Peker'in sorgusu 4 saat sürdü

Cihan
00:0022/05/2009, Cuma
G: 22/05/2009, Cuma
Yeni Şafak
Peker'in sorgusu 4 saat sürdü
Peker'in sorgusu 4 saat sürdü

Ergenekon davasının öğleden sonraki oturumda Sedat Peker'in çapraz sorgusuna geçildi. Saat 11:00 sularında savunmasına başlayan Peker'in sorgu ve savunması yaklaşık 4 saat sürdü.

İddianamede delil olarak gösterilen telefon dinlemelerinin kanuna aykırı olarak elde edildiğini öne süren Sedat Peker'in avukatı Bülent Kılıç, "Bu telefon dinlemeleri İstanbul 9'uncu Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki 'Kelebek Operasyonu' davasının dosyasında bile delil olarak gösterilmemiştir. Yasa gereği imha edilmesi gereken konuşmalardır. Bu nedenle bu telefon görüşmelerine ilişkin soru sorulmamasını talep ediyorum." dedi. Mahkeme heyeti dinlemelerin mahkeme kararı ile yapıldığını hatırlatarak avukat Bülent Kılıç'ın talebini reddetti.

"VELİ KÜÇÜK'E SEVGİ VE SAYGI DUYARIM"

Çapraz sorgusu esnasında soruları yanıtlayan Sedat Peker, kendisine sorulan isimlerin hepsine 'Sayın' diye hitap etti. Emekli Tuğgenerel Veli Küçük'ü babasının yakın arkadaşı olduğu için tanıdığını belirten Sedat Peker şunları söyledi; "Kendisine sevgi ve saygı duyarım. Şuan itibari ile de kendisine duyduğum saygı ve sevgide azalma olmamıştır. Çoğalma olmuştur. Yasal çerçeveler dışında herhangi bir muhabbetim ve iş ortaklığım yoktur. Sayın Veli Küçük emekli olduğu zaman, lojmandan çıkartılmaları, koruması ve şoförünün alınması yönünde bir karar verilmişti. Sayın Veli Küçük'ün ev, şoför aradığını duymuştum. Emin Caner isimli kişiyi ona şoför olarak ben göndermedim. Terör örgütlerinin hedefinde olan bir kişi olduğu için ona yardım ettim. Stelyo denen bir arkadaşımız var. Menejerlik yapıyor. Ev bulması için ondan ben ricada bulundum. İmkanım olduğunda insanlara yardım ederim. Sayın Veli Küçük'ün ajandasında yazan şeylerin muhatabı sayın Veli Küçük'tür. Bunu kendisine sorun." dedi.


NEJAT DAŞ'I YAKALAMAK İÇİN BENDEN YARDIM İSTEDİLER

Çapraz sorgusunda Nejat Daş'ın yakalanması için kendisinden askeri görevlilerin yardım istediğini de belirten Peker, "Muhbir olmadığımı belirterek kendilerine yardımcı olmayacağımı söyledim. İddia edildiği gibi gelen şahısları sayın Veli Küçük'e ben götürmedim. Onlar beni sayın Veli Küçük'ün yanına götürdü. Sayın Korkut Eken ve sayın Yavuz Ataç'ı kişisel olarak tanırım. Sayın Korkut Eken ile sayın Veli Küçük arasında soğukluk vardı. Barıştırmak için iyi şeyler düşünmüş olabilirim. Ancak ikisini bir araya getiremedim. Sadece Albay ya da MİT'ten kişileri tanımam. Cemiyet hayatına giren bir insanım. Çok sayıda politikacı, sanatçı tanırım. Cemiyet ortamında bu kadar insanı tanımak örgüt üyesi olmak için yeterli midir?" şeklinde konuştu.

