Güvenlik güçlerinin imza attığı son operasyonlar, terör örgütü PKK'nın zehir tarlalarını gözler önüne serdi. Uyuşturucu üretiminde kullanılan Hint kenevirinin ekimi için Diyarbakır'ı üs olarak seçen örgüt, yapılan operasyonlarla 5 milyar liralık darbe yedi
Diyarbakır'da yapılan son yılların en büyük esrar operasyonuyla örgütün en büyük gelir hortumu kesilmiş oldu. Bölgenin uyuşturucu trafiğini kontrol altında tutan PKK'ya büyük darbe vuran operasyonla, her yıl PKK'nın kasasına giren 5 milyar liranın önüne geçildi. Güvenlik güçleri, terör örgütünün bölgede 5 bin dönümlük alanda ekim yaptırdığını belirledi. Operasyonlar sonucu bu yıl içinde Türkiye genelinde 75 ton civarında esrar ele geçirildi. Uyuşturucunun önemli bir kısmının, terör örgütü tarafından Diyarbakır'da üretildiği belirtiliyor. Parasal kaynağını büyük ölçüde uyuşturucu kaçakçılığından alınan haraç ve kar paylarından sağlayan terör örgütünün, yapılan operasyonla birlikte uyuşturucu madde kaçakçılığından elde ettiği gelire de büyük darbe vurulduğu ifade edildi. Öte yandan yasadışı ekim yapmak isteyenlerin ilk önce PKK'lı teröristlerden 'izin' aldıkları, esrar ekimininden de örgüt üyelerine 'kar payı' veya 'haraç' verdikleri tespit edildi.
Uyuşturucu ticaretini elinde bulunduran örgütün, bölgede yaşayan halka Hint keneviri ekimi yapmaları için baskı yaptığı öğrenildi. Bölgede bulunan birçok köyden vatandaşları uyuşturucu nakli için kurye olarak da kullandığı belirlenen örgütün, 'zehir' üretiminde kullanılan Hint keneverini ekmeyenleri tehdit ettiği kaydedildi.
Türkiye'de Hint keneviri ekim miktarının yaklaşık yüzde 50-60'lık dilimini karşılayan Diyarbakır'da, söz konusu yasadışı tarlaların büyük kısmının kuzey ilçelerinde bulunduğu belirtiliyor. Çoğunlukla Lice, Kulp, Hani, Dicle, Eğil, Kocaköy, Hazro ve Silvan kırsalında ekim yapıldığı belirlenirken, PKK/KCK terör örgütünün Diyarbakır dışında özellikle 2012 yılında ekilebilecek bütün bölgelere Hint keneviri ekilmesi talimatı verdiği ifade edildi. Öte yandan ekim yapacak şahıslardan da peşin olarak 10 bin ile 20 bin TL arasında para tahsil edildiği öğrenildi.
Örgütün üst düzey isimlerinin talimatıyla söz konusu ekimler desteklenirken, elde edilen gelirin gerçekleştirilecek eylemlerde kullanılmak üzere ayrıldığı belirtiliyor. Ayrıca eylemler için harcanan paradan artakalan kısmın da Kuzey Irak'ta bulunan kamplara aktarılması isteniyor. Ayrıca şehir merkezlerinde gerçekleştirilen silahlı eylemlerden sorumlu 'Reber' kod adlı Mehmet Şah Yıldeniz ve 'Doktor Aydın' kod adlı 'Hacı Türmak' isimli örgüt mensuplarının, faaliyet yürüttükleri Diyarbakır bölgesinde uyuşturucu trafiğinden edindikleri büyük miktarda gelirle Diyarbakır, Ankara, İstanbul, İzmir, Antalya ve Kayseri gibi büyükşehirlerde sansasyonel eylemler organize etme girişimleri olduğu anlaşıldı.
İç pazarın yanısıra Avrupa'ya da uyuşturucu sevkiyatı yapan örgütün, dağıtım ve satışla ilgili kısımda Doğu ve Güneydoğu kökenli örgüt yandaşlarını seçtikleri anlaşıldı. Bu şahıslar, terör örgütünün Avrupa'da bulunan legal görünümlü kuruluşlarıyla irtibatlı olarak çalışırken, örgüt mensuplarıyla aynı evlerde barındıkları da itirafçıların ifadelerinden anlaşıldı. Öte yandan uyuşturucu ticareti yapan şahısların örgütün sağladığı 'koruma' hizmetinden de istifade ettikleri öğrenildi.
PKK ve KCK'nın uyuşturucu madde kaçakçılığı yaptığı bazı itiraflar ve telsiz konuşmalarıyla da kanıtlanmıştı. Örgütün 1990'lı yıllarda iki numaralı ismi olan Şemdin Sakık, 1998 yılında yakalandıktan sonra verdiği ifadede, "Uyuşturucu dağıtımının yapıldığı Avrupa ülkelerinde, Kürt mafyasının etkin olması, uyuşturucu dağıtımının da bunların elinde olması nedeniyle haraç olarak alınan paralar PKK'ya aktarılıyor. Uyuşturucudan elde edilen paralar Almanya'da toplanıp, kurye vasıtasıyla Şam'a, Abdullah Öcalan'a götürülüp teslim ediliyor" şeklinde itirafta bulunmuştu. Söz konusu uyuşturucu trafiği, örgütün sözde yöneticilerinden 'Bahoz' kod adlı Fehman Hüseyin'in telsiz konuşmalarına da yansımış ve Bahoz, uyuşturucu paralarının kaybolmasıyla ilgili olarak, "Yani en az 4-5 trilyon kayıptır, 4-5 trilyon hepsi yerin altında kayboldu gitti" şeklinde ifadeler kullanmıştı.






