
Dr.Ulrike Fröhlich, tamamlayıcı tıbbın bir dalı olan ve “Benzer, benzeri iyileştirir” ilkesiyle hareket eden homeopati üzerine uzun yıllar çalışmalar yürütüyor. Gençlerin de bu alana hayli ilgi duyduğunu söyleyen Fröhlich, “Homeopatik tedavide kullanılan ilaçların hiçbir yan etkisi bulunmuyor. Böylece hastaların yaşam kalitesinde de artış yaşanıyor” diyor.
Benzer, benzeri iyileştirir ilkesinden yola çıkan ve modern tıbbın bir dalı olan Homeopati, Tükiye’de pek bilinmese de Avrupa ve ABD’de oldukça yaygın bir tedavi biçimi. Homeopati, her ne kadar ilaç endüstrisine tam olarak meydan okuyamasa da bu alanda yapılan çalışmalar akıllarda soru işaretleri bırakıyor. İnsanı fiziksel, zihinsel ve duygusal bir bütün olarak ele alan bu tedavi biçimine göre bir hastalık ancak hastanın şikayetlerine benzer belirtileri ortaya çıkaran madde ile tedavi edilebilir. “Çivi çiviyi söker” mantığıyla hastalıklara yaklaşan bu tedavi biçimini geçtiğimiz hafta İstanbul’da düzenlenen Uluslararası Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Kongresi’ne katılan Dr.Ulrike Fröhlich’e sorduk. Homeopati alanında araştırmalar yapan bir dernek kurarak doktor arkadaşlarıyla çalışmalar yürüten Fröhlich, bu tedavi şeklinin kanserden depresyona kadar pek çok hastalığa şifa olduğunu belirtiyor.
Tıp fakültesine başladığımdan beri her zaman tamamlayıcı tıbba ilgi duydum. Benim gibi düşünen arkadaşlarımla bir araya geldim ve bir dernek kurdum. Bu alan benim için bir tutkuya dönüştü. Şu an homeopati alanında çalışmalar ve araştırmalar yapan Alman Hahnemann Derneği’nin başkanıyım. Dernekteki hekim arkadaşlarımla en büyük görevimiz bu tedavi şeklinin doğru kullanılmasını sağlamak.
Homeopati, tamamlayıcı tıp alanlarından biridir. Doğadaki benzerlik ilkesinden yola çıkar. Homeopatik tedavide teşhise göre ilaç yazılmaz, ilaçlar karşılaştırılarak reçete edilir. Yani ilaç yazımı sizin de ifade ettiğiniz gibi “Benzeri benzer tedavi eder” ilkesiyle olur. Homeopatik ilaçlar, hastalığın benzer etkilerine yol açtığı düşünülen kimyasalların su ya da alkole dökülerek seyreltilmesi ile elde edilir. Homeopati, modern tıbbın bir alanıdır ve Almanya’da modern tıbba entegre halde yol alır.
İlaçlarımız, bitkisel, hayvansal ya da mineral kökenli oluyor. Belirli kurallara bağlı olarak ilaçlar üretiliyor. Bu metodla birlikte güçlü karıştırma ve çalkalama yöntemiyle ilaçların etkisi daha da kuvvetlendirilebilir.
Homeopatinin 200 yıllık bir geçmişi var ama homeopati, geleneksellikten doğmadı. Kişi kendi hastalıklarıyla baş edememeye başladıkça homeopatiye başvurur. Homeopatinin diğer metodlardan ayrılan kısmı bir ilacın bütün semptomlarının alınması ve hastanın semptomlarıyla karşılaştırılmasıdır. Buradan yola çıkılarak bir ilaca ulaşılır ve hastaya tek bir ilaç verilir.
Evet... Almanya’da son yıllarda daha yüksek bir oranda kullanılmaya başladı. Günümüzde Almanya’da yüzde 80’in üzerinde hasta homeopatik tedavi görüyor.
Homeopati, hastayı çok yumuşak ve nazik bir şekilde tedavi ettiği için oldukça ilgi görüyor.İlaçların içerisinde kimyasal hiçbir şey olmadığı için de insanları kendine çekiyor. Gün geçtikçe kullanımının artmasını da buna bağlayabiliriz.
Ağır hastalıklarda da homeopati oldukça faydalı oluyor. Homeopati, her türlü kemoterapi ya da bunun gibi ağır tedavilerin yanına ek olarak tercih edilebiliyor. Çünkü bu tedavi yönteminin yan etkileri azaltıcı özelliği bulunmaktadır.
