Düşünce Günlüğü Türkiyenin rızası olmadan statü değişmez

Türkiye’nin rızası olmadan statü değişmez

Lozan’ın 16. maddesine göre Türkiye’nin rızası olmadan Musul ve Kerkük’ün statüsü değiştirilemez. Suriye’de yeni ülkesel statüler ortaya çıkamaz. Kıbrıs’ta statü değişikliği olamaz. Esasen Lozan’da söz konusu olan tüm eski Osmanlı topraklarında Türkiye’nin onayı olmadan sınır değişiklikleri olamaz. Bundan faydalanmak gerekir.

Abone Ol Google News
Haber Merkezi Yeni Şafak
​Türkiye’nin rızası olmadan statü değişmez ​
İLLUSTRASYON: CEMİLE AĞAÇ YILDIRIM

DOÇ. DR. (M) AMİRAL CİHAT YAYCI

Türkiye’nin Kıbrıs sorunundan haberdar olmadığı, diğer bir ifade ile Türkiye’nin Kıbrıs diye bir sorununun olmadığı 50’li yıllarda, İngiltere, Lozan’ın 16’ncı maddesine dayanarak Türkiye’yi Kıbrıs meselesinin içine çekti. Lozan Barış Antlaşması’nın belirleyici aktörlerinden İngiltere Kıbrıs’ta zor şartlarla karşı karşıya kalınca, Kıbrıs’ın geleceği konusunda, ilgili taraf kimliğini ve Lozan’ın hukuki zeminini Türkiye’ye hatırlattı. O dönemde Kıbrıs’ta yaşanan gelişmeler İngiltere’yi, Lozan’ın 16’ncı maddesini lafzı ve ruhuyla uyumlu olacak şekilde, olması gerektiği şekliyle Türkiye lehine kullanmaya zorladı. Aynı hukuki zemin bugün Musul, Kerkük ve Irak’ın kuzeyi için de mevcuttur. Tabii ki iyi kullanılabildiği ve değerlendirebildiği takdirde...

Türkiye-Irak sınırının nasıl belirleneceği Lozan Barış Antlaşması’nın 3’üncü maddesiyle düzenlenmiştir. Bu madde hükmünün gereği olarak yapılan ve Lozan’ın tamamlayıcısı niteliğinde bir belge olan 5 Haziran 1926 tarihli “Türkiye ile İngiltere ve Irak Arasında İyi Komşuluk Antlaşması” ile Irak’ın ülkesel statüsü tespit edilmiştir. Türkiye bu antlaşma ile belirlenen sınırın dışında kalan topraklar üzerindeki veya bu topraklara ilişkin olarak her türlü haklarından ve sıfatlarından, Lozan’ın 16’ncı maddesi ile Irak Devleti lehine feragat etmiştir. Ancak aynı madde hükmü ile Kıbrıs örneğinde olduğu gibi bu topraklar üzerinde ilhak, istiklal veya herhangi bir idare şekli hakkında esas kabul edilen veya edilecek olan bütün kararlar konusunda, Türkiye’nin söz hakkına sahip olacağı saklı tutulmuştur.

KIBRIS’IN GELECEĞİ

4 Haziran 1878 tarihli Türk-İngiliz Savunma Antlaşması ile egemenlik hakkı Osmanlı Devleti’ne ait olmak üzere Kıbrıs’ın yönetimi İngiltere’ye devredildi. İngiltere, Osmanlı’nın Birinci Dünya Savaşı’na katılmasını bahane ederek, 5 Kasım 1914’te adayı ilhak etti. Ancak Kıbrıs’ta 350 yıl süren Türk egemenliğinin sona ermesi, Lozan Barış Antlaşması’nın yürürlüğe girmesi ile hukukileşti. Antlaşmanın 20’nci maddesi hükmü ile Türkiye, İngiliz Hükûmeti’nce 5 Kasım 1914 tarihinde ilan edilen, Kıbrıs’ın İngiltere’ye iltihakını tanımaktadır. Ölü doğmuş bir antlaşma olan Sevr’e göre de (madde 132) Osmanlı, Britanya Hükûmeti’nce 5 Kasım 1914’te açıklanan ilhakı tanıyor, Kıbrıs üzerindeki veya Kıbrıs’a müteallik bütün hukuk ve tasarruflarından feragat ediyordu. Lozan’da, tıpkı Sevr’de olduğu gibi İngiltere’nin Kıbrıs’ı ilhakı tanınmakla birlikte, Türkiye’nin birinci öncelikli ilgili devlet olarak Kıbrıs’ın geleceği konusunda söz hakkına sahip olacağı 16’ncı madde ile saklı tutuldu.

