Babıali'nin meşhur gazetecilerinin meslek anıları bir kitapta toplandı.Oktay Ekşi, mesleğe atıldığı ilk 8 ay parasız çalıştığını söylerken, Ertuğrul Özkök de nasıl yönetici olduğunu anlatıyor.
Gazeteci Halit Esendir'in kaleme aldığı “Kendi anlatımlarıyla Babıali'nin meşhurları' kitabı, Kaynak Kültür Merkezi'nde kitapseverlere tanıtıldı. Yazdıkları haber ve yorumlarla gündeme yön veren gazetecilerin hayat öykülerinin yeraldığı kitapta, Türkiye'nin son elli yılında etkin olan 21 gazetecinin mesleğe nasıl başladıkları, yaşadıkları hatıralar kendi anlatımlarıyla aktarılıyor. İşte kitapta yer alan iki usta gazetecinin anlattıkları:
1952 yılında mesleğe adım atan Oktay Ekşi'nin hayat öyküsü aynı zamanda Türk basın tarihinin özeti gibi. Ekşi, bir daktilonun bulunduğu tek odalı bürolardan dev plazalara nasıl gelindiğini anlatırken “Anadolu Ajansı'nda 8 ay bedava çalıştım. Sadece otobüs paramı veriyorlardı. O günlerde öyleydi” diyor. O yıllarda gazetecilerin geçinebilmek için birkaç gazeteye haber geçtiğini söylüyor. Oktay Ekşi, İngilizcesini ilerletmek için gittiği Londra'da elçilikte başkatip olarak bir süre çalışıyor. Hürriyet'teki başyazarlık serüveninin ise Erol Simavi döneminde 1974 yılı Haziran ayında başladığı bilgisini paylaşıyor.
Türk basınının amiral gemisi Hürriyet'in uzun yıllardır başında olan Ertuğrul Özkök'ün hayat hikayesi ve gazetenin başına gelişi de sıradışı anekdotlarla dolu. Özkök, üniversite yıllarında solcudur. Ama bir kusuru vardır. Uzun saçlıdır. “Ben solcuydum, ama saçlarım uzun olduğu için Dev-Gençliler bana kızıyorlardı. Hatta beni yakalayıp yurtta dövüp saçlarımı kesme kararı almışlar. Bunun üzerine ben bir ara kayboldum, yurda filan gitmedim” diyen Özkök, Hürriyet'te nasıl yayın koordinatörü olduğunu ise şöyle anlatıyor: Ben Hürriyet'te danışman olarak işe başladım. Aradan 3 ay geçti. Erol Simavi telefonda “İşin bitince buraya gel' dedi. Gittim masasında oturuyordu. “Şekerim seni ben Hürriyet gazetesinin yayın koordinatörlüğüne tayin ettim” dedi. Şoke oldum. Ben, “Efendim, gazetenin nasıl çıkarılacağını bilmiyorum ki' dedim. Onun cevabı aynen şu oldu. “Öğrenirsin şekerim, merak etme.”






