Doksanlı yıllarda Bosna Savaşı'na katılan ve bu savaşta kolunu bacağını kaybeden gaziler 17 yıldır Bosna Hersek Paralimpik Voleybol Takımı'nda oynuyor ve gittikleri ülkelerden altın madalyalarla dönüyorlar. En son Londra'dan Dünya Şampiyonu olan takım geçtiğimiz hafta İstanbul'daydı. Takımın kurucusu Mirza Hrustemoviç, savaşta sakat kalan arkadaşlarını toplayarak takımı kurduğunu ve savaş döneminde bombaların altında voleybol oynadıklarını söylüyor.
Bosna Hersek savaşına katılan ve bu savaşta şarapnel parçalarından kolunu bacağını kaybeden savaş gazilerinin çoğunlukta olduğu Bosna Hersek Paralimpik(engelliler) Voleybol Takımı geçtiğimiz hafta Ümraniye Belediyesi'nin davetlisi olarak İstanbul'daydı. Takımı İstanbul'da ağırlayanlardan biri de onların hikayesinden etkilenerek takımın başarısını bir belgeselle ölümsüzleştiren genç yönetmen Ensar Altay'dı. Bir hafta boyu İstanbul'u gezen grupla buluştuk hem Ensar Altay'ın belgeselini seyrettik hem de grubun hikayesini dinledik. 1997 yılından itibaren Özel Olimpiyat, Dünya ve Avrupa Şampiyonalarında 9 altın, 3 gümüş ve 2 bronz madalya kazanan takımın hikayesi aslında savaştan önce Yugoslavya Milli Takımı'nda oynayan Mirza Hrustemoviç'in çocukluğuna uzanıyor. Takım kurucusu ve teknik direktörü Mirza Hrustemoviç iki yaşında sakat kalınca ailesi tarafından engelli okuluna veriliyor. Orada sporla ilgilenen Mirza profesyonel voleybolcu oluyor. Ardından Yugoslavya milli takımında oynamaya başlıyor. 3 kez şampiyonluk kazanıyor. Savaşın ardından ise takım dağılıyor. Bosna'da başarılı bir adam olarak bilinen Mirza Hrustemoviç savaş döneminde müthiş bir işe imza atıyor ve savaştan evlerine sakat olarak dönen askerleri ve onların ailelerini buluyor. Savaş gazilerini ikna eden Hrustemoviç çoğunluğu savaşta yaralanmış kişilerle Bosna Hersek Paralimpik Voleybol Takımı'nı kuruyor ve onlarla bombaların altında voleybol oynuyor.
Takımdaki her sporcunun farklı hikayesi var. En ilginç hikayesi olan sporculardan biri takım kaptanı Sabahudin Delaliç ait. 1988 yıllarında halter ve judo sporlarıyla ilgilenen Delaliç, 1992 yılında Bosna savaşına katılmış. Çatışmada tank bombası yüzünden ayağını kaybetmiş. Tedavi olur olmaz tekrar savaşmak için orduya katılan Delaliç 1995 yılında savaşın bitmesinin ardından atletizm ve halter sporlarıyla ilgilenmiş. 'O dallarda rekabet yoktu bende farklı bir spor yapmak istedim ve Mirza ile tanıştım.'diyen Delaliç, 1996 yılında takıma katılmış. Takım 1997 yılında Avrupa şampiyonluğu ve Estonya'da üçüncülük kazanmış.
Takımdaki isimlerden özgüveni yüksek ve gözü kara Sabahudin Delaliç savaşta ayağını kaybettiğinde en büyük hayalinin spor yapmak olduğunu söylüyor ve ekliyor :'Sakat olduktan sonra hayatımda hiç bir değişiklik olmadı. Hayallerimi gerçekleştirmeye devam ediyorum.' Delaliç, Bosna'nın savaştaki mağduriyetini sporla yok etmek istediklerini söylüyor ve takımın başarısının bu mağduriyet ile geldiğini anlatıyor. Spor akademisinden mezun olan Delaliç sporcu kimliğinin yanı sıra siyasetle de ilgili. Aliya İzzetbegoviç'in partisinde meclis başkanlığı yapan Delaliç, Sayarova şehrinin meclis başkanlığını yapıyor.
Takımın kurucusu ve teknik direktörü olan Mirza Hrustemoviç Saray Bosna'nın mucizevi bir ülke olduğunu söylüyor. Hrustemoviç, 'Yugoslavya ordusuna kafa tutup savaşı kazanmamız bir mucize. Bu başarı savaş muhabirlerinin sayesinde oldu. Oraya gelen gazeteciler Bosna'daki hikayeleri çok iyi yansıttı. Daha sonra Fransız ve Alman vatandaşları bizi destekledi. Türkiye de savaş bitene kadar bize yardım etti' diyor. 2 yaşından beri engelli olan Mirza eğitimini engelli okullarında sürdürmüş. Savaş başladığı dönemde paralimpik voleybol oynayıp engelli insanların temsilcisi olarak çalışıyormuş. Savaşın başlamasıyla çok sayıda arkadaşı sakat kalan Mirza savaş dönemini anlatıyor; ' Savaşın ilk günleri o kadar kötü değildi. İlk 20 gün yemek olduğu için iyi koşullarda yaşadık. Daha sonra o kadar zor koşullarda kaldık ki ısınmak için yakacak yerine fazla olan giysilerimizi ve mobilyalarımızı ateşe attık. Hrustemoviç, 'Ülkeleri uğruna gazi olan bu insanların içinde sakat kaldıkları için bir öfke yok 'bugün savaş olsa yine katılırız' diyor.
Savaş ortasında spor yapan Mirza Hrustemoviç, o yıllardan anılarını paylaştı: 'Atletizmle uğraşmak isteyen sporcular vardı. Koşu pistinin olduğu yerde Fransa ordusu vardı. Onlarla konuşup izin aldık. Bu defa da malzememiz yoktu. Bir arkadaşın yakınından atletizm malzemesi aldık. Tam antreman sırasında piste bomba atıldı. Herkes bir tarafa kaçtı malzeme ortada kaldı. Koşup o malzemeyi geri olmak gerekiyordu. Paramız yoktu ama ciddiyetimiz onları ikna etti. Fransa'daki bir dernek bize spor malzemesi hediye etti. Aliye İzzetbegoviç'in katkısı çok büyük oldu. Onun sayesinde yurt dışındaki turnuvalara katıldık. Artık üç ligimiz ve her türlü madalyamız var.'
Belgesel prodüktörlüğü yapan Ensar Altay Bosna savaşında gazi kalanların hayatını Golden Boys adını verdiği bir belgeselle anlattı. Gazi voleybolcuların hayat hikayesinden çok etkilenen Altay, Bosna'ya katliam değil, kahramanlık penceresinden bakmak istemiş ve güçlü bir başarı hikayesi ortaya çıkmış. Altay, takımın kurucusu ve kaptanı olan Mirza Hrustemoviç'in hikayesinden yola çıkarak belgeseli kurgulamış.






