Ekonomi Bu sezon bol ancak istenilen irilikte olmayan hamsi için 1 yıl avlanmasın önerisi

Bu sezon bol ancak istenilen irilikte olmayan hamsi için '1 yıl avlanmasın' önerisi

Bu sezon bol ancak istenilen irilikte olmayan hamsi için '1 yıl avlanmasın' önerisi

Denizlerde av yasağının 1 Eylül’de sona ermesinin ardından balık sezonu başladı. Bu sezon hamsi avında son yıllara göre artış yaşanırken, hamsinin iriliği ve boyunun istenilen boyutta olmaması av yasağının bir yıl uzatılması tartışmasını gündeme getirdi.

Haber Merkezi İHA
Av yasağının bir yıl uzatılması ile hamsinin kalitesinin artacağı belirtildi.
Av yasağının bir yıl uzatılması ile hamsinin kalitesinin artacağı belirtildi.

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Cemal Dinçer bu sezon hamsinin nispeten ince ancak miktar olarak bol olduğunu belirterek yasağın 1 yıl süreyle uzatılması durumunda hamsinin boyutunda önemli bir fark oluşacağını ve ürün kalitesinin artacağını söyledi.

Son yıllarda hamsinin neslinde küçülme görüldüğüne dikkat çeken Dinçer, “İnceliğini bir önceki yıllardaki avcılıkla bir bütün olarak düşünmek lazım. Hamsi, her ne kadar erken yaşlarda olgunluğa ulaşan bir balık olsa da biz daha önce hamsinin hep küçüklerini avladığımız için yani ergen olmamış sıfır, artı bir yaş grubunu avladığımızdan nesli gittikçe küçülmektedir. Yani, hamsi üreyemeden avlanmış olduğu için bir sonraki yıla yeterince geçememiş oluyor.

  • Hamsinin büyüklüğüne baktığımız zaman muhtemelen şu anda hamsiler sıfır, bir yaş, belki iki yaş arasında çok az bulunur diye düşünüyorum. Hâlbuki normalde hamsiyi sıfır ve üç yaşa kadar görebilmemiz gerekir. Bize göre av yasağının sadece süresi değil, belki hamsi için bir yıl avlanmayabilir. Çünkü hamsi, çabucak büyüyen bir balık olduğu için ileriki yıllarda daha iri, daha kaliteli bir ürüne kavuşması mümkün olabilir" dedi.

Balon balığının 'ilaç için' ihraç edileceği haberi balıkçıları sevindirdi: Günde 1000 TL kazandıracak
EKONOMİ
Balon balığının 'ilaç için' ihraç edileceği haberi balıkçıları sevindirdi: Günde 1000 TL kazandıracak

Hamsinin Karadeniz’in en popüler balığı olduğunu kaydeden Dinçer "Karadeniz’de hamsiye göre diğer balıklar daha az. Hamsi miktar olarak avcılığımızın yüzde 60’ını oluşturuyor. Genel olarak balıkçılık yönetimi açısından sorumlu bireyler ve tüketiciler olarak diğer balıklar içinde aynı hassasiyeti göstermemiz gerekir.

Av yasağı bir yıl uzatılırsa hamsinin boyutunda önemli bir fark oluşur, ürün kalitesi artar. Biraz daha da bollanır bunda hiç şüphe yok.

Mevcut av yasaklarımız aslında çok yetersiz değildir. Mevcut av yasaklarımız çoğunlukla büyük bir isabettir. Önemli olan bunların sahadaki uygulamalarındaki başarı oranıdır. Yoksa sanki biz; denizlerimiz korunmuyor avcılık bilinci hiç yokmuş gibi bir şey söylememiz ebetteki yanlış olur. Giderek artan çevre bilinci iyiye doğru gitmektedir. Bu süreç her zaman olduğu gibi dinamik bir süreçtir ve her katılımcıdan katkıyı bekler" diye konuştu.

“Bu sezon hamsi bol ancak ince”

Hamsinin bu sezon bol ancak ince çıktığına işaret eden Dinçer, “Bu seneki av verilerine baktığımızda hamsinin nispeten ince ancak miktar olarak yeterince bol olduğunu söyleyebiliriz. Geçmiş yıllarda uzun dönem av verilerine bakıldığında özellikle Karadeniz’deki pelajik balıklarda hamsi ile palamut arasında ters bir ilişkinin olduğunu söylememiz mümkündür. Genel olarak hamsinin bol olduğu dönemde palamudun az, palamudun az olduğu dönemde hamsinin bol olduğunu söyleyebilmemiz mümkündür. 2017-2018 yılları arasındaki karşılaşmaya baktığımızda palamutta yüzde 300 artış, hamside ise yüzde 60 oranında bir düşüş olduğunu görmekteyiz. Bu yıl palamut sezonu geçti ancak palamut yok denecek kadar az idi. Hamsi sezonu ise halen devam etmekte ancak şu ana kadar erken olmakla birlikte elimizdeki mevcut av verilerine baktığımızda hamsinin bolluğunun yeterli düzeyde olduğunu söylememiz mümkündür. Dolayısıyla bu durumda hamsi ile palamut arasındaki ters ilişkinin doğru olduğunu söyleyebiliriz” dedi.

