
CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, İnönü’nün 27 Mayıs darbesinden önce TBMM’de “İhtilal olacak ve siz bundan kurtulamayacaksınız” demediğini savundu. TBMM Başkanlığı İnönü’nün o sözlerinin tutanaklarda yer almadığını, çünkü oy çokluğu ile çıkarıldığını açıkladı. Verdiği soru önergesiyle rezil olan Özel, bu defa konuyu çarpıttı. Gazetelere yaptığı açıklamada bu bilgiden hiç bahsetmeyip Erdoğan’ın İnönü ailesinden özür dilemesini istedi.
Yalanların üssü konumundaki CHP, bu kez de 27 Mayıs tutanakları üzerinden yeni bir algı operasyonuna soyundu. CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, 27 Mayıs’ın 61. yıldönümünde Demokrasi ve Özgürlükler Adası’nda yaptığı konuşmayla ilgili soru önergesi verdi. Erdoğan, partisinin genişletilmiş il başkanları toplantısında, İsmet İnönü’nün darbe öncesi Meclis’te sarfettiği “İhtilal olacak ve siz bundan kurtulamayacaksınız” sözlerini aktarmıştı. “İnönü’ye atfedilen bu sözler TBMM tutanaklarında yer almıyor. O kadar çaresizler ki söylenmemiş sözleri söylenmiş gibi göstermeye ihtiyaç duyuyorlar” diyen Özel, önergesinde böyle bir konuşmanın yapılıp yapılmadığını, yapıldıysa bunun Genel Kurul tutanaklarına neden yansımadığını sordu.
TBMM Başkanı adına önergeyi yanıtlayan TBMM Başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç, Meclis Genel Kurul tutanaklarının incelendiğini, soru önergesinde belirtilen ifadelerin tutanaklarda tespit edilemediğini kaydetti. Ancak Bilgiç, İsmet İnönü’nün 27 Nisan 1960 tarihindeki birleşimdeki beyanlarının tutanaktan çıkarıldığına dikkat çekti. Cevapta şöyle denildi: “27 Nisan 1960 tarihli 61. Birleşimde Cumhuriyet Halk Partisi adına yaptığı konuşmada geçen ifadeler nedeniyle İsmet İnönü’ye 12 birleşim Meclis’ten geçici çıkarma cezası verildiği ve bu cezaya dayanak gösterilen memuru, emniyeti, zabıtayı politikaya alet eder mahiyetteki beyanlarının Genel Kurul’da yapılan oylamayla tutanaktan çıkarıldığı tespit edilmiştir.”
TBMM’nin cevabını bazı gazetelere değerlendiren Özel, konuyu çarpıtarak İnönü’nün konuşmasının tutanaklarda tespit edilemediğini iddia etti. Cevaptaki İnönü’nün beyanlarının tutanaktan çıkarıldığı ve 12 birleşim Meclis’ten çıkarma cezası aldığı kısmı gizleyen Özel, yeni bir algı operasyonu başlattı. Daha da ileriye giderek Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı yalan söylemekle suçlayan Özel, “Erdoğan, İnönü’nün TBMM Genel Kurulu’nda yaptığını iddia ettiği, aslında hiç var olmamış bir konuşmasını alıntıladı. İnönü’nün demokrasiye vurgu yapan, darbe olasılığına karşı duran yığınla sözü varken, hiç söylenmemiş sözleriyle 27 Mayıs darbesine zemin hazırladığı iddialarının gerçeklikle bağdaşmadığını deşifre ettik. İnönü ailesinden ve tüm ülkeden özür dilenmeli” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Demokrasi ve Özgürlükler Adası’ndaki konuşmasında şunları söylemişti: CHP’nin ‘Milli Şef’ diye yere göğe sığdıramadığı İsmet İnönü’nün 27 Mayıs darbesinin hemen öncesinde TBMM’de yaptığı bir konuşmayı paylaşmak istiyorum. Şöyle diyor İnönü: “Buraya gelirken dışarıda Meclis binasını kuşatmış bir tabur asker gördüm. Başlarında genç bir binbaşı vardı. Sizler, benden korkuyorsunuz ama dışarı getirdiğiniz askerleri kumanda eden binbaşıdan da korkuyorsunuz. Korktuğunuzu, ona güvenmediğinizi ispat etmek için size şöyle bir teklifim var. Çağırın binbaşıyı, beni alıp götürmesini söyleyin. Bakalım emrinize itaat edecek mi? Size bunun aksi bir teklifim de var. Binbaşıyı ben çağırayım ve Meclis’i feshettireyim. Bunu ister misiniz? İhtilal olacak ve siz bundan kurtulamayacaksınız.”
27 Nisan 1960 tarihli Meclis Genel Kurul tutanağına göre, saat 19.15’te oturumu açan Başkanvekili İbrahim Kirazoğlu, İsmet İnönü’nün bir önceki oturumda yaptığı konuşmanın incelendiğini ve beyanları nedeniyle Meclis’ten çıkarılması, konuşmaların da tutanaktan çıkarılması gerektiğini söyledi. Yapılan oylamada, İnönü’nün 12 birleşim Meclis’ten çıkarılma cezası alması ve konuşmaların tutanaktan çıkarılması kabul edildi. İtirazların yükselmesi üzerine Kirazoğlu’nun “(Dahili Nizamname’yi göstererek) Beyler, bu Dahili Nizamname’dir. Buna herkes uyar. Bundan ne Kirazoğlu, ne de İsmet İnönü müstesna ve muarra değildir” demişti.