 İLLUSTRASYON: CEMİLE AĞAÇ YILDIRIM
İLLUSTRASYON: CEMİLE AĞAÇ YILDIRIM

ŞARTLAR İNGİLTERE ALEYHİNDE GELİŞMEYE BAŞLAYINCA…

Lozan’ın 16’ncı maddesinin karmaşık bir üslupla kaleme alınmasında aktif rol oynayan, maddenin lafzı ve ruhuyla ne anlama geldiğini iyi bilen İngiltere; Ada’daki şartları ve aleyhinde gelişen olayları değerlendirerek, Lozan’ın 16’ncı maddesinden yararlanma yoluna gitmiş ve haklı olarak Türkiye’yi Kıbrıs sorununun içine çekmişti. Lozan Barış Antlaşması yürürlükte olduğu sürece; Türkiye, antlaşmanın 16’ncı maddesi hükmüne dayanarak, Kıbrıs uyuşmazlığının taraflarından biri kimliğiyle bu uyuşmazlığın çözüm mekanizmaları içerisinde geçmişte olduğu gibi yer almalıdır. Antlaşmalar hukuku temelindeki bu bakış açısı ile Türkiye’nin Musul, Kerkük ve Irak’ın kuzeyine ilişkin uyuşmazlıkların da çözüm mekanizmaları içerisinde yer alması gerekmektedir.

16’NCI MADDE NE DİYOR?

Lozan Barış Antlaşması’nın 16’ncı maddesi egemenlik devrine konu olan Kıbrıs, Musul, Kerkük ve Ege Adaları gibi diğer bütün ülke kesimleri ile ilgili genel nitelikli ortak bir düzenleme getirmektedir. Bu madde;

“Türkiye, işbu antlaşmada belirtilen sınırlar dışında bulunan topraklar üzerindeki ya da bu topraklara ilişkin olarak, her türlü haklarıyla sıfatlarından ve egemenliği işbu antlaşmada tanınmış adalardan başka bütün öteki adalar üzerindeki her türlü haklarından ve sıfatlarından vazgeçmiş olduğunu bildirir; bu toprakların ve adaların geleceği (kaderi), ilgililerce düzenlenmiştir ya da düzenlenecektir.” hükmünü getirmektedir.

Bu madde hükmünde iki nokta önem arz etmektedir. Birincisi; Türkiye’nin, egemenliğini devrettiği ülke kesimleri üzerindeki her türlü haklarından ve sıfatlarından vaz geçtiğini kabul etmesidir. İkincisi ise; egemenliğini devrettiği ülke kesimlerinin geleceğinin ilgililerce düzenlenmiş veya düzenlenecek olmasıdır.

Birinci nokta esas alınarak, Türkiye’nin, Lozan’dan sonra, egemenlik devrine konu olan ülke kesimleri üzerinde hiç bir hak iddia edemeyeceği ileri sürülebilir. 16’ncı maddenin sadece lafzına bakıldığı zaman böyle bir iddianın haklılık payı yüksek görülmektedir. Unutulmamalıdır ki Türkiye, Lozan’a Sevr Antlaşması’nı reddederek gelmiştir. Genel nitelikte bir toptan feragat hükmü Sevr’in 132’nci maddesinde vardı. Lozan’ın 16’ncı maddesi, Sevr’in 132’nci maddesinin muadili olarak hazırlanmıştı. Türkiye’nin itirazları sonucu değiştirilen ve Lozan Barış Antlaşması’nın 16’ncı maddesine karşılık gelen ilk taslağında da Sevr benzeri bir feragat hükmü vardı.

LOZAN’DA YAŞANAN ÇETİN TARTIŞMA

16’ncı maddenin taslağında; “Türkiye, ... egemenliklerini devrettiği ülke kesimleri üzerinde ilhak, istiklal veya herhangi bir idare şekli hakkında esas kabul edilen veya edilecek olan bütün kararları kabul ve tasdik eder.” şeklinde bugünkü Türkçe ile ifade edilebilecek hüküm mevcuttu. Buna göre egemenlik devrine konu olan ülke kesimlerine, bu bağlamda Kıbrıs, Musul, Kerkük ve Irak’ın kuzeyine ilişkin ileride alınacak kararları Türkiye’nin peşinen tanımış olması isteniyordu. Bu durumda Türkiye bu ülke kesimleriyle ilgili olarak hiçbir söz hakkına sahip olamayacaktı.