Türkiye’yi
saran tehlike: 10 yılda istila etti, balıkçılık için en büyük
sorunlardan biri olacak
EKONOMİ
Türkiye’yi saran tehlike: 10 yılda istila etti, balıkçılık için en büyük sorunlardan biri olacak

“Hamsinin göçü deniz suyu sıcaklığı ve besin durumuna bağlı”

Prof. Dr. Cemal Dinçer, hamsinin göçmen bir balık olduğu, göç durumunun ise deniz suyu sıcaklığı ve besine bağlı olduğunu kaydetti. Dinçer, açıklamalarını şöyle sürdürdü:

“Hamsi göçmen bir balık. Kışlamak üzere Karadeniz’deki kıyılarımıza gelmektedir. Özellikle rutin olarak takip ettiği döngüyü büyük ölçüde deniz suyu sıcaklığına bağlı olarak devam ettirmektedir. Ancak deniz suyunda meydana gelen ekolojik değişimler özellikle su sıcaklığı ve besin bolluğu buna bağlı olarakta göçteki standart takipte değişiklikler olabilmektedir. Normal olarak hamsinin Karadeniz’de av verme periyodu 3,5-4 ay gibi olması gerekir. Kasım ayında başlayıp Mart’a kadar düzenli bir şekilde yani, homojen bir dağılım gösterir idi. Yaklaşık 15-20 yıl öncesine kadar bizim gözlemlerimiz hep bu yönde idi.

Özellikle son 5-10 yıldır hamsinin doğal olarak takip ettiği alışılmış göç durumunun da değişiklikler yaşanmaktadır. Su sıcaklığındaki değişimler ve besin bolluğuna bağlı olarak hamsi, yiyeceğini nerede buluyorsa oraya doğru, bir de uygun ortamı bulması durumunda göçünde değişiklikler yaşanmaktadır. Yani erken gelip erken gidebilmektedir. Veyahut erken gelip geç gidebilmekte. Hamsi sürü oluşturan bir balık olduğu için avlanma tekniği açısından da böyle bir teknik üzerinden örneğin gır gır avcılığı tekniği ile avlanabildiği için dağınık olarak sularımızda bulunmuş olsa bile biz hamsiyi yok olarak görebilmekteyiz. Çünkü avlanabilecek kadar bir sürü oluşturmamış olabiliyor.”

