Bankayı değil Türkleri ve Arapları soymuşlar

04:003/01/2026, Cumartesi
G: 3/01/2026, Cumartesi
Yeni Şafak
Sparkasse bankasında yaşanan kasa soygununda dikkat çeken bir ayrıntı gün yüzüne çıktı.
Sparkasse bankasında yaşanan kasa soygununda dikkat çeken bir ayrıntı gün yüzüne çıktı.

Almanya’nın Gelsenkirchen kentinde 34 milyon avronun (1,7 milyar lira) çalındığı banka soygunundan dikkat çeken ayrıntılar ortaya çıktı. Soyulan kasalarının tamamının Türk ve Arap kökenli müşterilere ait olduğu belirtiliyor. Mağdurlardan Ünal Mete, “Almanya’da devlet bankası bu kadar basit şekilde nasıl soyulur? Müşterilerin kasaları soyuldu ama bankanın kendi kasasına bir şey olmadı. Hırsızlar da ellerini kollarını sallayarak çıkıp gitti” dedi.

Almanya'nın Kuzey Ren-Vestfalya eyaletinin Gelsenkirchen kentindeki Sparkasse bankasında soyulan 3 bin 300 kasanın tamamına yakınının Türk ve Araplara ait olduğunu söyleyen mağdurlar, hırsızların şubedeki kasaların kime ait olduğunu bilerek bu soygunu gerçekleştirdiklerini belirtti. Banka soygunu mağdurları Ünal Mete, Cihat Bostancı, Güngör Kalın ve Emre Yıldırım, yaşananları anlattı.

BU ŞUBE ÖZELLİKLE SEÇİLMİŞ

34 milyon avroluk (1,7 milyar lira) soygun haberini ilk aldıklarında inanamadıklarını söyleyen Ünal Mete, “Almanya'da devlet bankası bu kadar basit bir şekilde nasıl soyulur? Müşterilerin olduğu kasalar soyuldu, ana kasa yani bankanın kendi kasasına bir şey olmadı. Hırsızlar ellerini kollarını sallayarak çıkıp gittiler” dedi. Bu şubesinin soygun için seçilmesinin kasıtlı olabileceğine dair şüphesi olduğunu aktaran Mete, “Özellikle bu şubenin seçilmiş olmasının tesadüf değil Çünkü kasaların yaklaşık yüzde 95’inde yabancı kökenli insanların emanetleri bulunuyor. Bunun da bilinçli olarak bilindiğini ve bu nedenle hedef alındığını düşünüyorum. Bu şubedeki kasaları ağırlıklı olarak Türk ve Arap kökenli müşterilerin tercih ettiği yasal olarak da açıkça görülüyor. Bu nedenle şubenin müşteri profili bilindiği için bilinçli bir operasyon yapıldığı kanaatindeyim” dedi. Bankanın kasaların içerisinde ne olduğunu bilmediğini ve onun için fatura getirmeleri gerektiğini söylediğini belirten Mete, düğünde takılan ya da nakit parayla aldıkları altınları kasalara koyduklarını ve bunların da noter onaylı bir belgesinin olamayacağını savundu.

Emre Yıldırım, Cihat Bostancı, Güngör Kalın, Ünal Mete.

HİÇBİR ŞEY DUYMAMIŞLAR

Mağdurlardan Cihat Bostancı, inşaat sektöründe çalışan biri olduğunu söyleyerek, bu soygunun profesyonel makinelerle yapıldığının altını çizdi. Hırsızların banka duvarını delmek için en az iki saat işlem uygulaması gerektiğini iddia eden Bostancı, “Yaklaşık 400 milimetrelik bir delme makinesi kullanılmış. Görüntülerde de görüldüğü üzere iki farklı noktadan delik açılmış. Tek bir deliğin açılması en az bir saat sürer. Ayrıca bu işlemler için yaklaşık 200 ila 400 litre arasında suya ihtiyaç vardır. Elektrik gerekir. En az 100 desibel civarında bir gürültü oluşur. Bu ses düzeyi bir diskotekle kıyaslanabilir. Ayrıca yoğun miktarda toz ortaya çıkar. Bu kadar yoğun toz, yüksek ses, su ve elektrik kullanımı varken kimse nasıl duymadı, hissetmedi, vibrasyonu fark etmedi? Bu durum bizim için büyük bir soru işareti” şeklinde konuştu.

İHMALİ YA DA DAHLİ VAR

Mağdur Güngör Kalın da, bankaya yaklaşık 200 metre mesafede bir emniyet polis binası bulunduğu bilgisini verdi. Kalın, “Alarm çalsa, polis iki dakika içinde olay yerine ulaşırdı. Bu nedenle bankanın bu işte ihmali ya da dahli olduğunu düşünüyorum. Açık konuşmak gerekirse, bu olayda çok büyük yapıların parmağı olduğunu düşünüyorum. Üstelik olay yerine giriş için bankanın özel otoparkı kullanılmış. Bu otoparka banka görevlileri dışında kimsenin girmesi mümkün değil” ifadelerini kullandı.

ŞÜPHELERİMİZ ARTIYOR

Mağdur Emre Yıldırım ise, “Bu noktada sadece faillerin değil, bankadaki bazı çalışanların ve hatta emniyet birimlerinde görevli bazı kişilerin de bu işte parmağı olabileceğini düşünüyorum. Yıllardır orada bulunan kasalara, duvar delinerek adeta eliyle koymuş gibi ulaşılıyor ” diye konuştu.



#Soygun
#Almanya
#ırkçılık