
Geçtiğimiz eylül ayından itibaren hummalı hazırlık sürecinin ardından 28 Nisan’da başlayan 4. Tarım Orman Şurası üç günlük program boyunca verimli, kapsamlı, çözüm odaklı istişarelerin yapıldığı bir çalışma oldu. İlgili herkesin dahil edildiği, bütün problemlerin konuşulduğu ve çözüm yollarının arandığı şura geniş katılımıyla dikkat çekti. 87 üniversiteden 288 akademisyen, 234 sivil toplum teşkilatı, oda, birlik ve kooperatiften 417 temsilci, özel sektörden 205 katılımcı ve kamudan 687 uzman personel olmak üzere toplam 1597 üye yer aldı.
16 çalışma grubunun Tarım ve Orman Bakanlığına teslim ettiği raporlardaki öneriler ve kararlar değerlendirilerek 81 ilde uygulanmak üzere eylem planları oluşturulacak. Öneriler arasında gençleri kırsalda tutmak amacıyla tarımsal faaliyette bulunması şartıyla sigorta primlerinin tamamı ya da bir kısmı devlet tarafından karşılanması ve tarım ürünlerine e-ticaret platformu kurulması gibi kararlar yer alıyor. Raporlarda mülkiyet sorunlarının çözüme kavuşturulamamasından hayvansal üretime yönelik işgücü sorununa kadar birçok konu hakkında strateji belirlendi. Meraların korunması, mera ıslahı projelerinin uygulanması, tarım arazilerinin kullanımının yaygınlaştırılması, organize tarım bölgelerinin artırılması gerektiği gibi konular da oldukça önemli ve değerli. Ancak daha da önemli olan ise bütün bunların bir sistem dahilinde hayata geçirilmesi.
Şuradan çıkan tavsiyeler 86 önemli karar olarak sonuç bildirgesinde yer aldı. Tarım reçetesi olarak niteleyeceğimiz o kararlardan satırlar:
• Tarımsal üretim planlamasında bitkisel ve hayvansal üretimle su ürünleri üretimi için stratejik ürün listesi genişletilerek uygulamaya devam edilmeli. • Salgın ve afet deneyimlerinden yola çıkarak yerli üretimle kritik ürün tedarikini güvence altına alacak acil durum planları hazırlanmalı. • Küçükbaş hayvancılığın toplam kırmızı et üretimindeki payını yüzde 35 seviyelerine çıkarmak için yeni destek ve programları hayata geçirilmeli. • Ülke sularımız dışındaki balıkçılık faaliyetleri desteklenmeli ve güçlendirilmeli. • İklim değişikliği etkilerine dayanıklı yeni bitki çeşitleri ve hayvan ırkları geliştirilerek kullanılmalı. • Gıdalardaki antibiyotik ve pestisit kalıntısının önlenmesi için etkin bir mücadele yürütülmeli. • Gıda kaybı ve israfını önlemek için tarımsal örgütlerle kurumlar arası işbirliği artırılmalı. • Ülkemiz merkezli bölgesel ve uluslararası tarımsal diplomasi platformları kurulmalı. • Yeni tarım odaklı teknoloji geliştirme bölgeleri ile Ar-Ge merkezleri inşa edilmeli. • Dijital tarım, yapay zekâ ve ileri tarım teknolojileriyle ilgili araştırmaların yürütüleceği araştırma enstitüsü hayata geçirilmeli. • Tarımsal sanayide ürün bazlı kümelenme modeline geçilmesi planlanmalı, organize tarım bölgeleri yaygınlaştırılmalı ve bu bölgelerin lojistik merkezlerle entegrasyonu sağlanmalı. • Genetik kaynaklar korunmalı, bunların kullanımı sağlanmalı ve envanteri geliştirilmeli. • Ormanlar için yangın riski belirleme ve erken uyarı sistemleri devreye alınmalı. • 2030’a kadar içme suyu şebekelerindeki kayıplar yüzde 32’den yüzde 25’e indirilmeli. • Kuraklığa dayanıklı bitki türlerinin kullanımını yaygınlaştıracak kurakçıl peyzaj alanları artırılmalı. • Açık kanal sulama sistemlerini kapalı basınçlı sistemlere dönüştürecek çalışmalar artırılmalı. • Kuraklık ve aşırı hava olaylarına karşı erken uyarı sistemleri kurulmalı, dijital kuraklık izleme sistemi geliştirilmeli. • Tarım sigortası sisteminde uydu teknolojileri ve yapay zekâ kullanımı yaygınlaştırılmalı. • Tarımsal üretime yönelik yapay zekâ destekli tahmin ve izleme sistemleri kullanıma sunulmalı. • Tarım ürünlerimizin marka değeri güçlendirilmeli, sertifikalı ürünleri artırılmalı, ihracatçıların yurt dışı örgütlenmeleri desteklenmeli.