Bu nedenledir ki Türkiye, 16’ncı maddenin ilk şekline itiraz etmiştir. Bu düzenleme değiştirilip 16’ncı madde nihai şeklini alıncaya kadar Lozan Barış Konferansı’nda çetin tartışmalara yol açmış ve hatta görüşmelerin kesilmesine neden olmuştur.

TÜRKİYE BİRİNCİ İLGİLİ DEVLET KONUMUNDADIR

Böylece Türkiye’nin Kıbrıs ve Ege Adaları’nda olduğu gibi Musul ve Kerkük’ün geleceğine ilişkin haklarını gasp eden hükmün tasarıdan çıkarılması sağlanmış ve 16’ncı madde bugünkü halini almıştı. Türkiye Lozan Barış Antlaşması’nın yürürlüğe girmesinden sonra, 16’ncı maddede sözü edilen ilgililerden biri, daha doğru bir ifade ile “birinci öncelikli ilgili devlet” olarak, egemenliğini devrettiği ülke kesimlerinin geleceği konusunda söz hakkına sahip olacağını saklı tutmuştur.

Sonuç olarak, Lozan Barış Antlaşması’na göre Türkiye’nin rızası olmadan Musul ve Kerkük’ün statüsü değiştirilemez, Irak’ın kuzeyinde ve bu bağlamda Suriye’de yeni ülkesel statüler ortaya çıkamaz. Bununla birlikte Kıbrıs’ta şu veya bu şekilde dışlanamaz, her ne aksi irade, istek ya da talep olursa olsun Türkiye’nin onayı olmadan ne bugün ne de gelecekte hiçbir statü değişikliği olamaz. Esasen Lozan’da söz konusu olan tüm eski Osmanlı Devleti topraklarında Türkiye’nin onayı olmadan sınır değişiklikleri ve devlet kurmalar olamaz. Bu son derece açık hukuki bir gerçektir. Türkiye’nin bundan faydalanması gerekir.

Lozan masaya sürüldü: Türkiye, Doğu Akdeniz'de provokasyonu alışkanlık haline getiren Yunanistan'a karşı Lozan kartını açtı
DÜNYA
Lozan masaya sürüldü: Türkiye, Doğu Akdeniz'de provokasyonu alışkanlık haline getiren Yunanistan'a karşı Lozan kartını açtı

Beceriksiz BM Kıbrıs konusu bitmiştir
GÜNDEM
Beceriksiz BM Kıbrıs konusu bitmiştir

Türkmenistan ile ticaret hedefi 5 milyar dolar: 9 maddelik ortak bildiri imzalandı
Dünya

Türkmenistan ile ticaret hedefi 5 milyar dolar: 9 maddelik ortak bildiri imzalandı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkmenistan’da mevkidaşı Berdimuhammedov ile ortak anlaşmalara imza attı. Erdoğan “Türkmenistan’la ticaret hacmini 5 milyar dolara çıkarmakta kararlıyız” dedi. Erdoğan, Ekonomik İşbirliği Teşkilatı 15’inci Liderler Zirvesi için gittiği Aşkabat’ta “Kara ve hava yolu taşımacılığının yanı sıra enerji alanında da görüş alışverişinde bulunduk. Bugün imzaladığımız ortak bildiri 9 maddeden oluşuyor. Kardeş Türkmenistan’la zemini daha da güçlendiriyoruz. Anlaşmaların hayırlara vesile olmasını niyaz ediyorum” diye konuştu.
Arnavutluk Kosova ile birleşiyor
Dünya

Arnavutluk Kosova ile birleşiyor

Arnavutluk Başbakanı Edi Rama, ‘Büyük Arnavutluk mümkün’ çıkışının ardından şimdi de Kosova ile birleşmek için yapılacak bir referandumda ‘evet’ oyu vereceğini açıkladı. Elbasan’da Arnavutluk ile Kosova’nın 7’nci görüşmesinde, iki ülke arasında 14 anlaşma imzalandı. Bu çerçevede sınırlarda polis kontrolü yerine kamera kontrolüne geçilmesine karar verildi
Türkiye'deki kayıtlı drone sayısı 55 bini aştı
Gündem

Türkiye'deki kayıtlı drone sayısı 55 bini aştı

Türkiye’nin yerli ve milli imkanlarla geliştirdiği İHA ve SİHA’ların savunma sanayiinde gösterdiği performans, bu alana ilgiyi artırdı. Eylül ayı itibarıyla İHA pilot lisansına sahip kişi sayısı rekor kırarak 567 bin 65’e, kayıtlı drone sayısı 55 bin 725’e yükseldi. İHA eğitimi veren kuruluşların sayısı ise 54’e ulaştı.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.