
Gerçek sorunlara karşı duyarsız yahut çözebilecek gücü olmadığı için kendini körleştirmiş sonunda da kalkıp kendine problem uyduranları hiç kimse ciddiye almıyor, almayacak. Diğer taraftan olmayan sorunları varmış gibi anlatan inanmayanlara da bağırıp çağırıp saldıranları ikna etmek gibi bir ihtimal yok.
Tıbbi terminolojide Munchausen (Münşen) Sendromu olarak bilinen yapay bozukluk, kanser, verem, şizofren gibi tanımlanmış tedavisi ve ilaçları olan bir hastalık adı. Hiçbir hastalığı olmayan ama hastaymış gibi davranıp belirtiler uyduran üstüne kendi uydurduğu belirtilere inanan insanlara '''yapay bozukluk''' hastası deniliyor. Kanser ya da Şizofrende olduğu gibi Yapay Bozukluğun da çeşitleri ve alt başlıkları var.
Munchausen sendromu adı ilk kez 1951''de hastane hastane dolaşıp hastalık uyduran ve kendilerine gereksiz yere tedavi talep eden psikiyatrik sorunlu hastalar için kullanılmış. Dr. Asher ve arkadaşlarının ''munchausen sendromu'' olarak tanımladığı hastalar doktorun muayenehanesine ya da acil servise uydurma bir öykülerle ile gelmektedir. Hastalar sonuç alamadıklarında hastaneden ayrılmamakta şikayetleri yineleyerek tekrar tekrar hastaneye başvurmaktadır. '''Bu hastalar en zeki gözlemcileri bile aldatabilecek psikiyatrik sorunları olan kişilerdir.'''1
Yapay bozukluk tanımlandığı 1951 yılından bu yana geçen zaman içinde ilaç şirketlerin tarafından keşfedilmeleri 1990 ları buluyor. İnsanlardaki potansiyeli görünce ağzı sulanan şirketler medya ve sonraları interneti en sonunda sosyal medyayı da arkalarına alarak 2010 yıllarına geldiğimizde icat edilmiş hastalıkları yayarak milyar dolarları bulan cirolar yapmaya başladılar. İttifakla kabul edilmiş kesin bir tablo yok fakat modern insanların yarsına yakınının hayatlarında en az bir kere yapay bozukluk belirtilerine benzer şekilde hasta olduğu tahmin ediliyor.'''2
Geçtiğimiz sene Taksim gezi parkına sığan bir grup z mi x mi olduğu tartışılan gençlerin yeni dünyanın ayak sesleri olduğu vurgulanmıştı. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı hatta siyaset baştan sona değişecekti. Yerlere göklere sığdırılamayan bu şakacı gençler esprili molotof kokteylleriyle demokratik protestolar yapıyorlardı ve hepimiz onların yaptığı şakalara gülerken devrim olacaktı. Gerçi kabul edelim şaka yaparak hükümet devirmek aslında komik bir şaka gerçekten. Gelinen nokta da gördük ki bir heyecanla başlayıp hormonla şişirilen gezi eli boş göynü hoş gençlerin yaz hezeyanı olarak tarihte silindi gitti.
Sakince dışardan bakınca gerçek resmin aslında canı sıkılan gençlerin aralarında halüsinasyon paylaştığıdır. Gerçek olmayan uydurma şikayetlere o kadar inandılar ki aynı yapay bozukluk hastaları gibi sahte şikayetlerle acı çekiyormuş numarası yapıp aralarında belirti alışverişi yapmaya başladılar. Birbirlerinden ezberledikleri belirtileri tekrar ederek hasta olduklarına inandırmak için çırpındılar. Daha kötüsü her munchausen sendromunda olduğu gibi sağlıklı olan halk onlara inanmayınca saldırganlaştılar, hakaret eden, aşağılayan, sokakları, arabaları, dükkanları yakıp yıkan saldırganlara dönüştüler. Siyaset üretemediği için kabz halinde olan çaresiz siyasal muhalefet ise aynı ilaç şirketleri meydandaki hastalığı destekleyip tahsilat yapma derdine düştü.
