Bab-ı Esrar'la derin devletin izinde

Ertan Altan
00:0014/01/2009, Çarşamba
G: 13/01/2009, Salı
Yeni Şafak
Bab-ı  Esrar'la  derin  devletin  izinde
Bab-ı Esrar'la derin devletin izinde

Ahmet Ümit'in son romanı Bab-ı Esrar, babası Konyalı bir Mevlevi, annesi bir İngiliz olan ve bir sigorta şirketinin işleri için babasının memleketi Konya'ya gitmek zorunda kalan Karen'in (ya da babasın verdiği ancak yıllardır kullanmadığı ismiyle Kimya'nın) hikâyesiyle başlayarak, din, inanç, tarih, devlet ve komplolarla bezenmiş bir hikâyeye kapı aralıyor. Türkiye'nin Ergenekon davası ve derin devlet ilişkilerine kilitlendiği bugünlerde, Türklerin Anadolu'da kurduğu ilk imparatorluk olan Selçuklu'nun derin devlet ilişkilerini mercek altına alıyor Ümit, hem de Anadolu tarihindeki en etkili isimlerin bıraktığı izleri takip ederek. Mevlana'nın yoldaşı Şems'in öldürülmesinin izini süren Ahmet Ümit, Bab-ı Esrar'da Şems cinayetini tarihî belgelere dayandırıyor.

Bab-ı Esrar yalnızca iyi kurgulanmış bir polisiye roman değil. Ahmet Ümit son kitabıyla polisiyenin sınırları mistik bir anlatımla, politik komplolara, teolojiye kadar genişletiyor. Bu genişlik sayesinde polisiye okurları, Selçuklu döneminde devletin dini resmiyetiyle halkın gelenekleri arasındaki farkla birlikte, din-inanç-ahlak konularında bir sorgulama içinde buluyor kendisini.

Karen'in yıllardır görmediği babasıyla kurduğu ilişkiyi bir batılının doğuyla kurduğu ilişki formunda anlatan Ahmet Ümit, Bab-ı Esrar'da Karen'in Konya'ya yaptığı fiziksel ve ruhsal yolculuğu tarihe yapılan bir yolculukla birleştiriyor. Roman'da Karen'in Konya'da yaşadıkları ile 700 yıl önce yine bu bölgede yaşanan inanç, sevgi ve aşk ilişkisiyle paralellikler taşıyor.

Karen Konya'da köklerini ararken 700 yıl önce, Şems Konya şehrine gelmiş Mevlana'yla tanışmış ve bu tanışma tarihte ve inançlarda büyük bir değişikliğe sebep olmuştur.

Selçuklu'nun getirdiği ve düzenlediği İslam anlayışıyla halkın "Enel-Hak" ya da "Vahdeti Vücud" olarak tanımlanan inançları arasındaki çelişkiden kaynaklanan gerilimin anlatıldığı roman, Şems'in öldürülmesiyle sonuçlanır ve bu cinayetin izleri devletin karanlık koridorlarını işaret eder. Bab-ı Esrar'da önceki romanlarında farklı bir üslup kullanarak romanın kapsadığı hikâyeye uygun mistik bir dil seçen Ahmet Ümit, Selçuklu devletinin dini düzenine yönelik vurgularıyla da yeni bir tartışmanın kapılarını aralıyor.


Bab-ı Esrar

Ahmet Ümit

Doğan Kitap

396 Sayfa