Cumhuriyet''in kurulmasıyla birlikte yapılan Harf İnkılabı''ndan bu yana Osmanlıca bir dergi üretmek, telif etmek ve neşretmek yasaktı. Üzerinden uzun yıllar geçti, Osmanlıca okumak da yazmak da unutuldu. Şimdi, yıllar sonra Hayrat Vakfı tarafından ilk Osmanlıca dergi yayınlanıyor. Derginin Genel Yayın Yönetmeni Metin Uçar, Osmanlı dergisinin ortaya çıkış hikayesini anlattı.
Uzun zamandır üniversitelerde verilen eğitimin dışında Osmanlıca eğitimi şimdiye kadar hoca ile öğrenci arasında birebir yapılıyordu. Bunun en önemli nedeni Osmanlıcayı öğreten disipline edilmiş bir kaynağın bulunmamasıydı. Kursa gidemiyorsanız merakınız da varsa öğrenme şansınız yoktu. Bu tablo eğitmenleri harekete geçirdi. Hem öğrenmeyi hızlandırmak hem de daha çok insana ulaşmak için çıkardıkları dergi sayesinde Osmanlıcayı sadece kursa gidenler değil, herkes rahatlıkla öğrenebilecek.
Cumhuriyet''in kurulmasının ardından unutulan Osmanlıca eğitimi artık yalnızca fakültelerle sınırlı değil. Özellikle tarih meraklıları ve kültür gezginleri, gittikleri yerlerdeki levhaları okumak istiyorlar. Nedeni sanıldığı gibi günümüzdeki tarihi diziler ve filmlerin meydana getirdiği popülerlik değil. Metin Uçar Osmanlıca''ya olan ilgiyi şöyle açıklıyor: ''İnsanların Osmanlıca''ya olan ilgilerinin birincil nedeni harfler. Osmanlıca alfabesinin Kur''an alfabesiyle bir olmasından kaynaklanıyor'' diyor. Dergi yayınlanmadan önce edindiği tecrübelerden yola çıkarak arka plan çalışması yaptıklarını belirten Uçar, derginin sadece meraklısının değil tarih ve lise öğrencilerinin de faydalanabilecekleri düzeyde olduğunu söylüyor. Osmanlıca''nın yayılması hakkındaki korkuların yersiz olduğunu, Yeni Osmanlıcılığı diriltme amacı gütmediklerini belirten Uçar, ''Eskiye dönme amacında değiliz. Biz eskiye yeniyi katarak yükselmek istiyoruz. O yüzden yeni bir harf inkılabı yapmaya çalışmıyoruz'' diyor.
Harf inkılabından sonra Osmanlıca''ya olan mesafenin toplumu tarihinden kopardığını anlatan Uçar bu durumu şöyle açıklıyor: ''Osmanlıca''da her ne kadar kopuş yaşanmış olsa da bizim teraküm etmiş bir kültürümüz var. Arşiv mezunuyum. Arşivleri bilirim, orda ne tür belgeler olduğunu kimler gelir gider haberim var. Avrupa''dan pek çok kişi arşivlerimizde araştırma yaparlar. Mesela, Abdullah Cevdet hakkındaki en kapsamlı kitabı bir Avrupalı yazdı. Hem Avrupalıların ciddi bir merakı hem de bizim ilgisizliğimiz vardı. Arşivlere ulaşmak istiyorsanız Osmanlıca bilmeniz gerekiyor.''
Özellikle edebiyat fakültesi öğrencilerinin korkulu rüyası olan Osmanlıca, eğitmen desteği olmadan dergi ile öğrenilebilir mi? Ekip bu konuda oldukça iddialı. ''Herkes Osmanlıca öğrenebilir. Çocuklara, yaşlılara, erkek, kadın herkese eğitim ile ilgili çalışmalar yaptık. Kendi kurumsallığı içindeki bu çalışmalar 1997 yılında kültür bakanlığı ile yapılan bir anlaşmayla genele yayıldı. 51 merkeze kurs açıldı ve 5000 kişi sertifika aldı. Bizim iddiamız şu, Osmanlıca öğrenmek 15 dakikadır. Bu derginin ilk sayısını bitiren biri Osmanlıcayı okuyabilir. Zor vehmini kırmak istiyoruz. Gerçekten kolaydır, isteyen herkes öğrenebilir'' diyor.
Osmanlıca''nın en zor aşaması olarak bilinen ve arşivlerde bulunan el yazması eserleri başlangıç seviyesinde olanlar okuyabilir mi? Osmanlıca alfabesinde bulunan sesli ve sessiz harflerin birleşimini bilen biri herhangi bir kelimeyi okuyabiliyorsa, arşiv belgelerindeki kelimeleri okuyabileceğini belirten Uçar, göz ve mana aşinalığının okumak konusunda çok önemli bir yeri olduğunu belirtiyor. Uçar; ''Belgeyi alıp önce bir süre seyretmeniz gerekiyor. Çünkü yabancıyız. Ancak bir süre sonra gözünüz alışıyor. Göz aşinalığı sayesinde okumak hızlanacaktır.'' Herkese ulaşabilmek için seviyeyi basit tuttuklarını anlatan Uçar, dergi alan kişi ne olursa olsun Osmanlıca''yı okuyacak hale gelebileceğinin müjdesini veriyor. Üç ayda bir çıkacak olan dergi Osmanlıca eğitimini tamamladıktan sonra kültürel bir misyona bürünecek.
Osmanlıca hakkında halk arasında dolaşan bilgilerin yanlış olduğunu söyleyen Uçar, doğrusunu şöyle anlatıyor; ''Osmanlıca Türkçesi Arapça ve Farsça kelimeleri barındırıyor. Fakat ne Farsça ne de Arapça''dır. Dil canlı bir unsurdur. Bazı kelimeleri zamanla atar veya dışarıdan yeni kelimeler de kazanabilir. Fakat bu fıtri olur. Müdahale etmeye kalkarsanız ondan ağaç elde edemezsiniz meyve de alamazsınız. İslamiyet''le bütünleşmiş bir kültürümüz ve oradan alınan kelimeler var. O kalıbı çıkardığınızda arka plandaki duyguyu, düşünceyi, ifadeyi ve manayı anlatmanız mümkün değildir'' diyor. Harf inkılabı sonrasında sadece harflerin değil aynı zamanda kelimelerin de unutulduğunu belirten Uçar, Osmanlı''da bir hitap ifadesi olan ''sultanım'' veya ''efendim'' kelimelerini kullanmanın yasak olduğunu, buna sebep olarak da geçmişe dönüş endişesi gösterildiğini söylüyor ve bu nedenle bugün çok az kelimenin kullanıldığına dikkat çekiyor.
Harf inkılabından sonra ortaya çıkan endişenin bugün yersiz olduğunu söyleyen Metin Uçar; ''Yabancı dil öğrenmek nasıl normal bir şeyse Osmanlıca öğrenmek de normal. Önemli olan alt yapıyı oluşturmak. Cumhuriyeti kuranlar da Osmanlıca biliyordu. Ben Osmanlıca yazabiliyorum bunun ne bana ne de başkasına zararı var. Bir de Osmanlıca yazmam veya okumam diğerini engellemiyor.'' Osmanlıca''yı bilmenin kelime hazinesini geliştirdiğini belirten Uçar, ''Osmanlıca''da bilmediğiniz bir kelimeyi okuyamazsınız. Latince''de harfleri arka arkaya koyduğunuzda ortaya bir kelime çıkarabilirsiniz. Osmanlıca böyle değil, zihninizi mutlaka kurcalamak zorundasınız''diye konuşuyor.






