaliyeti sorununu çözmenin de gerçek dışı ve çok erken olduğunu kanıtlamaktadır. YPG terör örgütünün kendi kontrolündeki bölgeleri Esed rejimine devretmesi ve Rusya’nın da askeri desteğiyle Türkiye’ye karşı bir ittifak oluşturdukları unutulmamalıdır.

TÜRK AKIMI’NIN ÖNEMİ

ABD’nin de baskısıyla AB üyesi ülkelerin Rusya’dan petrol ve doğal gaz alımını azaltmaları ve Rusya’nın da Avrupa’ya doğal gaz ihraç eden en önemli boru hatlarının faaliyetini teknik sorun gerekçesiyle askıya alması bir enerji krizinin olduğunu göstermektedir. Böyle bir aşamada, Putin’in Türk topraklarından geçen Türk Akımı projesinin daha güvenilir olduğunu söylemesi de Avrupa’nın enerji krizi yaşadığı bir süreçte Türkiye’nin böyle bir sorun yaşamayacağı anlamına gelmektedir. Böyle bir durumda Türk Akımı projesi birçok Avrupa devleti için de önem arz etmektedir.

Rusya’ya yaptırım konusu gündeme geldikten sonra Rusya ile nükleer enerji alanında birçok projeden imtina eden Avrupa ülkelerinden farklı olarak Türkiye’nin, Akkuyu Nükleer Santral projesini planlandığı zaman diliminde tamamlayacağı beyanatı da önemlidir. Özellikle, Türkiye’nin nükleer enerjiye önem verdiğini eleştiren ülkelerin bazılarının bugün kendi ülkelerinde enerji krizini çözmek için yeniden nükleer enerji kullanımına dönme kararları da ülkemiz için nükleer santraller konusunun ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Soçi görüşmesinde tarafların bu alanda iş birliğini devam ettirme kararlılığı da dikkat çekmektedir.

İkili ilişkilerde ekonomik iş birliğinin geliştirilmesi kararı da küresel sistemde ekonomik sorunlar yaşandığı bir dönemde önemlidir. Bu anlamda, doğalgaz ödemelerinin kısmen Rus Rublesi ile ödenmesi, ikili ekonomik ilişkilerde ulusal paralara üstünlük verilmesinin öneminin vurgulanması da dikkat çeken konulardandır.

TÜRKİYE GERÇEK BİR BAĞIMSIZ AKTÖR

Erdoğan-Putin görüşmesi ve Türkiye-Rusya ilişkilerinde girilen yeni dönem, bölgesel güvenlik için de oldukça önemlidir. Rusya’nın Ukrayna’ya şubat ayında askeri operasyon başlatmasından sonra Batı dünyası tarafından Kremlin’e yaptırımlar uygulanması konusunda daha özgün karar alarak bu yaptırımlara taraf olmamayı tercih etmesi de Türkiye’nin zor bir coğrafyada ve zor bir uluslararası sistemde gerçek bir bağımsız aktör olduğunun kanıtıdır.

Bu ilişkileri olumlu bir çizgide devam ettirmesi NATO üyesi Türkiye için zor olduğu kadar Rusya’nın da NATO üyesi bir ülke ile ilişkilerini dikkatli bir şekilde sürdürmesi kendi çıkarları için önemlidir. Bu nedenle, Moskova şimdiki aşamada Türkiye’yi direk olumsuz etkileyecek hiçbir sorunu destekleyebilecek güçte değil. O nedenle ikili ilişkilerin yakın bir dönem için aynı çizgide sürdürüleceğini tahmin edebiliriz. Son dönemlerde iki devlet için de ulusal çıkar alanları olarak değerlendirilebilecek Güney Kafkasya ve Libya’daki krizlere yaklaşımları ikili diyalogla çözme girişimleri de önemlidir. Tabii, zaman zaman Rusya’dan beyan edilen emperyalist söylemlerin Türkiye için oluşturabileceği tehlikelerin önleminin şimdiden alınması gerektiğini de unutmamalıyız.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.