Hayat Yavuz Selimin bilinmeyen şiirleri

Yavuz Selim'in bilinmeyen şiirleri

Yavuz Sultan Selim’in Farsça kaleme aldığı şiirlerini topladığı Selimi Divanı’nın Tahran nüshası üzerine çalışan Doç. Dr. Bedri Mermutlu bu divanla birlikte Yavuz’un bilinmeyen şiirlerini de gün yüzüne çıkardı.

Abone Ol Google News
Haber Merkezi Yeni Şafak
​Yavuz Selimin bilinmeyen şiirleri
Fotoğraf: Arşiv

Doç. Dr. Bedri Mermutlu İstanbul Ticaret Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Sosyoloji Bölümü hocalarından. Sosyoloji, tarih ve musiki alanında çalışmalarını yürüten Mermutlu’nun geçtiğimiz haftalarda Büyüyenay Yayınları arasında Yavuz Sultan Selim Divanı adlı kitabı çıktı.Mermutlu, Yavuz Sultan Selim Divanı’nın Tahran’da bulunan nüshası üzerine yaptığı bir çalışmayı ilk olarak 2019’da katıldığı bir sempozyumda sunduğu tebliğle duyurmuştu. Şimdi ise bu tebliğden yola çıkarak Yavuz Sultan Selim’in daha önce hiç yayınlanmamış şiirlerini de içine alan divanını okurla buluşturdu. Divanın hikayesini konuştuk.

Yavuz Sultan Selim’in Farsça olarak yazdığı ve Selim/Selimî mahlasını kullandığı divanından bugün kütüphanelerde 40’a yakın nüshası olduğu biliniyor. Bu nüshalardan hangileri Yavuz Sultan Selim dönemine ait?

  • Yavuz Sultan Selim’in divanının yazma nüshalarının tespiti üzerine son iki çalışma Günay Kut ve Benedek Péri tarafından yapıldı. 1998 ve 2020 yıllarını taşıyan bu çalışmalardan çıkardığımız sonuca göre yurt içinde (Türkiye) 20, yurt dışında 17 olmak üzere toplam 37 yazma nüshaya ulaşılmış bulunmaktadır. Araştırmalar devam ettikçe bu sayının artması imkân dâhilindedir.

Tespit edilenler arasında en eski nüshası hangisi?

Bu nüshalardan en eskisi (İstanbul Üniversitesi F 1330) Yavuz Sultan Selim hayatta iken yazılarak ona sunulmuş çok sanatlı bir nüshadır. Diğeri ise Tahran nüshası olarak belirttiğimiz ve Yavuz Sultan Selim’in kendi el yazısıyla olduğu bildirilen nüshadır. Kitabımızda bu iki nüshayı tıpkıbasım olarak yayınladık.

Siz elinizdeki nüshayı hangileriyle karşılaştırarak çalışmanızı yürüttünüz? Genel hatlarıyla elinizdeki divan için neler söylersiniz?

  • Karşılaştırmayı 16. yüzyılda yazılmış nüshalarla sınırlı tuttuk. Asıl nüshaya tarih olarak en yakın olan bu nüshaları esas almayı tercih ettik. Bu anlamda 12 nüsha ile 1904 yılında Berlin’de basılmış olan Paul Horn neşri üzerinde çalışarak elimizdeki ana nüsha kabul ettiğimiz Tahran nüshasıyla olan farklılıkları şiir varlığı bakımından tespit ettik. Yaptığımız çalışma bu aşamada ancak bir envanter çalışması olmuştur. Ancak bu envanter çalışmasıyla vardığımız sonuç elimizdeki Tahran nüshasının önemini tartışmasız biçimde tescil etmiş bulunmaktadır.

YAVUZ SULTAN SELİM’İN ELİNDEN ÇIKMA BİR ESER

Yürüttüğünüz çalışmalardan yola çıkarak şunu sorsam: Tahran nüshasını diğerlerinden ayıran en önemli özelliği nedir?