"SAMİ HOŞTAN, YÜCE ALLAH'IN SEVGİLİ BİR KULUDUR"

Soru üzerine Muzaffer Tekin'i tanıdığını ancak ortak bir faaliyeti olmadığını belirten Peker, Sami Hoştan için ise, "Çok yakınlığımız olmasa bile 7-8 yıldır tanırım. Bunun 5 yılı zaten cezaevinde geçti. İddianamede Sami Hoştan'ın başkanlığını yaptığı grubun üyesi olduğum yazıyor. Benim askerlik raporumda bile emir altına giremeyeceğim yazıyor. Sami Hoştan ne kadar iyi bir insan olsa bile onun emri altında bulunmam mümkün değil. Gençliğimin ilk yılarında tercih ettiğim aksiyonel bir hayatım vardı. Sami Hoştan'ın adını da o zaman duydum. Sami Hoştan iyi niyetiyle gerçekten barışı sağlayan bir kişidir. Benim nazarımda barışı sağlayan bir kişidir, yüce Allah'ın sevgili kuludur." şeklinde konuştu.

Peker'e savcı tarafından Danıştay davası saldırganı Alparslan Arslan'ı davanın sanıkları arasında bulunan Ali Yasak'ı ve ikinci iddianamesinin sanığı Albay Arif Doğan'ı tanıyıp tanımadığı soruldu.

Peker, Ali Yasak ve Alparslan Arslan'ı tanımadığını ifade etti. İbrahim Şahin için ise, "Çocuğu bizim kolejimizde öğrenciydi. Bu vesile ile tanıştık ama samimiyetim olmadı" dedi. Albay Arif Doğan ile tanışıklığı hakkında ise "Arif Doğan ile de birkaç kez karşılaşmışlığım var. Telefon görüşmelerimde bahsi geçen 'dava' dünyadaki bütün Türk devletlerinin birleştirilmesi davasıdır. Bu şekilde yetiştirildim. Rus karşıtı olarak yetiştirildim. Alexandır Dugin ile bir araya gelmem mümkün değil." şeklinde konuştu. Korkut Eken ile ahbaplığı dostluğu olduğunu kaydeden Peker, "Kendimce haklı sebeplerim var. Kendisine kırgınım. Milli Yol oluşumunun içinde değilim. Kürtçülük-Türkçülük diye bir şey yapılıp Kürt ve Türk halkı kışkırtılmaya çalışılıyor. Bir Kürt kahvesine ateş ederler olur da benim bu işlerle ilgim olduğunu söylerler diye, bunlarla ilgim olmadığını belirtmek için bu konuşmaları yaptım. Kahvehane taranması olaylarında adım geçiyor. Bu kesinlikle doğru değil. O ekipte ben yoktum. Sedat Peker kahvehanenin taranması ekibinde varsa neden bana ağırlaştırılmış müebbetten dava açılmadı. Şii-Alevi kültürünü incelemiş bir insanım. O devirde yaşasaydım Şii olurdum 15-20 milyonu bulan bir insanlığın size düşman olduğunu bir düşünün. Sivas'ta otel yakan sanıklara rekor miktarda para verdiğim iddiası var. Başkalarının çift ayağı üzerinde yattığı tek ayağımla yatarım. Bu olaylar inciticidir. Tamam sütten çıkmış ak kaşık değilim." dedi.

SİVAS SANIKLARINA PARA VERMEDİM

Gençlik yıllarında bazı faaliyetleri olduğunu belirten Peker, "Sivas sanıklarına gönderdiğim paraların makbuzu nerede. Durmuş Anuçin'e 300 bin TL gönderdiğim iddia ediliyor. Nerede bunun makbuzu. Savcı cezaevine yazı yazarak kayıtlara bakıp kimlere para gönderdiğimi öğrenebilir." şeklinde konuştu.