GÖZÜME TAKILANLAR
4. yılında Türk Mutfağı Haftası 21-27 Mayıs arasında Türk mutfağının klasik lezzetleri temasıyla 4’üncü defa kutlanıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığının desteğiyle hazırlanan Asırlık Tariflerle Türk Mutfağı kitabından hareketle 81 ilimizde her yörenin kendine has lezzetleri yeniden gün yüzüne çıkarken yurt dışı temsilciliklerimizdeki etkinliklerle de tanıtımlar yapılıyor.
Birleşmiş Milletler, Sıfır Atık Vakfı ve İstanbul Teknik Üniversitesi işbirliğiyle hayata geçirilen Sıfır Atık Enstitüsü’nün kuruluşu için protokol imzalandı. Çevre alanında ülkemizin ilk akademik yapılanmalarından biri olarak dikkat çeken enstitü, uygulamalı projeler, araştırmalar ve uluslararası çalışmalarıyla ülkemizin sıfır atık alanındaki küresel öncülüğünü yürütecek.
Bir yılda iki katına çıkan pirinç fiyatları artışıyla ilgili tepkiler üzerine Japonya Tarım Bakanı Taku Eto istifa etmek zorunda kaldı. “Pirinç satın almıyorum. Destekçilerim bana bol miktarda verdikleri için evimde satabileceğim kadar çok pirinç var” sözleriyle zamları hafife alan Eto eleştiriler üzerine yaptığı yorumdan dolayı özür dileyerek istifasını sundu.
Biri gerçek bini sahte
Rize İl Tarım ve Orman Müdürlüğü başvurusuyla 2021 yılında coğrafi tescilli ürün olan Anzer balı 1750 rakımlı Anzer Yaylası vadisinde çiçek balı olarak elde ediliyor. Vadinin sahip olduğu özel iklimi, eko sistemi ve endemik bitkileri bala şifa olarak yansıyor. Balın en bilinen pahalı markası olması sebebiyle burada üretilen bal miktarının bin katı kadar sahtesi piyasada satılıyor. Türk Patent ve Marka Kurumu’nun internet sitesi Anzer balının yaklaşık 3 bin kovan kapasitesi ile üretildiği kaydını düşüyor. Kilogram fiyatı 4 bin TL’den alıcı bulan Anzer balları Hacettepe Üniversitesi’ne tahlile gönderiliyor ve olumlu sonuçla gelen ballar Rize Arıcılar Birliği’nin dolum tesislerinde 250 gram, 500 gram ve 1 kilogramlık kavanozlara konularak mühürleniyor. Tarım İl Müdürlüğü tarafından Coğrafi İşaret Tescili vurulan ballar ardından satışa hazır hale getiriliyor. Hava şartlarına bağlı olarak 3 ton ile 5 ton arasında sağım gerçekleşiyor. Taklitleriyle ne kadar mücadele edilse de son yıllarda yüzlerce marka ismi altında ‘Anzer’ ibaresi geçen ballar piyasada bol miktarda satılıyor.