Tahran nüshası hem şairinin elinden çıkma olduğu bildirilen nüsha olduğu için hem de içerdiği şiir miktarı ile dikkati çekmektedir. İncelediğimiz 12 nüshada yer alan şiir sayısı 106 ila 240 arasında değişirken Tahran nüshasında şiir sayısı 537’dir. Bu şiirlerin tümü Selimî mahlası taşıdığı gibi yazım olarak da aynı kalemden çıkmıştır. Paul Horn neşrindeki şiir sayısı yedi nüshadan toplanan şiirlerle 305 adede ulaşmış olsa bile yine de asıl nüshadaki şiir sayısının 232 aded fazla olduğu görülmektedir.

Yeni tespit edilen şiirler için başka neler söylersiniz?

  • Biraz daha ayrıntıya girecek olursak, elimizdeki nüsha mürettep ve gayrimürettep olarak iki bölümden oluşmakta; mürettep bölümde 276 gazel, gayrimürettep bölümde ise 12 kaside, 1 na’t, 1 muhammes, 1 tahmis, 246 gazel olmak 261 manzume bulunmakta, bunların toplamı 537 manzumeye tekabül etmektedir. Ayrıca gayrimürettep bölümde 10 aded müfred beyit yer almaktadır.

BU ŞİİRLERLE İLK DEFA TANIŞILDI

Bu şiirler sadece Tahran nüshasında mı var?

En zengin nüsha olan Paul Horn neşri dahil olmak üzere incelediğimiz diğer nüshalar çok büyük oranda mürettep bölüm manzumelerine dayalı nüshalardır. Ancak gayrimürettep bölümdeki şiirlerin de diğer nüshalara -daha az oranda olmak üzere- girdiklerini müşahede etmekteyiz. Fakat gayrimürettep bölümden 155 manzume diğer hiçbir nüshada bulunmuyor. Bu şiirlerle ilk defa tanışılmaktadır.

Saraydan çıkarılmış bir divan

Bu divan saraydan çıkıp İran’a hangi dönemde gitmiş? Bunla ilgili de bir çalışmanız oldu mu?

  • Nüshanın üzerinde “Odadan çıkma Farisî” diye bir kayıt var. Bu kaydın bize ifade ettiği şey, nüshanın menşeinin Saray olduğudur. Saray’dan çıkan ve bugün yurtiçindeki ve yurtdışındaki kütüphanelerde bulunan çok sayıda kitap var. Bu da onlardan biri. Bildiğimiz ilk tesahüp kaydı Rahmetullah Kefevî’ye ait. Diğer isimler arasında Mir Safa Bağdadî ve Ali Vuslatî bulunuyor. Ne zaman Tahran’a gittiği bilinmemekle birlikte 20. yüzyıl ilk çeyreğinde nüshanın Tahran’da olduğunu biliyoruz.

DİVANIN İKİ MİSLİ ŞİİRİ VAR ELİMİZDE

Sizin üzerinizde çalıştığınız nüsha aynı zamanda Yavuz Selim’in divanını tamamladıktan sonra şiir yazmaya devam ettiğini gösteriyor. Yavuz Sultan Selim’in kendi el yazısıyla yazılmış ve günümüze ulaşmış başka el yazması nüshası da olduğunu söylüyorsunuz. Bu nüshalar arasında nasıl bir fark var?

Yavuz Sultan Selim’in başka şiirlerinin var olduğunu ifade ettim. Perakende halde bulunan bu şiirler bir nüsha olarak tanımlanacak mahiyette değiller. Bu şiirlerin varlığı da diğer bir “keşif” olarak değerlendirilebilir. Çünkü yukarıda bildirdiğimiz nüshadaki yeni ortaya çıkan şiirlerden farklı şiirler olup sayı olarak 50’nin üzerindedir. Bunlarla birlikte düşününce şu anda Yavuz’un elimize ulaşan şiirlerinin sayısının 590’a ulaştığını görürüz . Şimdiye kadar bilinen şiirlerin neredeyse iki misli demektir bu. Yayınladığımız kitapta bu 50 kadar şiire yer verilmemiştir. Onlar ayrı bir çalışmanın konusu olarak yakında yapacağımız bir yayınla tarafımızdan değerlendirilecektir. Yavuz Sultan Selim’in divanını tamamladıktan sonra şiir yazmaya devam ettiğini söylemek yanlış olmayacaktır. Çünkü üzerinde çalıştığımız nüshanın mürettep bölümü, kendisi hayatta iken yazılıp kendisine sunulan nüshayla örtüşmektedir. Ancak mürettep olmayan bölüm ile Saray evrakı arasında karşılaştığımız şiirler dağınık halde olup belki ileride ya yeniden tasnif edilmek suretiyle Divan’ı genişletmek yahut ikinci bir divan olarak toplanmak üzere yazılmış şiirlerdi. Tahminim bu yöndedir.

