
Ben Ekrem hocadan dinledim. Ve ona dedim ki “çaldı isem miri mal çaldım” fehvasınca ben bunu çalaram ve “götürü bazar” sataram. Eksiğiyle artığıyla alan bulunur elbet.
Derler ki bir gece Şeyh Sanan, meclisi kurup dervişleriyle meşkin, zikrin, lütfun lezzetini alıp uykuya varmıştır. Uykuya varınca bir tuhafça rüya görüp hoplayıp uyanmıştır. Ve şöyle demiştir: “Anlaşıldı, Yusuf o kuyuya düşecek.”
Dur bakalım orada.
Sen şimdi benim sana hikayenin orasını anlatacağımı düşündün değil mi? İşte Şeyh Sanan rüyasında bir Rum güzeli görecek, onun peşine düşüp meftunu olacak, Rum kızı “o iş olsun diyorsan şarap içip, zünnar takıp domuz otarman lazım gelir” diyecek, Şeyh Sanan da kızın cümle isteklerine ram olup “söyle Rabbin kimse ona tapayım” diye ünleyecek Rum dilbere. Bunun üzerine cümle dervişan Şeyh Sanan’ı “şüphesiz şeyhimiz yoldan çıktı” deyip terk edecekler de işte bir mürit, teslimiyet dersi verircesine “eya madem ki şeyhimiz şarap içti siz niye içmediniz?”, “madem şeyhimiz zünnar kuşandı, siz niye kuşanmadınız?”, “madem şeyhimiz domuz otardı da siz niye otarmadınız?” diyerek hem şeyhi kurtaracak hem de diğer müridanı öyle mi?
Eh, işin magazini öyle elbette ve azıcık düşünürsen çok ibret var o magazinde de lakin işin bir başka tarafı da var. Bu, odur.
Şeyh Sanan “anlaşıldı, Yusuf o kuyuya düşecek” diyerek uykusundan uyandığında kendisini bekleyenin bir imtihan, hem de pek çetin bir imtihan olduğunu bir anlığına olsun düşünmemiştir. Çünkü Yusuf’un kuyuya düşmesi imtihan değil, kemalat meselesidir. Yusuf’un kuyuya düşmesi olgunluğunu, kemalini tamam etmek içindir.
Hazreti Yusuf’un o kuyuya düştüğünde kemalatını nasıl ikmal ettiği malumdur. İstediğini sadece Allah’tan istediğinde başına gelen de malumdur, isteği için araya aracı koyduğunda neler olduğu da malumdur.
İyi de, Şeyh Sanan’ın kuyusu nedir ve hikayedeki olgunluk nerededir?
Aç kulağını da iyi işit. İncelikli bir meseledir ve de dikkat lazım gelir.
Derler ki Şeyh Sanan’ın müridanı şeyhlerini ikna için son derece talihsiz bir cümle kurmuşlar: “Efendim, bu hali başkalarına nasıl izah ederiz?”
Hatta derler ki Rum dilberinin emirlerinden bir an dönmeyen ve müritlerinin her türlü ikna çabasına kulak tıkayan Şeyh Sanan “bu hali başkalarına nasıl izah ederiz?” sorusuna kulak kabartır gibi olmuş.
İnsan teki “öteki”nin gözündeki hali için türlü donlara girip türlü dolaklar giyer. Şeyh Sanan’ın kuyusu da tam olarak budur işte. O kuyudan çıkmasının yolu da “izahı olmayan bir hale düçar olmaktır.” Çünkü bilinen şeydir ki “öteki cehennemdir.”
Kimileri Şeyh Sanan’ın bu haline “melamet hırkasın giymek” dedi malum. Ben bilmem o nece bir hırkadır.
Ben sadece bilirim ki rızası gözetilecek olan bellidir ve tektir. Ve ben bilirim ki O’nun da muradı böyledir.
“Muradı böyle, ah kalk gidek kardaş muradı böyle muradı böyle, ah ben derdimi felekten sordum, felek dedi gardaş bu derdin muradı böyle” diyor ya o uzun havada, bu hava da pek uzun. Yazan bilmiyor havanın makamını. Bilse yazmaz. Yazıyorsa anla ki bilmez.
Allah. Eyvallah.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.