
Yaptığımız tüm hata ve günahlardan geri dönüş, Allah ve Resulünü üzecek işler yapmış olmaktan sevindirecek ameller yapmak için bin bir telafi imkânı var. Öyleyse, Ramazanın bu son günlerinde fırsatlardan faydalanalım.
Telafi ayıdır ramazan.
Yaptığımız güzellikleri artırmak için bir fırsat ayıdır.
Yapmamız gerekirken yap(a)madığımız işler, işlediğimiz yanlışlardan geri dönme için de telafi ayıdır.
İnsanın asıl yolu, iyilik yoludur.
Ancak zaman zaman zikzaklar, yoldan sapışlar, saptırışlar, şaşkınlıklar, şaşırtmacalar, sürçmeler yaşar. Böylesi durumlarda eksiden artıya geçmenin yolunu bulmalı.
Depremde yaralanan bir kardeşimize yardım edemedik, telafisi mümkün.
Maddi sıkıntı içinde kıvranan bir komşumuza ilk anda gücümüzün çok çok altında bir küçük katkı sağladık ama sonra utandık bundan. Asıl desteğimizi sunmak istedik. Telafisi mümkün.
Her sabah kapıda karşılaştığımız komşumuzla bir türlü selamlaşmadık. Ben çekindim, o çekindi, ilk kelamı karşımızdan bekledik. Sürmesin artık bu durum; telafi edelim.
İşi için daireye gelen bir vatandaşa ilgisiz kaldık, yetmezmiş gibi olacak bir işini de yokuşa sürdük, yorduk. Telafisi mümkün. Bulabilirsek kendisinden helallik dileyelim değilse bundan sonrası için iyi bir memur, amir, işçi olalım.
Bir arkadaşımızın, anne-babamızın, eşimizin, çocuğumuzun, komşumuzun, öğretmenimizin gönlünü kırdık, üzdük. Belki de gizli kaldığımızda gözyaşlarımızı akıttık. Ne duruyoruz; hemen telafi edelim, özür dileyelim, kalbini kazanalım.
Namazı kaçırdık, orucu tutmadık, Kuranı okumadık, zekâtımızı vermedik, hacca gitmedik, kaba davrandık, öfkelendik, mazlum için kılımızı kıpırdatmadık diyelim. Yaşıyoruz ya, nefes alıp veriyoruz ya, dünya yolculuğumuz devam ediyor ya hemen kefaret ödeyelim, kaza edelim, muhakeme edelim, fidye verelim, telafi edelim. Hem de bizzat kendimiz yapalım.
Unutmayalım, susadığımızda susuzluğumuzu giderecek olan sadece bizim su içmemizdir. Bizim adımıza bir başkasının bir şişe su içmesi susuzluğumuzu gidemeyeceği gibi, daha da artıracaktır.
Ahiret hayatında, dünyada yaşananların kefareti için yapacağımız bir telafi imkânı yok!
Allah’ın ayetlerini yalanlayan, Kurana karşı mücadele veren, “bu çağda bu zihniyet” diyerek İslam karşıtlığı yapanlar için ateş dışında bir telafi yok. (En’âm Sûresi 6/27)
Azabı ve mükâfatı görünce derin pişmanlık yaşayıp, “keşke Müslüman olsaydık” diyecekler için bir telafi yok. (Hicr Sûresi, 15/2)
“Zaman geriye dönsün ve sağlam bir mümin olayım” deneceği vakit, ahirette
bunun telafisi imkânsız.
(Şuarâ Sûresi, 26/102)
Dünyadayken peşinden gittiğimiz, dost olduğumuz insanlar, hesap gününde bizden kaçındıklarında bizi destekleyici bir telafi mümkün değil. (Bakara Sûresi, 2/167; Ankebût Sûresi, 29/41)
Dünya zevklerine dalarak bunun ebedi olacağını zanneden, sahte mutlulukların sona ermeyeceğini düşünenler ve gerçeği ahirette fark
edenler için de telafi yok. (Mü’minûn Sûresi, 23/114)
Azabı görünce, dünyada günah ve küfür üzere birlikte olduğu imkân sahibi insanların yapabileceği bir husus yok. (Kasas Sûresi, 28/64)
Dünyada oyun ve eğlenceye dalarak ilahi vazifelerini yapmayanlar için ahirette telafi imkânı yok. (Ankebût Sûresi, 29/64)
Cehennemi görünce, “keşke Allah ve Resulüne itaat etseydik, dünyaya dönüp iyilik yapanlardan olsaydık” diyenler için bir telafi yok. (Ahzâb Sûresi, 33/66; Zümer Sûresi, 39/58)
Kitabı kendisine sol tarafından verilince, çekinmenin, üzülmenin, ölümü temenni etmenin, keşke toprak olsaydık demenin bir anlamı ve tüm bu hataları telafi etmenin asla bir yolu yok. (Hâkka Sûresi, 69/25, 27; Nebe Sûresi, 78/40; Mülk, 67/10)
Ama şimdi, an itibariyle bir telafi imkânı var.
Yaptığımız tüm hata ve günahlardan geri dönüş, Allah ve Resulünü üzecek işler yapmış olmaktan sevindirecek ameller yapmak için bin bir telafi imkânı var. Öyleyse, Ramazanın bu son günlerinde fırsatlardan faydalanalım.
Hata ve günahımız az, telafi ve ilahi rıza için salih amellerimiz çok olsun.