Yavuz’un farsça şiirlerine İranlılar da hayranlık duymuştur

Yavuz Sultan Selim’in divanı ve aynı zamanda şiire olan merak ve ilgisi döneminde nasıl karşılık bulmuş? Kendisinden sonraki kuşakları nasıl etkilemiştir?

  • 15-16. yüzyıl Osmanlı entelektüel muhitinde Farsça şiir yazmak bir edebi seviye göstergesi sayılıyordu. Yavuz Sultan Selim de amcası Cem Sultan gibi Farsça şiirler yazmış ve divanını bu şiirlerle vücuda getirmiştir. Kendi devrinde en iyi Farsça şiir yazanın Yavuz Selim olduğu, Yavuz’un Farsça şiirlerinin İranlı şairleri bile hayran bıraktığı İranlı Dr. Şehriyar Hasanzade ve Ali Nihat Tarlan gibi uzmanlar tarafından ifade edilmektedir. Şehriyar Hasanzade, Yavuz’un şiirlerini tasavvufi ve irfanî gelenek açısından incelemiş ve bu şiirlerin edebi ve felsefi derinliğine dikkat çekmiştir. Yavuz’un bütün şiirleri Farsçadır. Yavuz’a atfedilen bazı Türkçe şiirler varsa da bunların aidiyetini şüpheyle karşılamak gerekir. Şimdiye kadar tespit ettiğimiz tek Türkçe şiiri kendi yazısıyla olup Şahî’nin bir gazeline naziredir. “Geçer” redifli bu gazeli geçtiğimiz yıllarda ilk defa olarak yayımladım.

Yavuz’a ait olduğuna dair divan üzerine not düşülmüş

Bu nüshanın şairin kendi yazısı ile yazıldığını söylüyorsunuz? Bunu neye dayanarak açıkladınız?

Bunu ben söylemiyorum; nüshanın üzerindeki not söylüyor. Çoğu yazma nüshada olduğu gibi bu nüshada da “tesahüp/temellük” kayıtları var. Bu kayıtların birinde “Merhum Mîr Safâ-yı Bağdâdî’den iştira olunan Dîvân-ı Selîm’dir ki kendü hatt-ı şerifleri olmak üzere menkuldür” kaydı açıkça yer almaktadır.

  • 2020 yılında yaptığı bir yayında Macar bilim adamı Benedek Péri, görmüş olduğu bu nüshayı tanıtırken bu noktayı atlamış bulunuyor. Farklı bir anlamla değerlendirerek nüshanın Mir Safa tarafından yazıldığı sonucunu çıkarıyor. Halbuki ifade açıktır. Açıktır, ama kesin değildir. Diğer bir ifadeyle, nüshanın Yavuz Sultan Selim tarafından yazılmış olduğu “nakledilmektedir” denmektedir. Ancak yine aynı sayfanın altındaki bir başka kayıtta Yavuz Sultan Selim Han hattıyla yazılı “mümtaz bir nüsha” ifadesi de yer almaktadır.

Buna rağmen nüshanın ketebe kaydının bulunmaması ihtiyatı bırakmama adına bizi başka teyitler aramaya sevk etmiştir. Yavuz Sultan Selim’in saray belgeleri arasında bulunan evrakı arasında rastladığımız el yazısıyla olan şiirleri bu konuda bizi önemli ölçüde tatmin etmiştir. Bu şiirlerde kullanılan yazı ile elimizdeki divan nüshasındaki yazı aynı kalemden çıkmış yazılar olarak örtüşmektedirler.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.