|
Miki mouse tişörtü

14 yaşında bir çocuk, 28 Şubat"ın o saçma sapan atmosferinde idamla yargılanıyor. Suçunu, kendisini yargılayan geri zekalı hukuk sistemi dahil kimse bilmiyor. Bilinen şu: Genelkurmay"ın etkili ve yetkili isimleri emrettiğinden ve "dönemin şartları öyle gerektirdiğinden" o lanet olası kalem kırılacak!

Karar duruşmasının önceki gününde 14 yaşındaki çocuğun annesi, oğluna şöyle diyor: "Oğlum, miki mouse tişörtünü giy de hakim senin çocuk olduğunu anlasın!"

Davanın hakimi, belki utancından, belki içinde kalan son insanlık kırıntısına yenik düşmemek için karar duruşmasında "miki mouse tişörtü giyen" çocuğun yüzüne bir kez olsun bakmıyor ve o kalem kırılıyor.

28 Şubat sürecinde "Çeçenistan cihadına destek gösterisine katılmak suçundan" idamına karar verilen o çocuğun adı Yakup Köse. Ve şimdi o Yakup Köse, Metris ve Bandırma cezaevlerinde eş zamanlı olarak düzenlenen "Noel Baba" adlı düzmece operasyondan dolayı 32 arkadaşıyla birlikte ceza almanın eşiğinde. Karar, Yargıtay 9. Ceza Dairesi tarafından 25 Aralık 2013 günü açıklanacak.

Nedir "Noel Baba" operasyonu? Şudur: Balyoz, Ergenekon v.b davalardan yargılanan (bazıları ceza alan) ve o yıllarda 28 Şubat"ın başrollerinde oynayan "artistlerin" uydurduğu bir tiyatrodur. Operasyon kapsamında İbda-C koğuşlarına G3"lerle girilmiştir. Uyarı ateşi falan değil, doğrudan "öldürmek" kastıyla ateş açılmış, 1 kişi şehit düşmüş, 20"ye yakın insan yaralanmıştır.

Örneğin Ergenekon sanığı Okan İşgör, dava kapsamında verdiği ifadede "Noel Baba Operasyonu"nun düzmece bir operasyon olduğunu" beyan etmiştir. Örneğin o dönem Bandırma"da görev yapan ve "öldürmek için sıkın" emrini veren komutanın ofisinden yıllar sonra "Fatih Camiini bombalama" planları çıkmıştır.

İşte 25 Aralık"ta Yargıtay 9. Ceza Dairesi"nin kararını vereceği dava, "psikopat 28 Şubat aktörlerinin" dizayn edip sahneye koyduğu bu tiyatro-operasyonda "silah bulundurma ve mukavemet" davasıdır. 32 insan 7 ila 17 yıl arasında yargılanmaktadır. Nerden baksan tutarsızlık, nerden baksan ahmakçadır.

Soru şu: Bu dava, tozlu raflardan indirilip niçin hızlandırılmıştır? Her fırsatta "28 Şubat"ı bitirmekle" övünen (bence büyük oranda da bitiren) AK Parti iktidarı, maalesef "28 Şubat mağdurlarının özgürlüğü için gereken adımları bir türlü atmadığı için.

Ne demek bu? Dilim döndüğünce anlatayım. Salih Mirzabeyoğlu ve Nurettin Kayan gibi "simge" haline gelmiş 28 Şubat tutsaklarının bir türlü salıverilmemesi, "28 Şubat bin yıl sürecek" diyen dinozorların iştahını kabartmıştır.

Efendiler! 28 Şubat dediğiniz herze, 28 Şubat yüzünden hapislerde tutsak olarak yatan insanlar özgürlüğüne kavuşturulmadan bitmez. Yakup Köse, Tayyar Tercan, Halil Kantarcı ve arkadaşları bu saçma sapan davadan beraat etmeden bitmez. Hukuktan anlamam, ama adalete birazcık kafam basar ve adalet duygum bana der ki: "İşlemediği bir suç yüzünden içeri alınan ve içerde kendilerine öldürme kastıyla ateş açılan insanlar, işlemedikleri bir başka suç yüzünden yeniden içeri atılamaz!"

Anlamayanlar için başka türlü anlatayım. Çalmadığınız bir elma yüzünden cezalandırılırken yine çalmadığınız bir armutu çalma suçlamasıyla yeniden cezalandırılırsanız bunun adı "adalet" değil "garabet" olur.

İmdi iş bu halde, "Fırat"ın kenarındaki bir kuzudan da ben sorumluyum" diyen Sayın Başbakan"a açık çağrımdır. Sayın Başbakanım! Fırat"ın kenarına kurulmuş hapishanelerde yüzlerce insan suçsuz yere "kuzu kuzu" yatmaktadır. Anlaşılan o ki bu mağduriyeti ortadan kaldırmak, kendilerini "hukukun temsilcisi" gören savcı ve hakimlerle mümkün görünmemektedir. Bu konuda adaleti sağlamak "siyasi otoriteye" düşmektedir.

Afiş astığı, poşu taktığı, zafer ya da İbda işareti yaptığı, düşündüğü, yazdığı, şiddet içermeyen gösteriye katıldığı için hapishanelerde yatan Kürtler, İslamcılar, Ulusalcılar sizden "adaletin tecellisini sağlamanızı" bekliyorlar.

Sayın Başbakanım! Siz de hapishanede "suçsuz yere" yattınız. Ne istediğimizi en iyi siz anlarsınız. Biz sizi bu sefer ve bu konuda artık "anlayışla karşılamak" istemiyoruz. Somut, gözle görülür, elle tutulur adımlar bekliyoruz. 28 Şubat sürecini gerçekten bitirmenizi istiyoruz. Çok şey mi istiyoruz?

Ne diyordu Hz. Ali (r.a) Efendimiz: "Gerçek dost, sıkıntılı zamanda imdada yetişendir!"

11 yıl önce
Miki mouse tişörtü
Izdırabın boyutu
Enflasyonun zengin ve yoksulları
Bölüm sonu canavarı: Enflasyon
Avrupa’da sağın yükselişi ve Amerikan başkanlık seçimleri
Avrupa tamir edilebilir mi?