Olmaz mı? Ülkemizde “Homeopati öldürür” gibi yalan yanlış haberler yapılıyor. Bazı çevreler halka bunu inandırmaya çalışıyor. Homeopatiye karşı çıkan uzmanlar da oluyor. Fakat karşı çıkmalarına rağmen ortaya bilimsel bir çalışma da koymadılar. Homeopati, çok detaylı ve özel bir konudur. Kulaktan dolma bilgilerle bu tedavi şekline karşı çıkmak oldukça yanlıştır. Homeopatiye bu şekilde karşı çıkanlara karşı Prof. Prof. Dr. Claudia Witt çok güzel bir çalışma ortaya koydu. Witt, doğru bilinen pek çok yanlışı ortaya çıkardı.
Bu araştırma 2006 yılında yapıldı. Zürih Üniversitesi’nden Witt, 3 bini aşkın hasta ve 300 uzman hekim ile bu çalışmayı tamamladı. Bu hekimlerin birçoğu bizim derneğimiz olan Hahnemann Derneği üyeleridir. Araştırmaya katılan hastaların çoğu uzun süre kronik hastalıklıklarla savaşmaktaydılar. Yapılan klinik çalışmalarda homeopati tedavisi uygulanan hastaların yüzde 80’inde ileri seviyede iyileşme gözlemlendi. Böyle bir çalışma homeopatinin gerçek olmadığı ve varsayımlar üzerinden hareket ettiği yalanını da çürüttü. Güçlü bir bilimsel kanıt oldu bu çalışma. Dernek olarak biz de bu tür yüksek seviyeli çalışmaları destekliyoruz ve uzmanlarımızı daha çok çalışmaları için teşvik ediyoruz.
Homeopatik ilaçların fiyatı pahalı değil ve herkes rahatlıkla ulaşabilir. Homeopatik tedavide fiyatı yükselten faktör hekimin zamanıdır. Yani hekimin hastaya ayırdığı süredir.
İlk olarak şunu belirtmeliyim ki homeopatik ilaçlar tamamen yan etkisiz. Oldukça yararlı ve bu ilaçları saklamak da diğer ilaçlara göre oldukça güvenli.
Genç öğrencilerde ilgi oldukça fazla. Bundan yaklaşık iki hafta önce Almanya’da Giessen Üniversitesi’nde veteriner hekim öğrencilerinin gerçekleştirdiği bir workshop düzenledim. Öğrenciler bu konu hakkında üniversitede herhangi bir eğitim alamadıklarından yakınıyordu. Bilgileri gerçekçi bir kaynaktan alamadıkları için kendi aralarında workshop düzenlediklerini ve bu konuda çalışmalar yürüttüklerini söyledi. Çünkü onlar homeopatinin kronik hastalıklarda oldukça etkili bir tedavi yöntemi olduğuna inanıyorlardı. Üniversiteler de bu konuda yeterli kaynağa sahip değiller ve biz onlara gerekli kaynakları temin etmek zorundayız. Bu tür kaynaklar, ilaç endüstrisi ve tıbbi aletleri üreten endüstri tarafından karşılanıyor. Homeopati öğrenimi yaygınlaşınca onlar da bu kaynakları temin etmeyecek.
- Homeopati İsviçre’de yaygın
- * Antidepresan ilaçlar için neler söylersiniz?
- Antidepresan ilaçlar konusunda da 2015 yılında yapılan bir çalışma var. Üstelik bu çalışmanın da sonuçları oldukça çarpıcıydı. Emma Contes Garcia’nın klinik çalışması homeopatik ilaçların antidepresan ilaçlarına göre 2 kat daha etkili olduğunu ortaya koydu. Üstelik antidepresan ilaçların sayfalar dolusu yan etkilerinin biri bile hemopatik ilaçlarda görülmüyor. Bu durum da hastanın yaşam kalitesini arttırıyor.
- * Tamamlayıcı tıbbın bir dalı olan homeopatik tedavi alanında hangi ülke daha gelişmiş durumda? Bu alanda yapılan akademik çalışmaları yeterli buluyor musunuz?
- Bu tedavi yöntemi İsviçre’de çok yaygın. Fakat tedavinin etki mekanizmasının araştırılması açısından en iyi çalışmalar Almanya’da gerçekleştiriliyor. Homeopati kullanımının en güçlü olduğu ülkeler olarak Avrupa ülkelerini, Hindistan ve Güney Amerika ülkelerini söyleyebiliriz.








