
Serdar Turgut, "Türkler ırkçı olabilir mi?" diye bir yazı yazdı. Eğlenceliydi. Türklerin ırkçı olamayacakları sonucunu çıkarıyor ki pek de haksız sayılmaz..
Aslına faslına bakılırsa, Irkçılık yeni bir tartışma.. Bir kere, ırkçılık ve Türkçülük''ü ayrı değerlendirmek gerek.. Bu, zordur, bazen geçişler olabiliyor, duruma göre..
Bizim devraldığımız tarihi ve kültürel miras, iki büyük imparatorluğa gider. Selçuklu ve Osmanlı''ya… Her ikisi de, devlet ananeleri olarak ''Türk''tür.. Irk esasına dayanan imparatorluklar asla değildir.. Hanedan dışındaki yönetici sınıfın ''Türk olması'' şartı aranmamış. Bunu anlamak için, Mehmet Süreyya''nın Sicil-i Osmani''si yeter..
Yani "Irkçılık" kültürümüzde barınmamış..
***
''Irk'' esasına dayalı Türk milliyetçiliğini işleyenler "Türk" kökenli değildir.. Mesela Polonya kökenli olup sonradan Osmanlı uyruğuna geçen Konstantin Borcezki. Müslüman oldu ve Mustafa Celaleddin adını aldı.. Nazım Hikmet''in büyük dedesi.. 1869''da "Les Turcs Anciens et Moderns (Eski ve Modern Türkler)" diye Fransızca bir kitap yazdı.. Atatürk''ün Celaleddin Paşa''dan çok etkilendiği bilinir. Paşa''ya göre, Türkler, Avrupalı kavimlerle aynı kökten geliyordu, etnik olarak akrabaydılar. Bu yüzden, Latin Alfabesine geçelim falan dermiş.. Türkleri de ''ari ırk'' sınıfına koymuştu, sağolsun.. İhtiyacımız var mıydı, o başka.. Avrupa''daki, Macaristan''daki Türkiyat çalışmaları gelir sonra.. Birkaç isim sayalım.. Fransız şarkiyatçı Joseph de Guignes.. Macar Türkolog Arminus Vambery ve Leon Cahun… Avrupa kökenli "Türkçülük" Osmanlı''da rağbet görmedi.. Rağbet görmesi sonradan. Atlamadan geçmeyeceğim, 1960''ların sonlarında Irkçı bir hareket oluşturmaya çabalayan, Nazi özentili, kendine "İzmir Führeri" diyen Gündüz Kapancıoğlu''na yöneltilen suçlamalardan biri de "Türk" kökenli olmadığı iddiası idi.. İyi mi?
***
Türk milliyetçiliğinin asıl fikir babaları, Rusya''da yaşayan Türk kökenli aydınlar. ''Türkleri Ruslaştırma'' yahut ''zayıflatma'' politikasına direncin mahsülüydü.. Tatar, Azeri ve Başkurt aydınlar yoluyla Osmanlı''ya girmiştir.. Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, Gaspıralı İsmail, Hüseyinzade Ali, Ahmet Ağaoğlu gibi..
Ziya Gökalp başta Türkçü ideologlar, şarkiyatçılardan ve Rusya kökenli ''Türkçüler''den etkilendiler. İmparatorluk yapısının bozuma uğraması, bu etkilenmenin dozunu artırmış. Bozum, Fransız devriminden sonra başlamıştır.
Önce Müslüman ve Türk olmayanlar, sonra Türk olmayan Müslüman unsurlar koptu. Türklerle Kürtler kaldı. Sonra Cumhuriyet. Lozan''dan sonra inşa edilen yeni bir ulus-devlet modeli.. Türkler ve Kürtlerle meskun İmparatorluk bakiyesi Türkiye''de nasıl olacaktı bu?
Güneş Dil Teorisi''nin etrafında dönüp dolaşmalar.. Her şeyimizle ''Batılı akrabalarımıza'' benzemeye çalıştık durduk.
Ama, gelin görün ki, ''Mustafa Celaleddin modeli'' de uymadı bize.. Zor işler bunlar.
Sonra "Ne Mutlu Türküm Diyene'' geçiş.. Hala tartışıyoruz, çözebilmiş değiliz..
“Eee Türkler ırkçı olur mu?" Olmaz olmaz, korkmayın, Irkçılık bize uymaz abiler..
Avusturya''da bir firma üretmiş, Amerika''ya satmış. Amerika da Irak''a postalamış.. Glock marka silahlardan biri Trabzon''daki rahip cinayetinde, diğeri Danıştay saldırısında kullanılmış. Bir kaçı da PKK''lılarda çıkmış.. Failler belli. Yalnız silahların Irak''tan Türkiye''ye nasıl girdiği belli değil. Glock''tan iz sürülür mü? Başka nereden süreceksiniz ki.. Adres belli. Neymiş, kayıt tutulmasında ihmaller olmuş, depolardan çalmalar vuku bulmuş.. Ne zaman vuku bulmuş, kayıtlara geçmiş mi? Bu silahlarla ülkemizde siyasi cinayetler işleniyor. İstihbarat servislerimize simitçiyi börekçiyi takip etsin diye mi para ödüyoruz? Hem Türkiye''den, hem Amerika''dan iz sürülmeli.. Bu kez, ''Dağıtan el''i bulmalıyız.. İz belli çünkü.
Basın-iktidar ilişkileri her devirde tartışılmış. 1925''de çıkarılan Takrir-i Sükun Kanunu, muhalif basını yerle bir etti. Gazeteciler İstiklal Mahkemeleri''nde süründürüldü. Hangi haberin kaç sütun gireceğine dahi hükümet karar verirdi. Çok partili demokrasiye geçtiğimizde, serbest ortamdan basın da yararlandı. Demokrat Parti döneminde basın, DP''yi destekleyenler ve CHP''yi tutanlar diye iki kampa ayrıldı. Asıl sorun, gazetecilerin parti militanı gibi davranmalarıydı. Öyle ki CHP''yi tutan gazeteciler, DP mitinglerinde bir taraftan not tutup, diğer yandan mitingi izleyenlere laf atıp kavga çıkarırlarmış.. Uydurmuyorum. O dönemde gazetecilik yapan CHP''li Orhan Birgit''in anılarında okudum.. Gazetecilerin bir kısmı hükümete yağcılık yaparken, diğer kısmı ''görmek istediklerini'' aktarırdı, haber diye.. Şimdi yok mu bu tür gazeteciler, elini sallasan ellisi.. Hatta kalkıp miting yapanları bile var.. Basın özgürlüğü falan için değil tabii.. Gazeteciler, elbette iktidarı eleştirecek, elbette muhalif olacaklar.. İtirazım, basın mensuplarının gazetecilik yapmayıp, "hasım" gibi davranmalarına.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.