Meadow tarafından 1977 yılında kayda geçirilirmiş munchausen by proxy sendromu (vekaleten hastalık) ise çocuk istismarının bir türü olarak bilinmektedir. Ailesi veya akrabaları tarafından hasta olduğu iddia edilen sağlıklı çocuklar hastane hastane dolaştırılır, vekalet eden kişi hasta olduğunu iddia ettiği çocuk için tedavi ve kendisine çeşitli inisiyatifler talep eder. Bir nevi hasta numarası yaptırılan çocukla dilenmek gibi. Büyüklerin uydurduğu ve ezberlettiği belirtileri çocukların bir zaman sonra taklit ettiği hiçbir dürtmeye gerek kalmadan çocuğun kendiliğinden hastalık belirtileri gösterdiği gözlemlenmiştir. İnisiyatif kazanmak ve dikkat çekmek için çocuğunun hasta olduğunu iddia eden ebeveynler gibi gezinin en parlak kahramanlarından bir kısım vekiller, sözde kanaat önderi olan köpük ünlüler hepsi kucaklarına aldıkları çocuklarla o CNN senin bu BBC benim dolaşıp durdular.
Netice… Hiç. Çünkü hastalıklar gerçek değil. Hepsi uyduruldu, sosyal medyadan yayıldı, ezberlendi ve giyinildi.
Tam bu noktada bütün tarafların anlaması gereken durum, gerçeğin kendisi meydanların kurgusu kadar dikkat çekici ve çarpıcı olmayabilir ama yeterlidir. Hep birlikte hiç unutmamız gerekir. Gerçek yeterlidir. Kabul edelim kurgu çarpıcıdır, eğlencelidir, heyecanlıdır hatta ilham vericidir ama değiştirme gücü yoktur. Gerçeğin sıkıcılığına oranla daha göz alıcı olan kurgu ne kadar dikkat çekici de olsa hiçbir etkisi yoktur. Dünyanın en iyi hesaplanmış kurgusu bile batan ilk güneşle karanlığa düşer bir daha görünmez. Kendisine muhalif diyenlerin gerçekle arasında kimyasal bariyerler olduğu ve resmen gerçekle hayali üstelik zorla ezberletilmiş hayali karıştırdıkları ortadadır. Gerçeğe uzaklar ve hayalle gerçeğin arasındaki çizgiyi iyice kaybetmeye başladılar. Kendileri inanıyor ve heyecanlanıyor diye başkalarında inanmasını bekliyorlar kimse onlara inanmayınca hatta bir süre sonra sıkıcı oldukları için dikkate alınmadıklarında sinirleniyor ve kontrollerini kaybetmeye başlıyorlar.
Türkiye''nin gerçek problemleri vardır. İnsan malzemesi, eğitim, ağır sanayi, enerji, sosyal güvence, milli savunma, geçim ve daha onlarca gerçek problemlerle boğuşuyor Türkiye. Gerçek sorunlara karşı duyarsız yahut çözebilecek gücü olmadığı için kendini körleştirmiş sonunda da kalkıp kendine problem uyduranları hiç kimse ciddiye almıyor, almayacak. Diğer taraftan olmayan sorunları varmış gibi anlatan inanmayanlara da bağırıp çağırıp saldıranları ikna etmek gibi bir ihtimal yok. Çünkü yapay bozukluk hastaları hasta olduklarına inandırmak için kendileri yaralayabilir, yabancı maddeleri yutabilir hatta birbirlerine gerçek mikroplar bulaştırtabilecek kadar inanmışlardır.
Anlattıkların hayal ürünü ve sen uyduruyorsun denildiğinde bunu kabul etmeleri imkansız çünkü kabul ettikleri anda değersizleşirler. O grupları karşınıza alıp bak kardeşim bu saydığın problemler aslında yok enerjini boşa harcama gel gerçek dertlere kafa yoralım demenin hiç faydası olmaz. Aksine enerji ve vakit kaybından başka bir şey olmayacaktır.
Gerçek dertleri fark etmiş, halk nezdinden karşılığı olan sorunları ve beklentileri dile getirme cesareti olan muhalefet nimet gibidir. Allah bize de nasip etsin inşallah.






