"İstemezük"

00:008/04/2007, Pazar
G: 28/08/2019, Çarşamba
Abdullah Muradoğlu

Osmanlı tarihi "istemezük" çığırışlarıyla gelen yeniçeri isyanlarıyla dolu.. At Meydanı''nda kazan kaldırırlardı..Filan veziri istemezük, falan sadrazamı istemezük diye.. Bu istemezükçülerin arkasında medrese softaları da olurdu yer yer..Bu softalar, medrese talebelerini de "şeriat isterük" deyu sokağa dökerlerdi..Geçen yazdım "şeriat isterük", mevcut halin bozulmasını istemezük demek, "Bizim tezgah devam etsin" demenin o günkü dille ifadesi..Asırlar geçiyor, rejimler değişiyor…Lakin eski alışkanlıklar

Osmanlı tarihi "istemezük" çığırışlarıyla gelen yeniçeri isyanlarıyla dolu.. At Meydanı''nda kazan kaldırırlardı..

Filan veziri istemezük, falan sadrazamı istemezük diye.. Bu istemezükçülerin arkasında medrese softaları da olurdu yer yer..

Bu softalar, medrese talebelerini de "şeriat isterük" deyu sokağa dökerlerdi..

Geçen yazdım "şeriat isterük", mevcut halin bozulmasını istemezük demek, "Bizim tezgah devam etsin" demenin o günkü dille ifadesi..

Asırlar geçiyor, rejimler değişiyor…

Lakin eski alışkanlıklar kolay değişmiyor..

Sanki genetik bir vaka gibi yapışıp kalıyor..

Softaların yerini ''modern softalar" alıyor.. Oysa demokrasiler bir kurallar, teamüller rejimi.. Nereye, kimin, nasıl seçileceği belli..

Olan biten nedir peki?

Falanı istemezük.. Filanı isterük..

İyi valla..

***

Üniversiteler ''siyasi'' bir meselenin tarafı haline getiriliyor.. YÖK, muhalefet partisi gibi hareket ediyor.. Şimdiye kadar ''demokrasiyi koruyalım" diye bir çıkışlarını da görmedik.. Erdoğan Teziç tutup açıklama yapıyor..

Şu kadar milletvekili toplanmazsa Cumhurbaşkanı seçilemezmiş..

Sanki ilk defa seçiyoruz..

Teziç "cumhurbaşkanlığına aday olacak kişilerin geçmişte bir suçlandırma veya şaibe altında olmamaları büyük önem taşımaktadır" diyor..

Sonra adayların ''özgeçmişlerine'' vurgu yapıyor..

Sayın Teziç de hatırladığım kadarıyla Anayasa Mahkemesi tarafından ''Bölücülük'', ''Kürtçülük'' yaptığı gerekçesiyle kapatılan Türkiye İşçi Partisi''nin sempatizanı yahut üyesi değil miydi?

Üniversite çevrelerinde ''Aşırı solcu" diye anılırdı Teziç..

TİP yöneticileri ağır hapis cezalarına mahkum olmuşlardı bu davada..

Ordu çevrelerinde TİP''liler ''hain'' diye nitelenirlerdi..

Demem o ki, Teziç de kendi özgeçmişine bakmalı.. Yoka, birileri hatırlatır..

Nereden nerelere gelmiş.. Değişmeden de gelmiş.. Yoksa takiyye mi yapıp dururmuş?..

Genç bir asistan yahut doçent iken ''Sosyalist devrim" istemez miymiş..

1961-1971 arasında pek çok bildirinin altında imzası olduğuna göre, istermiş.. İnsan değişir, takiyye yapmamışsa, o da değişmiş.. Ama başkasının camına taş atan da, camdan evde oturmamalı..

***

Erdoğan Teziç, Anayasa Profesörü.. E yaşı da az değil.. 1970''de doçent olmuş..

Demek ki Fahri Korutürk''ten Ahmet Necdet Sezer''e, tam beş seçim görmüş..

