Türkiye Yapay Zekâ Zirvesi… Selçuk Bayraktar konuşuyor… Bizce tarihe geçecek bir konuşma. Mutlaka izleyin: https://l1nq.com/kwe29tr Bayraktar konuşmasına şöyle giriş yapıyor: “Bundan yaklaşık 30 yıl önce insanlığa bir teknoloji ütopyası satıldı. İnternetin sınırları kaldıracağı, bilginin serbest dolaşımının dünyayı eşitleyeceği ve sivil teknolojilerin küresel barışı getireceği söylendi. Oysa bugün görüyoruz ki, bağımsızlığımızı tehdit eden en büyük unsur sınırlarımıza yığılan konvansiyonel ordular
Türkiye Yapay Zekâ Zirvesi…
konuşuyor… Bizce tarihe geçecek bir konuşma. Mutlaka izleyin:
Bayraktar konuşmasına şöyle giriş yapıyor: “Bundan yaklaşık 30 yıl önce insanlığa bir teknoloji ütopyası satıldı. İnternetin sınırları kaldıracağı, bilginin serbest dolaşımının dünyayı eşitleyeceği ve sivil teknolojilerin küresel barışı getireceği söylendi. Oysa bugün görüyoruz ki, bağımsızlığımızı tehdit eden en büyük unsur sınırlarımıza yığılan konvansiyonel ordular değil; tedarik zincirlerimize, veri merkezlerimize ve doğrudan cebimizdeki cihazlara sızan tekno kapitalist küresel tahakkümdür.”
Bu sözleri sarf eden herhangi biri değil. Yerli ve millî insansız hava araçlarıyla (
) ezber bozan, millî savunma sanayimize çağ atlatan
’ın sözcüsü
…
,
University of Pennsylvania
ve
Massachusetts Institute of Technology
’deki (MIT) eğitimlerinin ardından 2007’de yurda dönen,
Bayraktar TB2, AKINCI, TB3
ve ülkemizin ilk insansız savaş uçağı
gibi stratejik hamlelere imza atmış, vizyonunu uzaya dikmiş,
aracılığıyla milyonlarca gence ilham kaynağı olmuş bir münevver, bilim ve iş insanı…
Bayraktar’ın “Hürriyet ve İnsan Onuru” başlıklı konuşmasının doruk noktasını oluşturan bölüm şöyle: “Bugün küresel devler yüz binlerce işlemciyle insanlığın tüm verisini harmanlayıp orantısız bir güç elde ediyorlar. Peki Türkiye gibi ülkeler, dost ve kardeş uluslar kısıtlı kaynaklarıyla bu dev tekellerle nasıl rekabet edecek? Bizim yapmamız gereken aynen İHA ve SİHA serüvenimizde yaptığımız gibi bugüne değil, geleceğe odaklanıp, başkalarının belirlediği kuralları takip etmek yerine paradigma dönüşümünü yaparak yepyeni bir kırılım yakalamaktır.”
Bayraktar şöyle devam ediyor: “Yapay zekâ teknolojisini hegemonik bir biçimde elinde tutmaya çalışan dev tekeller, neredeyse insanlığın sahip olduğu tüm enerji kaynaklarını tüketecek devasa bir işlem gücü talep ediyorlar. Oysa; enerji kapasitesi 20 watt'ı dahi aşmayan insanoğlu o muazzam beyniyle kâinatın en derin şifrelerini kırdı. Harezmi de İbn Sina da Newton da Maxwell de hatta hocamız Ord. Prof. Dr. Cahit Arf da terawattlarca enerji tüketen ruhsuz bir veri merkezine değil, o mucizevi insan beynine sahiptiler.”
Selçuk Bey, mucizevi insani düşünme mekanizmasının, insanlığın bilimsel birikiminin üzerine inşa edilmiş, fiziksel alemi de içeren dilin yapısını ve düşünsel yeteneklerin yapı taşlarını merkeze alan
melez yapay zekâ modellerine
aktarılması gerektiğini vurguluyor.
