
ABD Başkanı Donald Trump, İsrail'in teşvikiyle başlattığı İran savaşında Avrupa’dan beklediği desteği bulamıyor. Fransa’dan İspanya’ya birçok ülke ABD’nin askeri taleplerine mesafe koyarken, ittifak içinde güven krizi büyüyor. Washington’ın NATO’dan çekilme sinyali ise transatlantik ilişkilerde tarihi bir kırılmanın habercisi.
ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’da başlattığı savaşa Avrupa’dan gelen destek giderek zayıflarken, transatlantik ilişkilerde yeni bir gerilim hattı oluşuyor. Washington’ın müttefiklerinden askeri destek baskısı artarken, birçok Avrupa ülkesi bu çağrılara kulağını kapamış durumda. Trump, son olarak İngiliz medyasına verdiği demeçte ABD'yi NATO'dan çıkarmakla tehidt etti. Trump önceki gün de Fransa’yı ve İngiltere'yi, İsrail’e askeri malzeme taşıyan uçaklara hava sahasını kapattığı gerekçesiyle sert sözlerlehedef almıştıi. Paris yönetimini “çok yardımcı olmamakla” suçlayan Trump, “ABD bunu hatırlayacak” diyerek tepki gösterdi. Ancak Fransa cephesi, savaşın başından beri tutumlarının değişmediğini vurguluyor. Elysee kaynakları, Fransız üslerinin bu çatışmada kullanılmasına izin verilmediğini açıkça ifade ediyor. İngiltere'de de Starmer yönetimi, Avrupa ülkeleri ilke dayanışma mesajı verirken, Washington'ın askeri hareketliliğini olabildiğince sınurlamaya çalışıyor. İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, ABD'nin İran savaşı ve İsrail'in Filistin toprakları ve Lübnan'daki işgalini kınayan açıklamalarıyla bugün Avrupa'da ABD'ye yönelik caydırma stratejisinin lideri konumuna yükselmiş durumda. Tüm bu gelişmeler, "NATO dağılmanın eşiğinde mi" sorusunu gündeme getiriyor.
İttifaktan tiksiniyorum
ABD Başkanı Donald Trump, dün İngiliz Telegraph gazetesine konuştu. Demeçlerinde NATO'yu eleştiren Trump, ABD'yi NATO'dan çekmeyi ciddi şekilde düşündüğünü açıkladı. Trump, “Her zaman NATO'nun kağıttan kaplan olduğunu biliyordum" dedi. ABD Başkanı Trump, NATO'nun İran'a karşı yürütülen savaşa katılmaması üzerine ABD'yi ittifaktan çekmeyi güçlü bir şekilde değerlendirdiğini açıkladı. Trump, ayrılma konusunun artık "yeniden değerlendirilmenin ötesinde" olduğunu belirterek askeri ittifakı "kağıttan kaplan" olarak nitelendirdi. Trump, Reuters'a verdiği demeçte ise "NATO'dan tiksinti duyduğunu" belirti. Trump, İran'dan hızla çıkacağını ve gerekirse nokta atışlar için geri döneceğini de savundu. Beyaz Saray'ın Avrupa'yı artık güvenilir bir ortak olarak görmediğini belirten Trump'a katılan ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, ittifakın askeri üslere erişim izni vermemesini eleştirerek NATO'yu "tek yönlü bir yol" olarak tanımladı ve İran'daki çatışma bittiğinde bu ilişkinin yeniden incelenmesi gerektiğini söyledi.
Uçuşlara Polonya'dan ret
ABD'ye karşı Fransa, İspanya, İtalya ve İsviçre de benzer şekilde ABD’nin askeri uçuşlarına sınırlamalar getirdi. Madrid yönetimi, ABD ve İsrail’in yürüttüğü operasyonları “uluslararası hukuka aykırı” olarak değerlendirerek bu savaşa katılmayacağını net bir şekilde duyurdu. Avrupa’daki temkinli yaklaşım sadece hava sahasıyla sınırlı değil. Polonya, ABD’nin Ortadoğu’ya hava savunma sistemi gönderme talebine “ulusal güvenlik önceliğimizdir” diyerek olumsuz yanıt verdi. Benzer şekilde İtalya da ABD’nin İran’a yönelik operasyonlarında üslerini kullandırmadı. Roma, bunun teknik prosedürlerden kaynaklandığını savunsa da mesaj açık: Avrupa, doğrudan çatışmanın parçası olmak istemiyor.
İstihbarat paylaşımına sınırlama
İngiltere'nin de ABD ile askeri koordinasyonda daha temkinli davrandığı, bazı hassas toplantılara erişimi sınırladığı bildiriliyor. Almanya ise şimdilik ABD üslerine erişim izni vermeye devam etse de bunun hukuki sonuçları konusunda endişeler artıyor. İngiltere Başbakanı Keir Starmer de Başbakanlık Ofisi 10 Numara'da Ortadoğu'daki savaşın ekonomik etkilerine ilişkin basın toplantısı düzenledi. Ekonomik tablonun zorluklarına dikkat çeken ve halka karşı dürüst olması gerektiğini belirten Starmer, bu sürecin kolay olmayacağını dile getirdi. İngiliz halkından bir krizi daha atlatıp hiçbir şey olmamış gibi 'eski düzene' dönmelerini istemeyeceğini vurgulayan Starmer, yaşam maliyetlerini hafifletmek için enerji faturalarına getirilen üst sınır ve eylül ayına kadar geçerli olacak akaryakıt vergisi indirimleri gibi mevcut önlemleri hatırlattı.
Londra Avrupa'yı seçti
İngiltere'nin uzun vadeli ulusal çıkarlarının, Avrupa Birliği (AB) ve Avrupalı müttefiklerle daha yakın bir ortaklık gerektirdiğinin giderek daha da netleştiğini ifade eden Starmer, güvenlik ve yaşam maliyetlerini düşürme fırsatlarının görmezden gelinemeyecek kadar büyük olduğunu söyledi. Starmer, gelecek haftalarda AB ortaklarıyla ‘tehlikeli bir dünyada’ yeni ortaklıklar kurmak amacıyla bir zirve düzenleyeceklerini duyurdu.
Bizim savaşımız değil
Bu tutumun arkasında birkaç temel neden öne çıkıyor. Avrupa başkentleri, ABD’nin savaş hedeflerinin belirsizliğinden ve yeterli müttefik istişaresi yapılmadan harekete geçilmesinden rahatsız. Ayrıca kıtanın doğusunda devam eden Rusya-Ukrayna Savaşı, Avrupa’nın askeri kapasitesini ve önceliklerini zaten zorlamış durumda. Washington’ın İran politikası, Avrupa başkentlerinde “bizim savaşımız değil” şeklinde karşılık buluyor. Bu sözün de bir karşılığı var. Trump yönetimi geçen bir yıl boyunca Avrupa'yı "aşağılayan" ve Ukrayna Savaşı'nın bedelini ödemesi gerektiğini ifade eden onlarca açıklama yaptı. Öyle ki Trump yönetimi yetkilileri, "Öteki kıta" diye nitelendirdikleri Avrupa'da yaşanan Ukrayna savaşı için "Bizim savaşımız değil" ifadesini kullanmıştı. Bu durum, ABD ile Avrupa arasındaki jeopolitik ayrımın giderek derinleştiğini ve sertleştiğini gösteriyor.