ADİL SERDAR SAÇAN'I İŞKENCECİ OLARAK BİLDİĞİNİ SÖYLEDİ

İkinci iddianamenin sanıklarından Adil Serdar Saçan ile ilgili kendisine yöneltilen soru karşısında sinirlendiği gözlenen Peker, "Adil Serdar Saçan'ı maalesef' tanıyorum. Kendisi beni defalarca gözaltına aldırttı. Adil Serdar Saçan'ın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde(AHİM) insanlığa karşı suç işlediği için yargılanması gerekir. Saçan'ı Olgun Aydın Peker'in testislerinin patlatılması olayı nedeniyle tanıyoruz. Olgun çocuk yapabilme yeteneğini kazanabilmek için ülke ülke gezdi. Mecnun Odyakmaz asker arkadaşıdır. Saçan müdür olduğunda Odyakmaz ile 'Arkadaşın müdür oldu sana bir şey olmaz' diye şakalaşıyorduk. Gözaltına alınanlar bilirler, yemek yerseniz elektrik verildiğinde hemen bayılmazsınız. Bir gün Odyakmaz da içeri alındı. Nezarette yemek yememiş. O sırada Saçan gelmiş, 'yemek yemiyormuşsun, oğlum ben buradayım ye yemeğini' demiş. Dışarıdan köfte söylemiş. Normalde herkes kaşar ekmek yer. Odyakmaz'ı yemek yedikten bir saat sonra ceryana vermişler. Sonra da Saçan'ın odasına götürmüşler. Odyakmaz onuru kırılmış bir şekilde pis pis bakarken, 'Buraya gelen herkesi asıyorduk, seni asmasaydık asker arkadaşını kolladı derlerdi. Boşver iç kahveni demiş' Saçan'ı böyle tanıyoruz. Asker arkadaşına elektrik veren bir insan. Gözaltında herkesin bir yerini bıraktı. Ben de omuriliğimi bıraktım. İşkence yaparken doktorlarla bilimsel olarak çalışıyorlardı. Kiminin kalbi dağıldı. Daha içeri girer girmez veriyorlardı elektriği." şeklinde konuştu. Peker, müdür yardımcısı Ahmet İhtiyaroğlu'nun ise Adil Serdar Saçan'ın yapmış olduğu bütün işkencelerde yanında bulunduğunu iddia etti.

ABDULLAH ÇATLI DOSTUM OLSAYDI GURUR DUYARDIM"

Kendisine yöneltilen sorular karşısında Abdullah Çatlı ile görüşmediğini, çünkü tanımadığını belirten Peker, "Dostum olsaydı şeref duyardım" dedi. Yeşil'i tanımadığını belirten Peker, tanımasam da aramızda husumet vardı" şeklinde konuştu. Almanya'da 1980 öncesi ülkücülük faaliyetlerinde bulunmadığını belirten Peker, "1971 doğumluyum. 1980 öncesi 9 yaşındaydım" diye konuştu. Gençliğim ilk yıllarında hafif uyuşturucu diye tabir edilen uyuşturuculardan kullandığını anlatan Peker, "Biz bıraktık ama bazı arkadaşlarım bırakamadı. Hayatlarını kaybetti. Bu nedenle uyuşturucu satıcıları ile mücadelem oldu" dedi. Hayatının en huzurlu dönemini son beş yıldır cezaevinde geçirdiğini belirten Peker, "Sinir sistemim çökmüştü. En rahat dönemimi içerde geçirdim" dedi. Veli Küçük'ün tavsiyesiyle Kuzey Irak'ta okul açtığı iddiasının da gerçek dışı olduğunu belirten Peker, Çeçenistan'da herhangi bir faaliyetim yok. On yıl önce resmi olarak para yatırmıştım. Bulgaristan'da kereste fabrikası çalıştırdım ancak kapandı" diyerek iş bağlantıları konusunda bilgi verdi.

