
Doğu Karadeniz Bölgesi’nin çok önemli bir ürünü, geçim kaynağı, sosyo-ekonomik hayatın yaşamsal kaynağı yaş çayın taban fiyatı Cumhurbaşkanı tarafından 4 lira olarak açıklandı. Bu fiyat yaş çay üreticisi yanında çay sanayicisi ve nihai tüketiciyi (kuru çay) de yakından ilgilendirmektedir.
Bölge ekonomisi ve sosyal yaşamı çaysız düşünülemez.
205 bin aile çay tarımı ile uğraşmaktadır. Bu yaklaşık 1 milyon bölge halkının doğrudan çay üretimiyle etkileşimi demek.
Yaş çayın mutfakta tükettiğimiz kuru çaya dönüşme sürecini gerçekleştiren sanayisi, istihdamı ve ülke çapında tüketimi çok önemli bir değer olarak çay ürününü karşımıza çıkarmaktadır.
Koronavirüs salgınından sonra tarımın stratejik öneminin daha da arttığını görmekteyiz. Birçok üründe kendi kendine yeterlilik gündeme gelmektedir. Çay üretimi kendi kendimize yettiğimiz alanlardan biri.
Bu genel girişten sonra açıklanan fiyatın ne anlama geldiğini değerlendirmeye çalışalım.
**
Açıklanan fiyatın 3,87 liralık kısmı taban fiyat ve 13 kuruşluk kısmı ise devletin destek primi. Aslında destek primi düşük olsa bile maddi bir ek destek yanında üretimin kayıt altına alınması noktasında çok önemli bir işlev gördüğü de açık.
Bu fiyat artışı yıllık enflasyona endeksli gibi duruyor (Nisan 2021 yıllık TÜFE yüzde 17,14 ve yaş çay taban fiyat artışı yüzde 17,6).
Zor dönemden geçen bir ekonomide bu fiyat yeterli midir, sorusuna gönül rahatlığı ile evet demek zor. En azından üreticilerin reel anlamda gelir kaybına uğramamaları noktasında (yaşanılan zor süreç ve yaş çay fiyatlarının sanayici ve tüketici gibi diğer toplum bileşenleri üzerine yükleyeceği maliyet dikkate alındığında) makul sayılabilir.
Çay tarımı yapan üretici açısından gelir anlamına gelen bu fiyat sanayici açısından doğrudan üretim (hammadde) maliyetidir. 5 kg yaş çaydan 1 kg kuru çay elde edildiğini düşündüğümüzde, sadece hammadde maliyeti 20 TL’ye gelmekte, buna işçilik ve diğer giderleri eklediğinizde maliyetler 25-30 TL’ye ulaşmaktadır (Çaykur’un 2020 yılı üretiminde hammadde maliyetleri yaklaşık yüzde 79 gerçekleşmiş).
Burada ülke insanının sudan sonra en çok tükettiği içecek olan kuru çayın fiyatını belirleyen bir fiyattan (yaş çay fiyatı) bahsediyoruz.
Söylemek istediğimiz; açıklanan yaş çay fiyatını değerlendirirken etki alanlarını (diğer tarafları) da görmemiz gerektiğidir.
**
Olayın bir başka boyutu ise çayın uluslararası alandaki fiyatıdır. Bu fiyat Türkiye’deki ortalamalarının oldukça altındadır (burada ambalajlı, nitelikli hale getirilen reeksport çaylardan bahsetmiyoruz). O nedenle de yüksek gümrük duvarları ile dışarıdan içeriye çay girişi engellenmektedir. Buna rağmen ciddi düzeyde bir kaçak çay girişi söz konusudur. Hatta bazı çay sanayicilerinin zaman zaman kaçak çayla yerli çayı karıştırıp piyasaya sürdükleri de tespit edilmiştir.
Burada giren kaçak çayların son derece sağlıksız olduğunu, ilaç atıkları içerdiğini (pestisit) hatta bazılarında dem vermesi için boya karıştırıldığını, sadece görsel olarak suya renk verdiğini, hijyen, tat ve aroma olarak yerli çayla kıyaslanamayacağını net olarak söyleyebiliriz.
Yine, Karadeniz çayının kar görmesi dolayısıyla ilaçlanmadığı (ilaç atıkları içermediği), büyük ölçüde organik bir yapıya sahip olduğu, kendine has aromasıyla farklı bir tat verdiğini de (biraz da damak zevki gerekiyor) söylemeliyiz.
Yıllık 30-40 bin tona yakın kaçak çay girişi olduğu, yine bu miktarda yerel çayın stoklarda kaldığı tahmin edilmektedir. Kaçak çay girişinin engellenmesi hem toplum sağlığı, hem de çay sanayicilerinin zarar etmemesi (sürdürülebilirlik) noktasında önem taşımaktadır.
**
Yaş çayın üretiminden satılmasına, kuru çaya dönüştürüldüğü sanayi aşamasına ve nihai tüketicilere satıldığı ve satılan çayın kalitesine kadar birçok aşamada (yaş çay, sanayi, pazarlama, tüketim) kendine has sorunlar yaşanmaktadır.
Çay sanayiinde yer alan özel sektör, güçlü sermaye yapısına ve gerekli yönetsel bilgiye sahip olmadığından piyasaya giriş-çıkış devri oldukça yüksektir (çok sayıda firma iflas etmiş; hem sanayicinin kısıtlı sermayesi hem de üreticinin sattığı çayın bedelini tahsil edememe gibi kayıplar yaşanmıştır).
Bu yapı yeni ürün bulma, ar-ge yapma, daha nitelikli ürün üretme, ambalaj-pazarlama arayışlarını engellemektedir.
Çay piyasasını düzenleyen kanun 5 maddelik kanun (sadece 2 madde çay konusu ile ilgili hüküm içeriyor) 1984 yılının şartları ile hazırlanmış ve bugünkü ihtiyacı karşılamanın çok ötesindedir ve bir türlü yenilenememiştir.
Çay sanayiinde yaşanan sorunların bir kısmı bu kanunun günün ihtiyaçlarına cevap verecek düzeyde güncellenememesinden kaynaklanmaktadır.
**
Özetle; yaş çay fiyatları bir taraftan çay tarımı yapan aileleri, sanayicinin üretim maliyetlerini, diğer yandan da günün her saatinde vazgeçilmezi olarak çay tüketenleri yakından ilgilendirmektedir. Geniş perspektiften bakıldığında (makro ekonomik gelişmeleri de ekleyerek) açıklanan fiyatın yetmez ama evet cevabını verebileceğimiz bir fiyat olduğunu belirterek bitirelim.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.