Anayasa Hukuku diye bir kitap yazmış.. Başka bir kitabı da yok, ama Fransa''dan nişanları var.. Sorbonne''da fahri doktor unvanı vermişler.. Hem de YÖK Başkanı olduktan sonra.. Bu da yetmemiş, Fransa Cumhurbaşkanı Chirac da "Commandeur de Légion d''Honneur" diye nişan vermiş..

Fransa''da çok az kimseye kısmet olurmuş.. Helali hoş olsun, gözümüz yok..

Teziç''ten iyisini mi bulacaklardı.. Demek ki, bizim bilmediğimiz maharetlerini onlar görüyor, takdir ediyorlar..

Geçelim..

Bu beş seçime ilişkin tek bir makalesine rastlamadım Teziç''in.. Aradım taradım, bulamadım, yok..

Aynı Teziç, YÖK Başkanı hüviyetiyle şimdi Cumhurbaşkanı seçimlerine müdahale ediyor.. Kafasına göre kıstaslar sıralıyor..

Merak ediyorum, Cumhurbaşkanı''nı bu Meclis seçmeyecek de hangi Meclis seçecek? Kurucu Meclis mi?..

İnsan düşünmeden edemiyor..

Kafanızın içindeki ne?

Peygamberimiz ''şık'' giyinirdi

İhsan Eliaçık dostum "Hz. Peygamber din adamı'' mıydı?" başlıklı bir yazı yazmış.. Yeni tartışmaları tetiklemiş bu yazı.. Hürriyet''ten Ahmet Hakan "Hz. Muhammed bugün yaşasaydı nasıl giyinirdi?" diye bir yazı yazdı.. Bizim gazeteden de Sami Hocaoğlu "Hz. Muhammed bugün yaşasaydı Batılılar gibi giyinmezdi" başlığıyla katıldı.. Her üç yazarın da haklı olduğu noktalar var.. Eliaçık, Hz. Peygamber''in kıyafet konusunda yaşadığı toplumdan ayıran özel bir kıyafeti olmadığını belirtiyor, "Ömrü boyunca Ebu Cehil nasıl giyiniyorsa öyle giyinmiştir" diyor. Bir ölçüde doğru, ama eksik.. "Ebu Cehil nasıl giyiniyorsa öyle giyinmiştir" ibaresi pek doğru gelmiyor bana. Benim dediğim şudur:

Hz. Muhammed(a), asla Allah''a şirk koşmayı çağrıştıran kıyafet giymemiştir. Mecusiler kırmızı boyunbağı takarlardı.. Siz deyin fular.. Hz. Peygamber, Mecusiliği çağrıştırdığı için kırmızı boyunbağı takılmamasını istemiş. Başka örnekler de var. Bugüne gelirsek, kırmızı boyunbağı artık Mecusiliğin alameti değil. Hepimiz takıyoruz.. Yalçın Küçük hep takıyor.. Gerçi o ''komünistlik'' olsun diye yapıyor, başka..

Hatırlıyorum da bir dönem kıravat takmak hiç de hoş karşılanmazdı.. O zaman Seyyit Kutup''un, Hasan El Benna''nın kravatlı resimlerini gösterirdik. Geldi geçti..

Hz. Peygamber''in saçları omuzlarına dökülürmüş..

Oysa 1970''lerde uzun saçlı olmak hippilik özentisiydi.. Şimdi bu kıstaslar değişti.. Sadede gelecek olursam..

Hz. Peygamberimiz''in kıyafet konusunda kıstasları yoktu demek yanlış.. Hz. Peygamberimiz bugün yaşasaydı, -Doğu''lu ya da Batılı farketmez- kendine yakışanı giyer, ama kendi tarzını da ortaya koyardı.. Göz alıcı değil, sade giyinirdi.. Şıklığa dikkat eder, üniforma giysilere prim vermezdi.. Giydiği kıyafette de, "Bu ürün çocuk emeğiyle yapılmamıştır" etiketini arardı.. Adım gibi eminim.. Bunlar, ayırt edici kıstaslar değil midir? Yazmasaydım, çatlardım..