Yapay zekâ algoritmalarının insanı eroine benzer bir
sokarak
hürriyetinden kopardığını
, insanı hızla
söyleyen Bayraktar, bu ruhsuz materyalizme karşı tarihi bir duruş sergileyerek, "Bizim gayemiz insanın makineleştiği değil, teknolojinin insana hizmet ettiği adil bir dünya inşa etmektir. Hafızası olan ama hatırası olmayan, rakamların ruhsuz labirentine sıkışmış bir istatistik yankısından ibaret olan yapay zekâyı, insan onurunu ve şuurunu yücelten bir imkân olarak görmeliyiz." diyor.
Konuşmasında,
Millî Dijital Bağımsızlık
kavramının altını kalın çizgilerle çizen Bayraktar, verilerin küresel tekellerin sunucularında toplanmasını
modern dünyanın gönüllü kölelik fermanı
ve
ulusların egemenliğine vurulmuş sinsi bir darbe
olarak nitelendiriyor.
Bayraktar’a göre dijital bağımsızlığın yegâne teminatı; verinin ülkemiz kurumlarında ve sınırları içinde kalacağı, algoritmaların mahremiyeti koruyarak öğreneceği bir ekosistemdir.
Yapay zekâyı dost ve mazlum halklarla paylaşarak
insani bir teknolojik dayanışma ittifakı
kurmanın önemine değinen Bayraktar, doğru yönlendirilen bir yapay zekânın kanser gibi hastalıklara çare bulmada, eğitimde fırsat eşitliği sağlamada ve gelir adaletsizliğini azaltmada insanlığın refahını artıracağını vurguluyor.
Tüm bu dönüşümlerin yolu açık, milletimizin dijital geleceği özgür olsun!
Yapay zekânın iş dünyasına ve yönetim kültürüne etkilerinin insan odaklı bir vizyonla ele alındığı,
ve
iş birliğiyle düzenlenen “Yapay Zekâ, Liderlik ve Dijital Kültür” buluşması, iş dünyasının önde gelen kadın liderlerini bir araya getirmiş.
Mastercard Doğu Avrupa Bölge Başkanı
ve Vakko Grup CEO’su
’in ev sahipliğinde düzenlenen buluşmada dikkat çeken unsur, kadın liderlerin yapay zekâya ve dijitalleşmeye yaklaşımları. Katılımcılara göre, algoritmaların tek başına yetersiz kalacağı ‘gri alanlarda’ insanın ikame edilemez değeri öne çıkıyormuş.
Güner düşüncesini çok net ortaya koymuş: “Teknoloji ne kadar hızlanırsa hızlansın; duygusal zekâ, estetik bakış açısı ve kültürel derinlik kurumlar için en büyük farkı yaratmaya devam edecek.”
Yasemin Bedir ise yapay zekâyı, kurum kültürlerini ve karar alma mekanizmalarını kökten değiştiren bir
olarak nitelendirmiş. Bedir’e göre, yeni dönemin liderlik kodlarında çeviklik ve veri okuryazarlığının yanı sıra
ve
insani bağ kurabilme yeteneği
en kritik kriterler…
Konuk konuşmacı
ise “Dönüşüm: Zekâ ve Liderlik” başlıklı sunumuyla vizyoner bir ufuk turu yaptırmış. Büyükşener, yaşayan sistemlerin dijital kopyasını çıkaran
teknolojilerinden, biyolojik ölümden sonra bilincin veri olarak sürdürülmesini hedefleyen
kavramına kadar geleceğin başlıklarını masaya yatırmış.
Bizce etkinliğin en önemli saptaması, teknolojinin soğuk ve mekanik geleceğinin insanın benzersiz duygusal yetenekleriyle dengelenmesi gerekliliğiymiş. Denge, hayatın her alanında olduğu gibi, burada da bizi kurtaracak, en önemli
gibi görünüyor…
#teknoloji
#bağımsızlık
#Türkiye