Cevaplar

00:009/04/2000, Pazar
G: 11/09/2019, Çarşamba
Hayreddin Karaman

Hollanda''da cezaevlerinde ve hastanelerde hizmet veren bir imam kardeşimizin sorularına cevap vermeye çalışacağım:1. Yurt dışına geçici olarak çalışmak için gidenlerin önemli bir kısmı dönmemek üzere oraya yerleşmiş bulunuyorlar. Bu değişim bazı yeni ihtiyaçları da beraberinde getiriyor; önceleri Türkiye''de ev, dükkan vb. alanlar şimdi yeni yerleştikleri yerlerde bunları almak istiyorlar, eskiden başkalarının yanında çalışanlar şimdi kendi işlerini kurup başkalarını çalıştırmayı deniyorlar. Avrupa

Hollanda''da cezaevlerinde ve hastanelerde hizmet veren bir imam kardeşimizin sorularına cevap vermeye çalışacağım:

1. Yurt dışına geçici olarak çalışmak için gidenlerin önemli bir kısmı dönmemek üzere oraya yerleşmiş bulunuyorlar. Bu değişim bazı yeni ihtiyaçları da beraberinde getiriyor; önceleri Türkiye''de ev, dükkan vb. alanlar şimdi yeni yerleştikleri yerlerde bunları almak istiyorlar, eskiden başkalarının yanında çalışanlar şimdi kendi işlerini kurup başkalarını çalıştırmayı deniyorlar. Avrupa ülkelerinde devlet veya bankalar, vatandaşı iş, mesken, araba edinmeye, dolayısıyla bu sektörleri teşvik etmeye yönelik krediler veriyorlar, kredilerin faizini de vergi yoluyla devlet ödüyor. Buralarda yaşayan din kardeşlerimiz sık sık soruyorlar: Bu kredileri almak caiz midir?

Biz, ister yurt içinde olsun ister yurt dışında, teşvik kredilerinin alınmasının caiz olduğunu defalarca söyledik ve yazdık. Dayanağımız ise şudur: Teşvik kredisi reel faiz içermez, faiz adıyla alınan rakam fazlalığı enflasyon oranının altındadır veya ona eşittir; bu durumda devlet (ve onun adına banka) değer bakımından verdiğini geri almaktadır, reel faiz yoktur. Müslümanlar teşvik kredilerini almalı ve ne maksatla veriliyorsa orada kullanmalıdır. Yurt dışında bankalar yine teşvik amaçlı, fakat az da olsa reel faiz içeren krediler vermektedirler. Oralarda yaşayan Müslümanlar bu kredilerden de şu şartlarla istifade edebilirler: 1. Krediyi mesken, binek gibi gerçek ihtiyaçlar için kullanmak ve bunları edinmek için kendi paraları bulunmamak. 2. Kredi ile orada yaptıkları iş sonucunda kendileri kazançlı çıkmak. Yurt içinde (Türkiye''de) verilen mesken ve araç kredilerini almanın caiz olması da bunların teşvik kredisi olması (faiz yoluyla paradan para kazanmaya değil, belli sektörleri teşvik etmeye ve vatandaşların asli ihtiyaçlarını sağlamayı kolaylaştırmaya yönelik, bu maksatla veriliyor olması), eğer reel faiz ihtiva ediyorsa alanın buna gerçek mânada muhtaç olması ve ihtiyacını başka bir kaynaktan aynı şartlarda karşılama imkanından mahrum bulunması şartına bağlıdır.

2. Doktorların "Bu hasta tıbben ölüdür, kalbini makinalar çalıştırmaktadır" dedikleri hastanın makinalarını durdurmak, çekmek, vücudu ile alakasını kesmek caizdir. Bu makinalar çekildiği halde kalbi çalışan bir hasta olursa onun kalbini durduracak bir müdahalede bulunmak caiz değildir. İnsan beyni ve kalbiyle bir bütündür, bu ikisi çalıştığı takdirde "insan olarak yaşayan bir varlık" sözkonusudur. Dışarıdan yapılacak tedavi müdahaleleri bu iki organın normal çalışmasını sağlamaya yönelik olmalıdır. Kalp durduktan sonra beyin çalışmaz. Beyin öldükten sonra -onun yeniden hayata dönmesi mümkün olmadığı halde- makina ile kalbi çalıştırmak ise, insanı mumyalayarak bedeninin çürümesini engellemeye benzer; bu bir insan hayatı değildir. Öte yandan bir insanın kalbi ve beyni ölmediği halde ölümcül bir hastalığı bulunduğu ve acıya dayanamadığı için öldürücü bir müdahalede bulunmak caiz değildir.

3. Bir Müslüman erkek evine girdiğinde eşini, yabancı bir erkekle çirkin vaziyette yakalarsa ne yapabilir?

İslam hukukunun yürürlükte olması halinde hakime başvurur, lânetleşme (mülâane) talep eder, taraflar "yalan söyleyene ...lâneti olsun" mealinde beşer kere yemin ederler, kadın itiraf ederse, yaptığının cezasını çeker, itiraf etmez ve yapmadım diye lânetli yemin ederse hakim evliliğe son verir. Zina etmekte olan bir kadını eş olarak almak ve onunla karı koca olmak caiz değildir, tövbe ve nefsini ıslah etmiş bir kadınla ise evlenmek, evli kalmak caizdir. Karısını zina halinde yakalayan koca onu, kendi başına cezalandıramaz.

4. Hapishanelerde, mahkumlara bilgi ve eğitim vermek maksadıyla Cuma namazı kıldırmakta bir sakınca yoktur. Cuma için okunan ezanı duyan Müslümanlar bir cemaat teşkil edebiliyorlarsa ve içlerinden biri de imam olabiliyorsa Cuma''yı kılarlar.