Gelibolu’da Rumlardan kalma 200 yıllık lezzet; tuzlu balık
FOTOĞRAF 26
Title
Gelibolu ilçesinde 1800’lü yıllarda yaşayan Rumlardan kalma tarifle üretilen ve konserve olarak satılan tuzlu balık sardalya, aradan yaklaşık 200 yıl geçmesine rağmen sofraların vazgeçilmez lezzeti olmaya devam ediyor.
Title
İlk olarak salamuraya yatırılan sardalyalar, birkaç gün tuzlu suda bekletiliyor. Sardalyaların içindeki yem ve kanı akıtılıyor.
Title
Bidonlar içerisine tuzlanarak istif edilen balıklar, 3- 4 ay bekletiliyor. Kadın işçiler tarafından temizlenen tuzlu balıklar, konserve olarak sofralara ulaştırılıyor.
Title
Gelibolu’da deden ve babadan kalma 100 yılık konserve fabrikasında 3’üncü kuşak olarak konserve balık üretimine devam eden evli ve 1 çocuk annesi Aygül Kemerli Ersoy, tuzlu balık sardalya ile dedesinin yarattığı ve sadece kadın eli değdiği için ‘Kız’ marka adı altında konserve balık üretimi ve satışı yapıyor. 30’a yakın personelin çalıştığı fabrikada yılda 450 tona yakın üretim yapılıyor.
Title
‘1800’LÜ YILLARA DAYANIR’ <br> <br> Aygül Kemerli Ersoy, Balık üzerine üretimini yaptığımız kendi fabrikamız 100 yıllık bir tesistir. Fabrikamızda üretilen tuzlu balık sardalya 1800’lü yıllarda balığın uzun süre dayanması amacıyla yapılmıştır. Daha sonra ise sanayi ve sektör olarak devam etmiştir. Tuzlu balık için, balık gelir salamuraya atılır...
Title
Birkaç gün bu tuzlu suda bekletilir. İçindeki yemi ve kanı akıtılır. Daha sonra bu balıklar, eskiden fıçılarda yapılıyordu. Şimdi bidonlarda yapılıyor. Bir sıra tuz, bir sıra balık olarak istiflenir. Ardından 3- 4 ay depolarda bekletilir. Daha sonra çıkarılıp, kadın işçilerimiz tarafından soyulup, temizlendikten sonra bazıları kılçıklı, bazılarının da kılçığı alınarak, kutulara ya da kavanozlara yerleştirilir” dedi.
Title
‘ÇOK TÜKETİLEN BİR ÜRÜNDÜR’ <br> <br> Gelibolu’da tuzlu balıkta konserveciliğin yanı sıra meşhur ‘Kız’ marka adı altında özel bir ürün daha ürettiklerini ifade eden Aygül Kemerli Ersoy, Kızlı sardalya denir. Sebebi de yıllardır bu işi kadınlar, genç kızlar yaptığı içindir. Sardalyaların tek tek kafası kesilir. Bağırsağı alınır. Kutulara dizilir. Pişirilir, tekrar kapanır...
Title
118 derecede 1 saat sterilizasyon olur. Bu şekilde Kız’lı marka olarak konserve şeklinde satılır. Omega 3 bakımından çok zengindir. Bu balık kılçığıyla piştiği için kılçıkları da un gibi olur. Çok tüketilen bir üründür diye konuştu.
Title
‘KORUYUCU KATKI MADDESİ KULLANILMAMAKTA’ <br> <br> İhracat olarak tuzlu balığın o kadar hızlı olmadığını ifade eden Ersoy, şunları söyledi: Çünkü Türkiye’de maliyetlerimiz çok yüksek. İhracatta maalesef bizim üretimlerimiz çok pahalı olarak geliyor. Çok fazla üretim yok. Üretimde hiçbir koruyucu madde kullanmamaktayım. Kesinlikle koruyucu madde koymuyorum.
Title
Diğer Kız marka ve konserveler sterilizasyon olduğu için onların raf ömrü en az 4-5 yıldır ki; 10 yıl bile durur, iyi sterilizasyon olmuş bir konserve. Bunun yanında tuzlu balık sterilizasyon olmuyor. Elle dolduruluyor, üzerine yağ konuyor, kapatılıyor. Serin yerde muhafaza etmek gerekiyor. Şoklama değil ama bir buzdolabı serinliğinde en az 2 yıl rahatlıkla durabilir.
Title
Gelibolu’da Rumlardan kalma 200 yıllık lezzet; tuzlu balık
Title
Gelibolu’da Rumlardan kalma 200 yıllık lezzet; tuzlu balık
Title
Gelibolu’da Rumlardan kalma 200 yıllık lezzet; tuzlu balık
Title
Gelibolu’da Rumlardan kalma 200 yıllık lezzet; tuzlu balık
Title
Gelibolu’da Rumlardan kalma 200 yıllık lezzet; tuzlu balık
Title
Gelibolu’da Rumlardan kalma 200 yıllık lezzet; tuzlu balık
Title
Gelibolu’da Rumlardan kalma 200 yıllık lezzet; tuzlu balık
Title
Gelibolu’da Rumlardan kalma 200 yıllık lezzet; tuzlu balık
Title
Gelibolu’da Rumlardan kalma 200 yıllık lezzet; tuzlu balık
Title
Gelibolu’da Rumlardan kalma 200 yıllık lezzet; tuzlu balık
Title
Gelibolu’da Rumlardan kalma 200 yıllık lezzet; tuzlu balık
Title
Gelibolu’da Rumlardan kalma 200 yıllık lezzet; tuzlu balık
Title
Gelibolu’da Rumlardan kalma 200 yıllık lezzet; tuzlu balık
Title
Gelibolu’da Rumlardan kalma 200 yıllık lezzet; tuzlu balık
Title
Gelibolu’da Rumlardan kalma 200 yıllık lezzet; tuzlu balık
Title
Gelibolu’da Rumlardan kalma 200 yıllık lezzet; tuzlu balık
Gelibolu’da Rumlardan kalma 200 yıllık lezzet; tuzlu balık
Çanakkale'nin Gelibolu ilçesinde Rumlardan kalma lezzet tuzlu balık sardalya, sofraların vazgeçilmezi olmayı sürdürüyor. Konserve fabrikası sahibi Aygül Kemerli Ersoy (53), tuzlu balık sardalyanın yapılışının 1800'lü yıllara dayandığını belirtti.

