
MİT’in Cumhurbaşkanı’na bağlanmasındaki amaç, tamamen ülkenin genel güvenliği, toprak bütünlüğü ve topyekün milleti hedef alan her türlü iç ve dış tehdidi bertaraf edebilecek bir istihbarat yapılanmasını gerekirse yeniden oluşturmak diyebiliriz. FETÖ’nün dış destekli kanlı kalkışma veya darbe teşebbüslerinin önlenememesiyle ortaya çıkan istihbarat zafiyetinin bir daha tekrarlanmaması ve istihbaratın kurumsallaşması adına her türlü hukuki, teknik ve ekonomik desteğin sağlanması da çok önemli. Ancak İstihbarat birimlerimizin, Batılı ülkeler seviyesini yakalaması veya geçmesine karşın ABD ve bazı Batılı ülke gizli servislerinin Türkiye’yi siyasi istikrarsızlığa ve KAOS’a sürüklemek amacıyla FETÖ ve PKK başta olmak üzere terör örgütlerine destek vermesi şüphesiz MİT için birinci dezavantaj. İkinci dezavantaj ise MHP hariç diğer muhalefet partilerinin MİT’i güçlendirmek amacıyla çıkan bütün kanunlara kamu yararı ve milli güvenlik açısından katkı sağlayacak yeni teklif ve pozitif eleştirilerde bulunmak yerine akıl almaz bir şekilde ihanet derecesinde Batı’nın psikolojik harp söylemleri ve algı operasyonlarına alet olmalarıdır. 2014 yılında MİT’i güçlendirmek amacıyla yapılan kanun değişiklikleri, Paralel Yapı(FETÖ) ve 28 Şubat medyası tarafından, Başbakan Erdoğan ve MİT’i hedef alan inanılmaz asparagas haber yorum ve kara propaganda yöntem ve söylemlerine dönüştürülmüştü. Bu söylemler içinde en önemlisi MİT’e iç operasyon yetkisi verildiğine yönelik çarpıtmaydı. Doğrusu yeni kanun taslağında MİT’e dış operasyon yetkisi verilmiş olup, iç operasyon yetkisi yalnızca casusluk suçlarında ve devlet sırrının ifşasında söz konusuydu. Türkiye”nin caydırıcı gücünü arttırmak gayesiyle terörle mücadele ve milli güvenliğe ilişkin konularda, Bakanlar Kurulu kararıyla, MİT'e dış operasyon yetkisi verilmesi ulusal güvenliğimiz açısından önemli ve yerinde bir karar olmuştur. MİT’in Cumhurbaşkanlığı’na bağlanması sonrasında ülkemizde, darbe kalkışma ve işgal girişimlerine karşı dış desteği kesmek ne kadar önemliyse, içimizdeki uzantıları etki ve nüfuz ajanlarını deşifre edip yargı önüne çıkarmak da o kadar önemlidir. İstihbarat jargonunda İKK “Savaş ve barış zamanlarında espiyonaj, sabotaj ve yıkıcı faaliyetler yoluyla karşı ve yabancı istihbarat servisleri ve yerli işbirlikçilerinin (Etki ajanı-Nüfuz ajanı)zararlı faaliyetlerinin tespiti ve etkisiz hale getirilmesidir. Küresel ve bazı Batılı ülkelerde İKK faaliyetleri devletin güvenliği açısından Genel İstihbarat Kurumu”ndan ayrı ve özel olarak düzenlenmiştir. 21. Yüzyıl'da bu ülkeler ulusal güvenliklerine yönelik küresel tehdit değerlendirmelerini ve bu tehditlere karşı alınacak tedbirleri düzenleyen İKK faaliyetlerini daha da detaylandırarak, hedef kurumlar içerisinde ayrı ayrı birimlere yüklemişlerdir. MİT‘in yeniden yapılandırılmasıyla ilgili MİT raporu şu anda Cumhurbaşkanı’nın masasında. Türkiye’nin öncelikle geçmiş yıllarda BATI’lı istihbarat servislerinin etkisinde İKK birimlerini zayıf ve güçsüz tuttuğu biliniyor. Şu anda İstihbarat’ta yapılması gereken en önemli konu İKK birimlerimizi süper bir hızla güçlendirmek. Mümkün olan en kısa süre içinde de İKK birimlerini Genel İstihbarat Kurumu'ndan müstakil olarak ayrı ve özel bir ‘Genel Müdürlük’ haline getirmektir. Zira Türkiye’de şu anda çeşitli kisvelerde casuslar ve ajanlar cirit atıyor.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.