KERİNÇSİZ, SAVCILARIN SORULARINA SERT ÇIKTI, ÜYE HAKİM AYNI SORUYU TEKRAR SORDU

Sanık Murat Özkan, Oktay Yıldırım ile birlikte bir süre kafe işletip ayrıldıklarını söyledi. Sanık Kemal Kerinçsiz, avukat Engin Çelikkadıgil'in de aralarında bulunduğu bazı kişilerin Kardak Balıkçısı'nda katıldıkları toplantıyı kendisinin organize ettiğini söyledi. Sanık Ali Yiğit'in cezaevinden çıktıktan sonra kendilerini aradığını belirten Özkan, Kardak Balıkçısı'ndaki toplantıda da Yiğit'in, ifadesini değiştireceğini söylediğini kaydetti. İfadesini değiştirmesi için hiç kimse tarafından baskı yapılmadığını belirten Özkan, "Kemal Kerinçsiz, toplantı sırasında toplantıya ilişkin notlar almıştı. Cezaevinde bulunan Mahmut Öztürk'ü ziyarete gidecektim. Kendisine sunmak için Kemal Kerinçsiz'in aldığı notlardan bir süret aldım" diye konuştu. Savcı Pekgüzel'in, "Bu notları neden yanınıza almak gereğini hissettiniz?" şeklindeki sorusu üzerine sanık Kemal Kerinçsiz oturduğu yerden kalkarak bağırma tonuyla, "Sayın savcı sualleri çarptırmaya çalışıyor. Sizin sorduğunuz sorulara ilişkin konuları daha önce anlattı. Lütfen dikkatli dinleyin. Ya yanlış anlıyorsun ya da çarptırıyorsun." dedi. Bunun üzerine Mahkeme başkanı Hasan Hüseyin Özese, bağırmaması yolunda Kerinçsiz'i uyardı. Kerinçsiz, mahkeme başkanına hitaben, "Bizim de sanık olarak haklarımız var. Bizim bu tür suallere devamlı müdahale etmemize meydan vermemek adına lütfen siz müdahale edin. Adaletli olun." diye çıkıştı. Bunun üzerine Mahkeme Başkanı Özese, savcı Pekgüzel'e "Başka sorunuz var mı?" dedi. Savcı Pekgüzel ise "Sadece bunu açıklamasını istiyoruz" dedi. Savcının bu sözleri üzerine Kerinçsiz, "Ben burada vicdan azabı çekiyorum. Savcılar ne çekiyor bilmiyorum ama çekecekler. Zorla sanığa birşeyler mi itiraf ettirmeye çalışıyorlar?" diye sordu. Kerinçsiz'in yoğun ısrarları üzerine mahkeme başkanı Özese, "Savcı bey, başka sorunuz var mı?" diyerek soruyu değiştirmesini istedi. Ancak çapraz sorgusunun sonunda, savcı Pekgüzel'in sorduğu, "Bu notu neden üzerinize aldınız?" sorusunu bu kez de üye hakim Sedat Sami Haşıloğlu, "Bu not neden gözaltına alındığında üzerinizden çıktı? Bu notu neden üzerinizde bulunduruyorsunuz?" diye sordu. Sanık Kerinçsiz yine tepki göstererek bu sorunun ısrarla sorulmasını kötü niyet olarak değerlendirdiklerini söyledi. Kerinçsiz'in, "Bu sorunun cevabını sanık zaten verdi. neden defalarca soruyorsunuz?" diye sorması üzerine üye hakim Haşıloğlu, "Verdiği cevap beni tatmin etmemiş olabilir. Hukuki çerçevede sorunun cevabını almak istiyorum." diye karşılık verdi. Bunun üzerine sanık Murat Özkan bu soruyu "Toplantı sırasında Kemal Kerinçsiz, Ali Yiğit'in ifadesini değiştireceğini söylemesi ve toplantıda geçenlerle alakalı ifade verip veremeyeceğimi sormuştu. Ben de tanıklık yaparım demiştim. Mahkemede ne diyeceğimi hatırlayamayabilirim diye Kemal Kerinçsiz'in toplantıya ilişkin aldığı notların bir suretini kendisinden aldım. Ancak mahkemede bu notları cebimden çıkarmadım bile. Sonra da arabanın torpidosunda unuttum. Yakalandığımda polisler el koydu" şeklinde cevapladı.

Haşıloğlu'nun, "Kemal Kerinçsiz'in toplantı sırasında aldığı notların suretini siz bilgisayar çıktısı olarak mı aldınız?" sorusunu da Özkan, "Evet" diyerek cevapladı. Kerinçsiz'in, sanık Murat Özkan'da ele geçirilen ve toplantıya ilişkin kendisinin aldığı notları, Özkan'ın isteği üzerine kendisine verdiğini söylerken oldukça sinirlendiği gözlendi. Sanık Özkan'ın savunmasının ardından tutuksuz sanık savunmalarının alınmasına devam etmek için duruşma 21 Mayıs 2009 Cuma günü saat 09.30'a ertelendi.