
Bilim çevreleri Ağca, Çakıcı, Mezarcı gibi isimlere 'zihin kontrolü'yle eylemler gerçekleştirildiğini tartışıyor. Prof. Dr. Tarhan, insanlar üzerinde zihin kontrolü çalışmalarının teknolojik olarak mümkün olduğunu söyledi
FATMA DURMUŞ / İSTANBUL
Günümüzdü elektromanyetik dalgalar ve mikro dalgalarla insanların zihinlerinin kontrol altına alınabilmesinin teknolojik olarak mümkün olduğunu söyleyen Emekli Kıdemli Tabip Albay Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat bu 'mümkün'ü şu şekilde açıkladı:
"Mikrodalga ile uzaktan gürültü hissi oluşturmak mümkündür. Elektromanyetik ritmik vuruşlar kişinin başını elektrikli matkapla oyulduğu hissi uyandırabilir. Çok düşük frekans da (VLF), iyonlamanın olmadığı bir radyoaktivite ile baş ağrısı, çınlama, sinirlilik, depresyon, hâfıza kaybı hatta panik duygusu oluşturulabilir. Radyasyonun diş dökülmesi, kan kanseri, sakat doğumlara neden olduğu yaptığı bilinmektedir. İyonlanmanın olduğu radyasyonlar X ışınları Radyum gibi kanser tedavisinde kanserli hücreleri öldürmek için kullanılır. Bu ışınları uzaktan yönetmek mümkün olmamakta, fakat mikrodalga kaynağını 1-2 km. uzaktan bir hedefe yöneltmek mümkün olabilmektedir. Kötü niyetli kişilerin elinde korkunç bir silah haline dönebilen bir teknoloji insanlık dışı amaçlarla kullanılırsa insanlığın sonu başlar."
"İnsanın robot gibi tuşlarla kontrol edilmesi çok tehlikeli bir gelişme" diyen Tarhan beyinler arası kontrol projesiyle elektronik hipnoz yapmanın amaçlandığını bu projede kişiye istemediği şeylerin de yaptırmanın mümkün hale geleceğini. İnsanların uzaktan tuşlarla kontrol edilerek her istenilenin yaptırılabileceğini ifade etti. Prof. Dr. Nevzat Tarhan: "ABD'de beynin elektronik uyarılması zihinsel özürlülerde ve eşcinsellerde araştırılmıştır. James Olds isimli araştırmacı beynin hipotalamuş bölgesine elektronik implant yerleştirerek eşcinselleri kontrol etmeyi başardı. Hastalarda korku, heyecan, halüsinasyon oluşturarak davranışlarını ödüllendirdi veya cezalandırdı. Zihin özürlülere de benzer deneyler yapıldı. Bu çalışmalar çok tartışıldı. Bilimin iyiliği değil hastanın iyiliği ön planda tutulması etik kuralına göre çalışmalar durduruldu" dedi. Tarhan bu konudaki tartışmaları da anlattı: "FM radyo kanalında sinyaller alabilen ve nakledebilen bu uzaktan beyin elektronik uyarılması ateşli tartışmalara konu oldu. Hatta Fransa'da her doğan çocuğa kimliğini belirtir elektronik parça yerleştirerek ömür boyu nerede olup olmadığını izleyebiliriz tezi bile ortaya atıldı" dedi. Dünya Af Örgütü 1992 yılında bir rapor neşretti. Bu durum "İnsanın zihni yetilerini bozmayı, yok etmeyi, değiştirmeyi hedefleyen sorgulama prosedürü ahlâki suçtur denildi. Fiziksel işkence sınıflandırması kadar insanlık dışıdır" düşüncesi benimsendi.
Klasik yöntem; psikolojik faaliyet, propaganda ve beyin yıkama yöntemi. En sık kullanılan yöntem; kimyasal maddeler kullanılarak kişinin düşüncesini etkilemek. Son yıllarda üzerinde çalışan ve durulan yöntem ise elektronik implantlar yerleştirilerek kişinin beynini uzaktan kumanda ile yönetme çabalarıdır.
Bilinen ilk ve en önemli psikolojik operasyon örneği Hasan Sabbah'tır. Haşhaşi tarikatı da denilen bu örgütlenmede kişiler haşhaşın etkin maddesi eroinle keyif duygusuna ve cennet inancına şartlandırılıyor. Hasan Sabbah'a itaat ederlerse hep böyle yaşayacaklarına inandırılıyorlardı. Böylece intihar saldırılarını zevkle yapıyorlardı. 1937'de Stalin'in halk mahkemelerinde dâvâlıların itiraflarında bazı kimyasallar kullandığı bilinmektedir. Hatta Macaristan Kardinali'nin de bulunduğu bir dâvâda dâvâlılar devlete karşı bir tutum aldıklarını birden itiraf etmişlerdi. Zihin kontrolü deneylerinde ilk kullanılan madde LSD idi. LSD psikokimyasal bir maddedir. Alan kişide olağanüstü psikolojik değişimler olur. Halüsinasyonlar görür, canlı, neşeli, güçlü duygu, düşünme ve davranışlar içerisine girer. İkinci Dünya Savaşı'nda hem Hitler hem Amerikan ordusu "Amphetamin" isimli uyarıcı kimyasalı kullanarak askerlerin savaş gücünü arttırmayı hedeflemişlerdir. Hatta Hitler'in milyonlarca psikoaktif madde kullanarak ordusunun hareket kabiliyetini çok hızlı hâle getirdiği bilinmektedir.
Geçtiğimiz mart ayında AKP Adana Milletvekili Atilla Başoğlu tarafından hazırlanan yasa teklifine göre, sinema, video ve müzik eserleri veya benzeri ürünlerde bilinçaltı mesajların belirlenmesi durumunda her türlü sorumluluk; yerli yapımlarda yapımcısına, yabancı yapımlarda ithalatçısına ait olacak. İletişim araçlarının kullanımında, tüketicilerin algılarında bilinçdışı etkilere neden olabilecek özel teçhizat ve tekniklerin kullanıldığının belirlenmesi durumunda sorumlular her türlü af kapsamının dışında kalmak üzere en az 10 yıl ağır hapis cezasına ve 6 milyar YTL'den az olmamak üzere para cezasına çarptırılacak. Teklifin gerekçesinde, insan beyninin ve bilincinin tüm limitlerinin ve karanlık yönlerinin tamamıyla aydınlatılmadığı kaydedildi. Bu nedenle özel teknik ve teçhizat kullanımının nasıl bir etki oluşturup oluşturmayacağı bilimsel metotlarla sorgulanıp kesin olarak belirleninceye kadar bu tür tekniklerin kullanımına sınırlandırma ve denetim getirilmesi gerektiği ifade edildi
----------------- imza------------------







