
Bir futbol takımı 3. lige yükselince sâhada saf tutarak iki rekat namaz kılmışlar, arkasından da diğer yenen takımların yaptıkları gibi hoplayıp zıplayarak, sâhada tur atarak sevinçlerini ifade etmiş, zaferlerini kutlamışlar. Bu olay bizim dışımızda bir ülkede olsa çok tabîî bulunur, fazla ilgi çekmez, görülür geçilirdi. Biz nev''i kendine mahsus bir ülke ve toplum haline geldiğimiz, ne doğulu ne batılıl, ne müslüman ne gayr-i müslim... olduğumuz için bunu da mesele yaptık. Derhal savcılık harekete geçerek "sâhada namaz olayında" bir suç unsuru olup olmadığını araştırmaya koyuldu. Medya bir yandan "rejim muhafızlarına", bir yandan da hocalara (İlâhiyatçılara) başvurarak olayın çeşitli yönlerini aydınlatmaya (değil, didiklemeye, öküzün altından yeni doğmuş bir buzağı çıkarmaya, şapkadan güvercin çıkarmaya da denebilir) çalıştılar. Her ağzı olan konuştuğuna göre biz de birkaç cümle yazalım dedik.
Laiklik, hukuk, hak ve özgürlükler, demokrasi yönünden meseleye bakıldığında görülen manzara şudur: Bir dine inanan kimseler, inançlarına uygun ibadet ve ayini, tek başlarına veya toplu olarak serbestçe yaparlar. Devlet, belli bir dini veya din kurallarını göz önüne alarak ibadeti değerlendiremez, doğru veya yanlış diyemez, bu bakımdan soruşturma da açamaz. Eğer yapılan ayin veya ibadet başkalarının hak ve özgürlüklerine zarar verirse, kamu düzenine, sağlığına, yararına, umumi ahlaka aykırı olursa engeller. Sâhada namaz kılanlar diğer futbolcuları veya seyircileri yahut da bütün vatandaşları sâhada namaz kılmaya zorlarlarsa bu eylem laikliğe aykırı olur, kimseyi zorlamadan, "herkes böyle yapmaya mecburdur" demeden ibadet ederlerse bu, laik-demokratik sisteme aykırı olmaz, rejim için tehlike teşkil etmez. "Başkalarına örnek olur, gençler imrenebilirler, bu bakımdan rejim için tehlike teşkil eder" diyecekler çıkarsa onlara Türkiye''nin bir İslam ülkesi olduğunu, burada yaşayan insanların yüzde doksan dokuzunun müslüman olduklarını, yüzde yetmiş, sekseninin eksik veya tam olarak namaz kıldıklarını, namazın kötü bir davranış örneği olmadığını, namaz kılanların kötü olmalarının daha zor olacağını... hatırlatmak gerekir. İslamcı, milliyetçi, medeniyetçi -her ne ise- olan kimselere de millet ve memleket için kötü örnek ve tehlikeli olan nice açık davranışları engellemeyi niçin düşünmedikleri hatırlatılmalı.
Bazılarının "aynı şeyi, benzerini Amerikalı, Avrupalı sporcular da yapıyorlar" demelerini, onların davranışlarını meşruluk delili olarak göstermelerini de kendine güvensizliğin, kendisi olamamamanın, aşağılık duygusunun tipik bir tezahürü olarak görüyorum. Başkası yapsın veya yapmasın biz, bizim için -bizim değerlerimize göre- meşru, doğru ve güzel olanı yaparız. Başkaları da bundan isterlerse ders ve örnek alırlar, istemezlerse kendi uygulamalarında kalırlar; bu onların bileceği şeydir.
Gelelim hocalara: Tabii hepsi değil, ama bir kısmı konjontüre, durum ve vaziyete göre cevap vermeye bayılıyorlar. Bunlara göre dince doğru olan, siyasi veya başka otoritelerce doğru olandır, istenendir. Madem ki bu namazda suç unsuru aranmaya başlanmıştır şu halde dince de bunun makbul (değilse, pek makbul) olmadığını söylemeli, ihtiyat redbirini almalıdır. Neymiş efendim, "şükür namazı böyle olmazmış, o bir secdeden ibaretmiş, sâha temiz değilmiş, orayı çiğneyen ayaklar ve ayakkabıları kimbilir nereye basmışmış, nafile namaz evlerde, gözlerden uzak ve gizli yerlerde kılınırmış. Peygamberimiz böyle yaparmış, bu namazda bir şov tarafı varmış..."
İslam''a göre yeryüzü mesciddir, temiz olan her yerde namaz kılınır.
Pis olduğu bilinmeyen yer temizdir.
Futbol sâhası hela değildir, elbette temizdir.
Pisliğe basan kimse bir müddet temiz yerde yürüyünce ayakkabılar dince temizlenmiş sayılır.
Müslümanlar Allah''a şükürlerini ifade etmek üzere istedikleri zaman ve yerde, istedikleri kadar namaz kılabilirler, bu meşrudur.
Peygamberimiz nafile (farz ve vacip olmayan) namazları evde, camide, sahrada, bineğinin üstünde... kılmıştır.
Peygamberimiz nafile namazların bir kısmını evlerde kılmamızı isterken "evler mezara dönmesin, oralarda da namaz kılınsın" diye bunu istemiştir. O çağda namaz her yerde kılınıyor, İslam''ın sembolleri âfâkı kaplıyordu. Şimdi mezara dönen yer ev değil, ülke zeminidir.
Bir kimse bir ibadet yaptığında ona "şov yapıyor" demek kötü zandır, kötü zan İslam''da menedilmiş, çirkin bulunmuştur.
Hocalar sahada kılınan namazın doğru ve iyi olmadığını isbata uğraşacak yerde, hem sahada hem de türbünlerde yapılan çeşitli çirkinlikleri dile getirseler bu onlara daha ziyade yakışır.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.