
Ziylan Ayakkabı Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Ziylan'dan genç girişimcilere tavsiye:
---------------------- manset ---------------------
Bir Avrupalı işinde dürüst davranıyor. Normal yaşamında nasıl bir insan olursa olsun. Çünkü gerçek maddi menfaatin yaptıkları işi dürüst yapmakta gizli olduğunu biliyorlar. Biz bunu bilmediğimiz için, elmayı ağaçtan dalıyla koparıyoruz.
Halley, Kinetix, Proshot, Polaris... Ayakkabı ve terlikte ülkemizin önde gelen pekçok markasının sahibi Antepli ayakkabı ustası Ahmet Ziylan. Ahmet Ziylan, çıraklıktan başladığı bu meslekte 50 yılı aşan tecrübesi ile birikimini genç müteşebbislere aktarmak için kolları sıvamış durumda. 10'u aşkın şirketi bünyesinde barındıran Ziylan Grubu'nun İstanbul'da Topkapı, İkitelli, Halkalı ve Kıraç olmak üzere 4 ayrı yerde üretim tesisi bulunuyor. Yıllık ayakkabı üretim kapasitesi 2 milyon 500 bini geçerken çalışan sayısı ise bin 500'ü buluyor. Ayakkabı ve terlikten ziyade taban üreten firmamız Ziylan Taban 16 ülkeye ihracat yapıyor. Portekiz, Mısır, Ürdün, Azerbaycan'ın da aralarında bulunduğu pekçok ülkeye mal gönderiyor. Ahmet Ziylan şu anda vaktinin önemli bir bölümünü genç müteşebbislere ayırmış durumda. Ziylan'ın sorularımıza verdiği cevaplar şöyle:
"Babamız fakirdi, biz de küçük yaşta ayakkabıcıların yanında çıraklığa başladık. 1956 senesinde askere gidene kadar kalfalık ve ustalık yaptım. O zamanlar ayakların ölçüsü alınarak ısmarlama ayakkabı imal edilirdi. 1959'da ise İstanbul'a mesleği daha iyi öğrenmek için çalışmaya geldim. Gedikpaşa'da çeşitli ustaların yanında çalışarak bilgilerimizi artırdık. Sonra Antep'e geri dönerek orada dükkan açtım. İşte o dönemlerde İstanbul'dan fora freze makineleri getirerek Antep'te yapılan tüm ayakkabıların kenar ve altlarının tesviyesini ben yapıyordum. Ayrıca altı kauçuk üstü deri olan enjeksiyon tabir ettiğimiz çok dayanıklı bir ayakkabı türünü meydana getirdik. Biz buna volkanize bot adını verdik. Antep'teki mağazamızda bu ürünleri satıyorduk. Daha sonra ilk olarak Topkapı'da ayakkabı telası imaline başladık. Kauçuktan ayakkabı tabanı yapma girişimlerimiz oldu. 1985 yılına kadar 14 sene sadece taban imali ile uğraştık. Bazı akraba ve arkadaşlarımızın yanı sıra başarılı müdür ve ustalarımızı da şirkete ortak ettik. İlk olarak Halley markası ile üretime başladık."
"Türkiye maalesef kazandığından fazla yiyen bir ülke onun içinde devamlı borç içerisindeyiz. 100 lira kazanıp 99 lira yiyen insan yine zengin olur. Türkiye yılda 22 milyar dolar faiz ödüyor. Eğer bilgi ve tecrübeye gereken önemi verseydik, geçmişten ders alsaydık. Türkiye'de bir işin çıraklığı yapılmadan hemen müteşebbis olunuyor. Bunun sonucunda da en ufak bir rüzgarda bu milyon dolarlık hatta milyar dolarlık sermayedarlar kaybolup gidiyor."
"Hayır öyle şey olmaz. İnsan zenginleştikçe mütevazı olacak. Şımarmamak lazım. Eğer bir tüccar, işadamı yaptığı işi değil başka şeyleri rüyada görüyorsa yine başarılı sayılmaz. Eğer işini gerçek seviyor ve rüyasında da görüyorsa o zaman değişmez."
"Hayır, ama Avrupa sistemi biliyor. İşinde dürüst, her hareketinde övgüyle bahsediyorsun halbuki hareketlerine bakıyorsun dürüst değiller. Ama şunu biliyorlar yaptıkları işi dürüst yapmanın gerçek maddi menfaatin orda olduğunu biliyorlar. Biz bunu bilmediğimiz için, elmayı ağaçtan koparırken dalıyla koparıyoruz. Gelecek seneyi düşünmüyoruz."
"Hemen işe başlıyorlar temelsiz bina yapıyorlar. Duygusal hareketle başlıyorlar. Baba-oğulla olsa bile, kardeş kardeşle olsa bile mutlaka sözleşme olacak. Yabancı ile ortak oluyormuş gibi ortaklık sözleşmesini yapacaksın. Paylaşma nasıl, para çekme nasıl olacak belli olacak. Evet Türkiye'de kayıtlı ekonomi olmazsa giren çıkan belli olmazsa ortaklık yürümüyor. Acabalar kafaya geldi mi, ortaklık kısa sürede bozulur. Sonra ortaklıkta ben yaptım yoktur, ben ettim yoktur. Biz yaptık vardır."
"İşini sevmek lazım. Sevmediğiniz işi yapmayın. Ben marangozluk istiyordum, ama dedem götürdü beni ayakkabıcının yanına verdi. Dedemi kırmamak için ayakkabıcılığı kabul ettim. Benim kalfam, ustam ve patronum ayakkabıcılığı bana öyle sevdirdi ki hâlâ ayakkabıcıyım... Alman Lisesi'nin müdürü ve öğretmenleri bir gün saat 22.00'de eve ziyarete geldiler, ben de o saatte küçük mağazamız vardı, her gün ancak bu saatte eve geliyorum. Dediler ki hergün işten eve bu saatte mi gelirsiniz? Evet dedim. O zaman dediler ki siz o zaman işinizi seviyorsunuz ve hayatta başarılı olursunuz. Evet genç müteşebbislerimiz zengin olmak hayali ile değil ilk önce işini sevmekle işe başlarlarsa daha başarılı olurlar.
----------------- imza------------------
----------------- imza------------------