Bursa’da yine çevre felaketi: Manyas’tan doğan Kara Dere’de binlerce balık öldü
FOTOĞRAF 11
Title
Manyas Gölü’nden doğan ve 17 köyden geçerek Marmara Denizi’ne ulaşan Kara Dere’de binlerce balık öldü. Yüzlerce balığın nefes almak için suyun üstüne çıktığı ve dakikalar sonra öldüğü kameralara yansıdı.
Title
Bölge halkı 30 yıldır belirli dönemlerde bu ölümlerin yaşandığını belirtirken, çevreye yayılan koku da vatandaşları rahatsız ve tedirgin ediyor. Yaklaşık 1 hafta önce de Susurluk Çayı’nda balık ölümleri yaşanmış, yetkililer inceleme başlatmıştı.
Title
Sultaniye Köyü Muhtarı Derviş Mete, “Deremizde balık ölümleri gerçekleşiyor. Yetkililer ve ilgili kurumlar bunun bir çaresini bulması gerekiyor. Burada can çekişen balıkların hepsi ölüyor...
Title
30 senedir köyümüzde balık ölümleri dönem dönem yaşanıyor. LPG’yi andıran bir koku yayılıyor. Çoluk, çocuk herkes bu havayı soluyor. Su azaldığı zaman su da kirlilik oranı artıyor ve balıklar nefes alamıyor. Balıkların solungaçları tıkanıyor” dedi.
Title
17 köyü etkiliyor <br> <br> Çevreci Hasan Balças, bundan 4-5 gün önce Susurluk Çayı’nda da binlerce balık ölümü olduğunu hatırlatarak, “Bu konuda orada feryatlarımızı dile getirdik. Manyas Gölü’nden doğan Kara Dere denilen akarsuyumuz 17 köyün içinden geçerek bölgeyi etkiliyor. Bu suların kenarında 1 saat bile duramazsınız...
Title
O kadar pis kokuyor, kimyasal artıklar hat safhaya ulaşmış durumdadır. Bizim sağlığımıza, geleceğimize zarar veriyor. Yetkililerden mutlaka çözüm bulmalarını talep ediyoruz. İnsanlar buradan can çekişen balıkları götürüyor çoluk çocuklarını yediriyor, kendi yiyor. Bu son derece tehlikeli bir durumdur. Denize akana kadar geçen köylerden çiftçiler tarlalarında sulama yapıyor” diye konuştu.
Title
Doğayı ve Çevreyi Koruma Derneği (DOĞADER) Genel Sekteri Sedat Güler, 2-3 sene önce Susurluk Çayı’ndaki kirlilik ve ölen balıklarla ilgili eylem yaptıklarını belirterek, “O zaman ölümler Canbalı Deresi’ne ulaşmıştı. Bizler de orada eylem yapmıştık. Bursa ve Balıkesir valiliklerine ulaşmıştık. Sorun kısmen çözülmüştü. Şimdi de Manyas Gölü’nden gelen Kara Dere üzerindeki kirliliği görüyoruz. İlerde bir maya fabrikası var ve bunun deşarj ettiği sudan kaynaklanan balık ölümleri gerçekleşiyor” ifadelerini kullandı.
Title
“Yılan balıkları havyar dökmek için burayı kullanıyor” <br> <br> Sultaniye Köyü’nde yaşayan Hasan Cankurt ise, “Uluslararası bir belgesel kanalında, yılan balığının havyar dökümü için bu dereyi kullandığını duymuştum. Bu kadar önemli bir derenin bu hale getirmesini ancak insan yapabilir. Bu derede çok eskiden yüzüyor, balığını yiyor ve suyunu içiyorduk” dedi.
Title
Karacabey İsmetpaşa Mahallesi’nde ikamet eden Ceval Buran, “Kara Dere’de balık ölümleri yaşanmaktadır. Bunun sebebi kimse bilmek istiyoruz. Çevreci dostları bekliyoruz. Böyle katliam olmaz. Buraya dün akşam ilaç salındığının haberini bize verdiler. Balık ölümleri akşam başlamış ve sabaha kadar devam etmiş, hala da devam ediyor” şeklinde konuştu.
Title
(Özel) Bursa’da yine çevre felaketi...Manyas’tan doğan Kara Dere’de binlerce balık öldü
Title
(Özel) Bursa’da yine çevre felaketi...Manyas’tan doğan Kara Dere’de binlerce balık öldü
Bursa’da yine çevre felaketi: Manyas’tan doğan Kara Dere’de binlerce balık öldü
Manyas Gölü'nden doğan Kara Dere'de binlerce balık telef oldu. İddiaya göre balık ölümleri bölgeye yakın bir maya fabrikasının atık suyundan kaynaklanıyor.


Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.